“Canımızı hiçe sayarak, müşteriye temizlik sağlıyoruz”

Foto: Pixabay

ABBAS DOĞAN

Tren temizliği alanında açalışan ve bir işçi temsilcisi olan Turabi Karabulut ile pandeminin bir yılının ardından işçilerin çalışma koşullarını konuştuk.

Turabi Karabulut, koronavirüs salgını başladığında gerek işverenler gerek işyeri temsilcilikleri gerekse sendikanın işçilerin sorunları ile ilgilenmediğine dikkat çekiyor. Kağıt üstünde yapılan planlarla gerçeklerin birbiriyle uyuşmadığını anlatan Karabulut, alınması gereken önlemlerin lafta kaldığını vurguluyor.

Bir buçuk metre mesafe uygulamasının temizlik firmalarında uygulanmasının mümkün olmadığını söyleyen Karabulut, durumu şöyle anlatıyor: “Deutsche Bahn işçileri 5 ila 10 kişilik ekipler halinde bir vagonun içinde çalışıyor, o mesafeyi korumaları mümkün değil. Dinlenme odalarında birlikte yemek yeniyor. Hastalanan pek çok arkadaşımız oldu, ailelerini de tehlikeye attılar. Ölüm kalım mücadelesi verilirken işçilerden daha yüksek verim bekleniyor, ayrıca hastaneye sevk almamaları için baskı yapılıyor.”

İŞÇİLER HASTALANDI

Turabi Karabulut, sendikanın pandemi süresince işçi çıkartılmaması yönünde anlaşma yaptığını, ancak bunun da işçinin cebine yansıdığını aktarıyor. Bu kararın işçi ücretlerine zam yapılmaması karşılığında alındığını hatırlatan Karabulut, işkolunda kısa çalışma olmadığını, ancak bir tehdit olarak her zaman masada durduğunu söylüyor. Trenler ve tren istasyonlarında çalışanların hastalandığını belirten Karabulut, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir işçi arkadaşımızı kaybettik. Ağır hastalık geçirenler oldu. Keşmekeş durumundaydık, tam bir kaos yaşandı. Temizlik, hijyen de söz konusu değildi. Aksine kendi canımızı hiçe sayarak, yolcular, müşteriler için hijyen sağlıyoruz. Yerleri, tuvaletleri, koltukları, masaları temizlerken hangi virüslere maruz kaldığımız belli değil. Temizlik işçileri deyim yerindeyse kelle koltukta çalışıyor.”

GÜNDE BİR MASKE VERİYORLAR

Temizlik işçilerine günde sadece bir maske verildiğini söyleyen Karabulut, “belirli bir saatte maskeleri değiştirmek lazım. Fazla kişi oturmasın diye dinlenme odalarından sandalyeler çıkarıldı, dezenfektan konuldu. Ama çalışırken hep bir aradayız.” diyor.

Turabi Karabulut’a göre sendikalar da bu süreçte sınıfta kaldı. Karabulut, eleştirisini şöyle dile getiriyor: “İşçilerin hakkını savunmak, koşullarını iyileştirmek ve işçiye yön vermek için üzerlerine düşeni yapmadılar. İşverenin insafına bırakıldık. Adeta ölüm sessizliği yaşandı. Hiç değilse sendika üyelik aidatlarını düşürebilirlerdi. Onu bile yapmadılar.” diyor.