Düsseldorf Havalimanı temizlik işçileri sorunlarını anlatıyor

Düsseldorf Havalimanı’nda çalışan bir arkadaşın aracılığıyla Yeni Hayat gazetesini tanıdım. Değişik firmalardan arkadaşların kendi çalıştıkları işyerlerindeki sorunları gazete üzerinden paylaşmaları bizim için yararlı olmakta ve tecrübe edinmemizi sağlamakta. Ben de bu yazıda işyerimizde sorunlara ve gelişmelere değinmek istiyorum.
Havalimanı terminalinin temizlik işini önceden Klüh firması yapıyordu. Daha sonra 2018’de SASSE firması ihaleyi aldı ve firma kimine 1, kimine 2 yıllık ‚vertrag‘ yaptı. Yaklaşık 160 işçi çalışıyordu. İşçi temsilciliğimiz olmadığı için işveren istedigi kişiye istediği gibi çalışma planı sunuyordu. Örneğin kimine 4 pazar planlıyor, kimine de 1 pazar veriyordu.
Sesini çıkaranı ise cezalandırıyordu.
Bizim kazancımız düşük olduğu için pazar günü çalışmak ve yüzde 75 almak, geçimimiz için önemli olduğundan bizler de pazar günü çalışmak istiyorduk. Yoksa hiçbir işçi arkadaşımız pazar günü çalışmak istemez, ailesiye geçirmek ister.
Bazen ‚frei‘ olduğumuz gün işveren bize telefon açıp bizi işe çağırıyordu. ‚İşim var, gelemem‘ diyemiyoruz, çünkü bizi ya pazar günü işe planlayamayacak ya da vardiyamızı
değiştirecek diye korkudan ‚evet‘ demek zorunda kalıyorduk.
Üstelik bazen de dil sorunundan dolayı kendisini savunamayan birçok arkadaslarımız herşeye ‚evet‘ demek zorunda kalıyordu. Eğer ailesinden veya doktor termininden
dolayı işi varsa bir gün izin istemek veya kendi ‚frei’ının arkadaşıyla değiştirmek istemesi bile ustabaşının keyfine bağlıydı. Eşit davranılmıyor, işçileri küşük düşürüp kendisine itaat ettirmek isteniyordu.

Ustabaşı, bu sorunları görüşmek üzere odasına gittigimiz zaman bize karşı daha da saygısız davranıp ayaklarını masanın üzerine koyuyordu.

Pandemi dönemi başladığında birçok isletme bundan etkilendi. Havalimanları da bunların arasında. İşverenler de bunu fırsat bilip birçok işçiyi işten attı. Bizde de işç temsilciliği olmadığı için işveren 100’e yakın arkadaşımızı işten çıkardı.
Eğer temsilciliğimiz olsaydı, belki bu arkadaşlarımız içten atılmaz, en azından bu yılın sonuna kadar kısa çalışmada kalırlardı. Şu an yaklaşık 60 kişi çalışmaktayız.
Bunların bir kısmı evde, bir kısmı da işyerinde çalışıyor. Biz bu kalan arakasların da dönüşümlü olarak işe gelmesini gündeme getirdigimizde, bunu dikkate almadıkları gibi çalışan arkadaslarımızın üzerinde de baskı yapmaya başladılar.
Örneğin, Terminal A’da 5 arkadaşın işini şimdi 3 arkadaşa yaptırıyorlar. ‚Biz bu işi yetiştiremiyoruz‘ diyen arkadaşları ’sen evde kal o zaman‘ diye tehdit ediyorlar. Kısa çalışma döneminde çocuklu olanlara şu an yüzde 86 çocuksuz olanlara da yüzde 80 ödeme yapılıyor. Burada pazar ve gece ödemesi olmadığı için yüzde 20 veya 14 daha az ücret almak bizleri çok etkiliyor. Çünkü saat ücretimiz cok düşük. Bundan dolayı geçinemiyoruz.
Ev kirası icin müracaat ettigimiz zaman evin metrekaresi hesaplanıyor. Bazi arkadaşlarımıza ‚ev sana büyük evi değiştir‘ deniyor. Bundan dolayı kısa çalışma bizi bayağı etkiliyor.
Bunun için az daha olsa işe gidip çalışmak ve 100 euro fazla kazanmak bizim için önemli oluyor.
Yoksa bu hastalık ortamında gidip çalışmayı hiç kimse istemiyor.
Geçim sıkıntısının dışında biz işçilerin sağlıpı da hiçe sayılıyor.

2020 ağustos ayında bir kadın arakadaşımız yaklaşık iki hafta hep ‚Alte Fracht‘ diye havalimanı terminalinin dışındaki 4 katlı binada büroların olduğu bölüme planlanmıştı. Buranın işinin daha zor olduğunu tüm arkadaşlar biliyor.
Bu arkadaşımız o gün ustabaşına diyor ki ’neden hep beni oraya planlıyorsun? Bugün de başka birini gönderin.” Ustabaşı ise bağırarak arkadaşımıza, ‚o zaman eve git, çalışmak isteyen çok onları çağırırım‘ diyor. Arkadaşımız daz korkudan o bölüme gidip çalışıyor. Orada duşların olduğu yerde çalışırken kusmaya başlıyor ve yere düşüyor.
Kendine geldiğinde de korkudan ustabaşını aramıyor. O halde çalışıp işini tamamlıyor. Saat 14’de terminale gelip kartını basıyor ve orada yere yığılıyor.
Ambulans geldiğinde doktarlar kontrolda kalp krizi geçirdiğini söylüyorlar. Ambulans arkadaşımızı hastaneye götürürken ustabaşı ’sen yarın işe gelecek misin?‘ diye soruyor!

İşte biz işçilere verilen değer bu kadar.
İşyerinde daha birçok sorunumuz var. Bu mektubun bile uzun olduğunun farkındayım.
Belki ‚peki sonuç ne oldu?‘ diye soruyorsunuzdur.
İşçiler olarak birliğimizi kısmen de olsa sağladık ve işçi temsilciliğini kurma girişimini başlattık.
Seçim komisyonumuz kuruldu. 23 Mart’ta seçimimiz olacak. İşveren buna itirazda bulundu.
Bu gelişmeleri de bir dahaki mektubumuzda sizlerle paylaşacağız.

(Düsseldorf Havalimanı’ndan bir temizlik işçisi)