Demir-Çelik’te sözleşme imzalandı

Sözleşmenin imzalanmasından sonra Kuzey Ren-Vestfalya IG Metall Bölge Başkanı ve TIS Komisyonu Başkanı Knut Giesler, „Savaş sonrası dönemin en büyük ekonomik krizinde, çelik endüstrisindeki toplu pazarlık ortakları sorumlu ve adil bir uzlaşmaya vardılar“ dedi. Ayrıca bu müzakere sonucundan çırakların ve daha düşük ücret gruplarının orantısız bir şekilde yararlanması da olumluymuş. IG Metall Başkanı Jörg Hofmann, “Ücret gelişimini istikrara kavuşturmayı son derece zor koşullar altında başardık. Korona krizinde muazzam bir baskı altında harika bir iş çıkaran çelik sektöründeki arkadaşlar, bunu fazlasıyla hak ettiler. Bu anlaşma ile satın alma gücünü de artırarak Almanya’da ekonomik kalkınmanın büyümesine destek olacağız” dedi.

Büyük TIS Komisyonu masa başında varılan sonucu oybirliği ile kabul etti. Şimdi bu sonuç önümüzdeki hafta işletmelerde oylamaya sunulacak.

SONUÇ NE ANLAMA GELİYOR?

Yapılan açıklamada elde edilenlerin listesi çok uzunmuş gibi görünse de sonuç olarak fil fare doğurdu denilebilir.

Bu yıl bir defalık ödenecek olan korona pirimini saymazsak, çalışanlara 15 ay için 500 Euro ücretlere yüzdelik olarak yansımayan zam verildi. 500 Euro’yu 15 ay’a bölersek, bu ayda 33 Euro brüt zam demektir. Net ne kadar olur, onu artık siz hesaplayın. Şimdi, “Ama 500 Euro korona primini bir defalık da olsa, unutmamak gerek. Hem de vergiye tabi tutulmayacak” denebilir.

Korona döneminde işçiler kısa çalışmaya giderek ücret kaybına uğradılar. Kısa çalışmadan sonra her gün işe gidip her an koronaya yakalanma riskiyle karşı karşıya kaldılar. Maske altında zor koşullarda çalıştılar ve daha da o şekilde çalışıyorlar. Home-Office yapabilen işçiler evden çalıştılar ve daha da çalışıyorlar. Onlara ne çalışma aletleri verildi, ne de harcadıkları elektrik vb. giderleri karşılandı. Bu sıralananların karşısında 500 Euro’luk prim çok az olduğu gibi alınan zamla bağlantı kurmak yanlış.

Bilindiği gibi IG Metall’in ücret konusunda talebi şöyleydi:

-Ücretlere 12 ay için %4 zam.

Yüzde 4 zam, NRW’de ücret gurubu 6 (Ecklohn) baz alınarak uygulanır. (Bremen‘de ve Salzgitter’de başkadır) Bu ücret gruplarının şimdiki saat ücreti 15,75 Euro’dur. %4 ücret zammı, ücretin 61 Cent yükselmesi demektir. Bu ayda 96 Euro, yılda 1152 Euro yapar.

Şimdi de 15 ay için anlaşılan 500 Euro’yu hesaplayalım. Aylık 33 Euro yapar. Yıllık 396 Euro yapar. Yüzde 4 talep edilmiş, ücretlere sürekli yansımayan %1,3’e evet denilmiştir. Bunun anlamının ne olduğunu siz söyleyin artık!

IG Metall yöneticileri ve her anlaşmayı iyi bir sonuç olarak ileriye sürenler, bu anlaşmayı da şu durumda yapılabilecek çok iyi bir anlaşma diye savunacaklar. İşçilerden gelmekte olan (sonuçtan hoşnutsuzluklar sosyal medya üzerinden belirtilmeye başlandı bile) ve daha da gelecek eleştirilere karşı hazırlıklarını yapmış görünüp işçilerin gözünü şu açıklamalar ile boyamaya çalışacaklar.

İstihdamı güvence altına almak için yeni ek ödeme ile, artık Demir-Çelik endüstrisinde üç kalıcı özel ödeme var: Birincisi, klasik yıllık özel ödemeler- tatil ve Noel ikramiyeleri. İkincisi, çalışanların isteğe bağlı olarak beş günlük izine dönüştürebilecekleri, 2020’de uygulamaya konulan 1.000 Euro’luk ek izin ödeneği. Ve üçüncüsü, şirketin ekonomik duruma bağlı olarak boş zamana dönüştürebileceği 2023’ten sonra 600 Euro’luk yeni ek ödeme. Ve bu şekilde aşağıdaki ücret grupları da herkes gibi aynı şekilde zam alacakları için bu sonuç ile en kazançlı düşük ücretlerde çalışanlar olacaktır.

Geçmişi şimdiyle karşılaştırmak ve şimdiki sonucun önümüzdeki TIS’lere etkisi ne olabilir?

Yıllar önce bağıtlanan Noel parasını (Weihnachtsgeld) şimdi ağızlarına almaları doğru değildir. Aynı şekilde geçen TİS döneminde bağıtlanan ve geçen yıl yürürlüğe giren izin ödeneğini ağıza alıp rakamları yükseltmeye çalışmak doğru olmadığı gibi işçileri uyutmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

Talepler işyerlerinde nasıl belirleniyor herkes aşağı yukarı biliyor. Yönetici konumunda olanlar sendika üyelerine, sendika temsilcilerine aman taleplerimizi belirlerken sektörün durumunu göz önünde bulunduralım, aman talebimiz neticeye yakın olsun (“Ergebnisnah”) -netice nereden biliniyorsa artık?!-, aman Thyssen-Krupp’taki işçi kardeşlerimizin durumunu unutmayalım gibi işçilerin yumuşak karnını, yani dayanışmacı ruhunu sıvazlayarak talepleri hep aşağı çekmişlerdir.

Bunu bir kenara yazalım; şimdi de, yani önümüzdeki yıl Haziran ayı için talepler belirlenirken bu yıl bağıtlanan ve 2023 yılında 600 Euro’ya yükselecek olan ek ödeme bir kambur gibi çıkacak karşımıza ve bu ödemeyi unutmamamız gerektiği hatırlatılarak talepler aşağı çekilmeye çalışılacaktır.

Biraz düşünebilen herkes TİS sürecinin neden 15 ay olduğunu tahmin edebilir. Gelecek yıl mart ayında İşyeri İşçi Temsilciliği seçimleri yapılacak. Herkes seçim ile uğraşırken kim TİS ile ilgilenecek? Onun için süre 15 ay belirlenip 31.05.2022’ye kadar sürecektir. Bir sonraki TİS anlaşmasının en az 15-16 aya bağıtlanmayacağını kim söyleyebilir. Aslında bahane şimdiden belli: Yaz aylarına denk geliyor, herkes izin hazırlığı içinde, birçok arkadaş uyarı grevlerine katılamayacak, vs.. Ve TIS süresi sonbaharı bulacak.

Bazen düşünüyor insan; Bu yöneticiler TIS taleplerini belirlerken taleplerin kendi açılarından yüksek olmaması için bize yönelik harcadıkları çabaları ve kendileri açısında uygun buldukları sonucu bizlere kabul ettirmek için harcadıkları çabaları en azından belirlenen taleplere yakın bir sonuç çıkması için patronlara karşı sarf etseler ne olur yani? Dünya mı yıkılır?

Durum bu sonucun büyük tartışmaları beraberinde getireceğini gösteriyor. Bakalım önümüzdeki günlerde ne gibi gelişmeler olacak. Daha üçüncü turda ve daha doğru düzgün uyarı grevi (Bazı işletmelerde yapılan eyleme uyarı grevi adını koydular ama üretim durmadı. Bazı işletmeler yapılan uyarı grevlerinin süresini mümkün mertebe düşük tutmaya çalıştılar) yapılmadan bu aceleciliğin sebebi ne diye soruluyor. Soruları elbette çoğaltmak mümkün.

Arcolormittal’dan bir işçi

%d Bloggern gefällt das: