‚İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme sonuçsuz kalmamalıdır!‘

Alman Kadın Konseyi, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini kınadı ve Almanya ve Avrupa-Türkiye ilişkilerini etkilemesi çağrısında bulundu. Kadın Konseyi, „AB Dışişleri Bakanları ve Birlik Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bugünkü AB Konseyi toplantısında Avrupa’daki feminist barajın yıkılmasına kararlı bir şekilde karşı çıkmalıdır.“ açıklamasını yaptı.

Konsey başkanı Mona Küppers; „İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kadın hareketinin kadına yönelik şiddeti tüm çeşitliliğiyle yasadışı hale getirme yönündeki onlarca yıllık çabalarının sonucudur. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi şok edicidir. Ama ne yazık ki şaşırtıcı değildir. Dünya çapında, Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler arasında, AB içinde ve Almanya’da da kadın hakları saldırı altındadır. Ancak bunlar pazarlık konusu olamaz.”dedi.

Alman Kadın Konseyi’nin açıklamasında; „İstanbul’da Avrupa Konseyi Sözleşmesi 2011 yılında ilk üye devletler tarafından imzalanmış ve 2012 yılında Türkiye bunu onaylayan ilk ülke olmuştur. Ancak yakın geçmişte, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve partisi sözleşmeyi defalarca sorguladı ve buna uluslararası herhangi bir tepki gelmedi. Sözleşmenin doğduğu yerde, kararnameyle feshi büyük protestolara neden oluyor. Kadın hakları insan haklarıdır. Bu sosyal fikir birliği açıkça yeniden sorgulanmaktadır. Bir kadın hareketi olarak bunu kabul edemeyiz ve etmeyeceğiz. Dünya Sağlık Örgütü’nün son rakamları, dünya genelinde her üç kadından birinin hayatlarında fiziksel ve / veya cinsel şiddete maruz kaldığını gösteriyor. Ayrıca özellikle de genç kadınlar, mevcut veya eski partnerlerinden şiddet görüyor. Korona salgınının aile içi şiddeti şiddetlendirdiği açık. Türkiye’deki “Kadın cinayetlerini durduracağız” inisiyatifi 2020’de 300’ün üzerinde kadın cinayeti gerçekleştiğini açıkladı. Bu durumda bir şiddeti koruma sözleşmesini feshetmek alaycı ve yanlıştır. DF olarak Türkiye’nin sözleşmeden çıkışının Türkiye ile Almanya ve AB ilişkileri üzerinde sonuçları olması gerektiğini düşünüyoruz.

Sadece Türkiye değil, Polonya ve Macaristan gibi AB üye ülkeleri de tekrar tekrar cinsiyet eşitliğini ve özellikle İstanbul Sözleşmesi’ni sorguluyor. Bu nedenle federal hükümete şu çağrıda bulunuyoruz:

AB’nin İstanbul Sözleşmesi’ni gecikmeden onaylamasını sağlamak için AB düzeyinde çaba harcanmalıdır. Avrupa Adalet Divanı Başsavcısı tarafından yakın zamanda hazırlatılan bir bilirkişi raporu, bunun yasal olarak mümkün olduğunu ortaya çıkardı.

AB üyelerinin Erdoğan’ın sözleşmeyi iptal etmesine karşı çıkmaları sağlanmalıdır. Cinsiyet eşitliği ve şiddete karşı koruma, ne Avrupa ne de dünya çapında müzakereye açılmamalıdır.“ (YH) (Foto: Ali Çarman)