Kassel’de korona eylemleri ve göstermedikleri

Foto: Yeni Hayat

Yüksel Dalyan / Kassel

Covid 19 ya da korona yılları olarak hafızalarda kalacak kimi eylemlerden biri de 20 Mart 2021’de Kassel’de yaşandı. Hükümetin ‘korona önlemlerini’ değişik şehirlerde protesto edenler bu kez de tüm Almanya çapında bir çağrı yaparak ’20 bin kişiyle Almanya’nın ortasında’ olacaklarını açıkladılar. ‘Dünya çapında özgürlük, barış ve demokrasi için yürüyüş’ çağrısı aynı zamanda da ‘aşı olmaya hayır’ çağrısıydı.

Sosyal demokrat ve Yeşillerin yönetimindeki Kassel yönetiminin ‘Korona hastalığının yayılmasına neden olacak’ diye yasaklaması üst idare mahkemesinin “Yürüyüş hakkı Anayasa’da garanti edilmiş bir haktır. Bu nedenle en fazla 6 bin kişiyle ve maske vs önlemlere uyarak eylem yapılabilir” şeklindeki kararı, şehir idaresinin verdiği kararı iptal etti.

Gösteri yapıldı, ama hiçbir mahkeme kararına uyulmadı. Göstericilerde maske yoktu, sosyal mesafe diye bir kurala uyulmadı. Sloganlar ve taşınan dövizler genellikle Merkel aleyhtarlığı, basın karşıtı, korona önlemleri bahanesiyle insanların özgürlüklerinin ellerinden alındığı ve bunun diktatörlük olduğu, sosyalizm karşıtı kimi dövizler ve bir çok Alman bayrağı yanında Alman İmparatorluk bayrakları da vardı.

Almanya’nın her tarafından gelen ve aralarında AfD (Almanya için Alternatif) adlı neonazilerin seçim partisinden, Reichsbürger (İmparatorluk Yurttaşları) adlı mevcut Almanya’nın vatandaşlığını reddeden aşırı milliyetçi bir grup, çeşitli neonazi grupları da Almanya çapında gösteriye çağrı yapanlardandı. Ancak resmi başvuru ‘Kassel’de bugüne kadar tanınmayan ve ilişki adresi olarak da başka bir şehirden adres veren ‘Freie Bürger Kassel- Özgür Kassel Yurttaşları’ idi.

GAZETECİLERE SALDIRDILAR

‘Yalancı basın’ sloganlarının da atıldığı gösterilerde, gazetecilere karşı tepki kimi gazetecilere karşı fiziksel saldırılara kadar vardı. Polis sözcüsü akşam saatlerinde yaptığı açıklamada “Bu kadar gösterici beklemiyorduk, olaylar çıkmasın diye müdahalede bulunmamaya çalıştık” diye polisleri ve bu kararlardan sorumlu Hessen Eyaleti İçişleri Bakanlığını savunmaya çalışıyordu. Oysa aynı polisler karşı göstericilere daha nazik davranmıyordu.

Bir grup bisikletçi pasif bir eylem olarak, bisikletleriyle bir yolu kapatmaya çalışmış, ancak hem göstericiler ve hem de polisler tarafından bisikletleri sağa sola fırlatılarak yol açılmıştı. Sosyal medyada yer alan bir fotoğrafta da bir polis memuru yanında sırtını sıvazlayan bir göstericiye elleriyle kalp işareti yapıyordu. Hiçbir kural tanımayan göstericilerden, özellikle aşırı sağcı grupların provokasyonları yüzünden polisin bir kavşakta kısa süreli bir su sıkma ve cop kullanma refleksinden sonra, herşey oluruna bırakıldı. Ortalıkta siren sesleriyle sağa sola giden polis araçları ve havada sürekli dolanan helikopterle durum idare edilmeye çalışıldı.

NORDSTADT PROVOKASYONU

14 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde Sol Parti’nin yüzde 40, Yeşiller’in yüzde 30, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) yüzde 21 oy aldığı ve göçmenlerin en yoğun yaşadıkları Nordstadt mahallesine doğru yürüyen bir grup Neonazi, ırkçı terör örgütü NSU tarafından katledilen Halit Yozgat ansına yapılan “Halit Platz” anıt meydanına kadar gelinceye kadar kimi sokaklardaki balkonlardan kafalarına kovalarla sular döküldü. Özellikle bu grubun yolunu kaybetmiş değil, bilinçli naziler tarafından yönlendirildiği açıktı.

Sosyal demokrat partili (SPD) milletvekili Timon Gremmels ‘bu yanlışlıkların hesabını’ CDU ve Yeşiller’den oluşan Hessen Eyalet hükümetinden soracaklarını söyledi, çünkü polisiye önlemler yeterince alınmamıştı.


Kimdir bu yürüyüşlere katılanlar?

Bu tür eylemlere katılanlar elbetteki sadece neonaziler, faşist partiler ve onların militanları değil. Yürüyüş boyunca aralarında dolaştığımız ve kimileriyle konuştuğumuz insanlar çok karmaşık bir profil çiziyorlar: Değişik meslek gruplarından ve ilginçtir değişik siyasi görüşlerden insanlar ve her yaş grubundan insanlar var aralarında. Çoluk çocuğuyla gelenler, kimisi barış güvercini, gökkuşağı bayrağını, kimi göçmenlerse ülke bayraklarını kapıp gelmişler. Konuştuğumuz bir gösterici “Ben işverenim, batmak üzereyim, işçilerimi çıkarmak zorunda kaldım, hepsi işsiz, bıktım artık bu önlemlerden” derken, biri de ‘aşı üzerine’ komplo teorilerinden sayılacak ilginç saptamalarda bulunuyordu. Arada ‘Ben nazi değilim, demokratik haklarımın budanmasına karşıyım’ diyenler de vardı. Bir ara aralarında dolaştığımız bir nazi grubudan “Sizi tanıyoruz..” tehditleri ve karşılıklı sataşmalar da eksik değildi. Ezoterikçiler, savaş ve şiddet karşıtları, barış yanlıları, kimi prensipten sistem karşıtları…

Envai çeşitten insan manzaralarıyla karşılaşmak mümkün. İşin ilginç yanı bu gösterilerin örgütleyicileri sağcı ve neonazi partiler. Malzemeleri ise sistemin önlem diye her gün değişik ve bir öncekinin yanlışlığını gösteren bir paketle çıkması, alınan önlemlerin ‘mantıksız’lığı ve olduğu söylenen tehlikenin normal vatandaş tarafından anlaşılır olmaması. Gerçekten bu arada demokratik hak ve özgürlüklerin kısıtlanması da işin cabası. Fabrikalarda üretim sürerken, toplu taşıma araçlarındaki ‘lebaleb’ kalabalıklarla okula giden öğrencilerden duraklarda sosyal mesafe kuralları beklemek… Hele son zamanlarda istifa etmek zorunda kalan bazı milletvekillerinin (Merkel’in CDU partisinden) maskelerden zengin olmaları, Almanya Sağlık Bakanının kendisinin kurallara uymaması vs de bunlara eklenince, insanlar kendilerini aldatılmış hissediyorlar.

Bu sadece Almanya’daki bir eylemde değil, son zamanlarda özellikle Avrupa’da gelişen bir hareketlilik. Birileri bunu kullanıyor, demek çözüm değil ya da Kassel’de olduğu gibi ‘Çok insan gelecek korona olurum’ diye evde oturup, cesaretli maskeli 500 kişiyle polis barikatlarını zorla aşıp, kuralları takmayan onbinlere ‘Naziler dışarı!’ demek çözüm değil.

%d Bloggern gefällt das: