Göçmenler siyasal gelişmelere ne kadar ilgili?

YÜCEL ÖZDEMİR

Entegrasyon ve Göç için Alman Vakıfları Bilirkişi Konseyi (Sachverständigenrat deutscher Stiftungen für Integration und Migration – SVR) tarafından hazırlanan ve “Oyunun içinde mi yoksa sadece kenarda mı?” başlıklı araştırma, göçmenlerin Almanya’da sosyal ve siyasal yaşama katılımı konusunda önemli ipuçları veriyor.

68 sayfalık araştırmanın sonuçlarında özellikle dört madde yerli ve göçmenler arasında siyasi gelişmelere bakış, sosyal hayata katılım konusunda şu şekilde özetleniyor:

  • Göçmen kökenliler politik ve sivil toplum alanınlarına göçmen olmayanlardan daha az katılım gösteriyorlar.

  • SVR’nin “2020 Entegrasyon Barometresi”ne göre, 2017’de yapılan genel seçimlere seçme hakkı olan göçmenlerin sadece yüzde 65’i katıldı. Bu göçmen olmayanların seçimlere katılım oranından yüzde 20 (Katılım yüzde 85,8) daha düşük olması anlamına geliyor.

  • Göçmen kökenlilerin sadece yüzde 10’u seçimlerin dışında politik olarak aktif. Bu oran Almanya’da doğan göçmen kökenliler arasında yüzde 20,8; göçmen kökenli olmayan Almanlar arasında yüzde 24,2.

  • Göçmenlerin yüzde 30’u bir derneğe ya da kamu yararına faaliyet yürüten bir kuruma üye. Bu oran Almanya’da doğan göçmenler arasıda yüzde 45, Almanlar arasında yüzde 55. Göçmenlerin yüzde 22,2’si dernekler dışındaki fahri işlerde görev alırken bu oran Almanlarda yüzde 39,6.

Bu şekilde özetlenen araştırmanın sonuçları aslında çok şeyi ifade ediyor. Ancak, en çarpıcı sonuçların başında, sonradan Almanya’ya gelen göçmenlerin sosyal ve politik hayata katılımda önemli sıkıntılar çektikleri geliyor. Bu sıkıntıların bir yanını elbette yeteri derece Almanca bilmeme teşkil ediyor. Ancak bunun aşılmasının yolunun da, pratik olarak sosyal, kültürel ve politik hayatın içinde yer almaktan geçtiği açık.

Diğer bir faktör ise sonradan gelen göçmenlerin her alanda yaşadığı ülkeye sahip çıkarak, yerelden başlayarak hayata katılım konusunda sergilediği tutukluk. Bunda çalışma koşullarının zorluğu, kurumsal ayrımcılık gibi faktörler de önemli rol oynuyor.

Bütün bunlar doğal olarak politik katılımı da sınırlıyor. Bir taraftan Alman vatandaşı olmayan göçmenlerin en azından yerel ve eyalet seçimlerinde oy kullanamıyor oluşu da sınırlayıcı etki yaratırken, diğer taraftan Alman vatandaşı olan göçmenler arasında da siyasi gelişmelere ilgisizlik devam ediyor. Genel seçimlere göçmenlerin daha az ilgi göstermesi bu açıdan kısa zamanda değişecek gibi görünmüyor. Bu aynı zamanda genel seçimlerde farklı dillerde bilgilendirme toplantıları ya da duyuruların hazırlanmasının önem taşıdığını gösteriyor.

Araştırmada göçmen kökenlilerin yüzde 65’inin sandık başına gittiği ifade edilirken, bu oran Türkiye kökenliler arasında ise yüzde 61 olarak saptanmış. Dolayısıyla Türkiye kökenliler arasında seçimlere katılım oranı, genel göçmen ortalamasının biraz daha altında. Federal İstatistik Dairesi’nin verilerine göre 2019 yılında toplan 7,5 milyon göçmen kökenli vardı ve bu rakam toplam seçmenlerin yüzde 12,5’ine denk düşüyor.

Politik aktiflik” elbette sadece seçimlerse sınırlı olabilecek bir durum değildir. Her zaman ve her alanda ülkedeki, kentteki, semtteki gelişmelere duyarlı olmak, tavır belirlemek, kurulan inisiyatifler içinde yer almak da bu duyarlılığın bir yansıması.

İçinde bulunduğumuz yıl “Süper seçim yılı” olduğu için sermaye partileri meseleye daha çok, ’ne kadar göçmenin sandık başına giderek kendilerine oy verecekleriyle‘ ilgileniyorlar. Ancak, göçmenlerin sandık başında gitmeden de ülkedeki olay ve gelişmeler konusunda tavır belirleyerek harekete geçmeleri, sandıkta kullanılacak oydan daha kıymetlidir. Zira, ülkedeki yaşama katılım seçimlerde oy kullanmanın çok daha ötesinde bir durumu ifade ediyor.

KUŞAKLARA GÖRE FARKLILIK UMUT VERİCİ

SVR’nin araştırmasında göçmenler arasında değerlendirmelerin, kuşaklara göre yapılması ayrıca önem taşıyor. Zira sonradan Almanya’ya göç edenlerle onların Almanya’da doğan torunları arasında gelişmelere ilgi, sosyal ve politik hayata katılım büyük farklılıklar içeriyor. Örneğin politik katılımda sorumluluk alma, eylemlere katılma, inisiyatiflerde bulunma isteği genel olarak göçmen kökenliler arasında yüzde 10 iken, göçmenlerin torunlarında bu oran iki katına çıkarak yüzde 20,8’e ulaşıyor. Bu oran Almanlarda yüzde 24,2.

Yine bir imza kampanyasına katılma oranı Almanlarda yüzde 38,1 iken, birinci nesil göçmenlerde yüzde 22’ye düşüyor, ikinci nesil göçmenlerde ise yüzde 36,5’e yükseliyor. İzinli bir gösteriye katılma oranı ise ikinci nesil göçmenlerde (yüzde 13,2) Almanların da (yüzde 9,2) üzerine çıkıyor. Bütün bunlar nesiller ilerledikçe olaylar karşısında Alman-göçmen ayrımının azalmaya devam edeceğini gösteriyor.

GÖÇMEN ÖRGÜTLERİNE DÜŞEN BÜYÜK SORUMLULUK

Araştırmalar, göçmenlerin halen asıl olarak göçmen örgütlerinde örgütlendiğini, faaliyet gösterdiğini gösteriyor. Bu nedenle örgütlerin, göçmenleri, yaşadıkları ülkenin sosyal ve politik yaşamına katılma konusunda ne kadar destekledikleri konusu büyük bir önem taşıyor.

Göçmenleri dini ve milli temelde bir araya getirerek faaliyet yürüten örgütlerin bu rolü oynamadıkları gibi, süreci engellemeye çalıştıkları biliniyor. Ancak, göç tarihi ilerledikçe, yeni nesiller ortaya çıktıkça bu türden dernek ve kurumlar anlamlarını kaybederek marjinalleşecek, birlikte yaşamı sürekli güçlendirmeye çalışanlar ise, göçmenlerin ülkenin doğal parçası haline gelmesine sundukları katkı oranında işlevli hale gelip güçlenecekldir.


POLİTİK KATILIMDA SENDİKALAR ÖRNEĞİ

Her düzeyde seçme ve seçilme hakkının göçmenlere tanınması, doğal olarak ülkedeki politik yaşama katılımına olumlu bir katkı sağlayacaktır. Zira, seçime-seçilme hakkının siyasete ve partilere ilgiyi de artıracağı açık. Bu konuda sözkonusu araştırmada, sendikalarla göçmenler arasındaki ilişki örnek olarak gösteriliyor. 1972’de İşyeri Teşkilat Yasası’nda (Betribsverfassungsgesetz) yapılan değişiklikle bütün yabancı işçilere aktif ve pasif seçme ve seçilme hakkı getirilmişti. Bu, işçilerin sendika üyesi olma, işyeri temsilciliği seçimlerine katılma oranlarını artırmıştı. ‚Sozio-oekonomischen Panel’in (SOEP) verilerine göre sendikalaşma oranı bakımından göçmenlerle Alman işçiler arasında büyük farklık yok. 2011’deki bir araştırmaya göre göçmenler arasında sendika üyeliği oranı yüzde 13,4 iken, Alman işçiler arasında bu yüzde 15,4. Almanya’da doğan göçmenler arasında ise sendika üyeliği Almanlarla eşit düzeyde. IG Metall sendikasının üyelerinin yüzde 22’si göçmen kökenli.