Ercüment Akdeniz’in yeni kitabı: ‚Sekizinci Kıta‘

Göç ve mültecilik, bütün dünyada toplumsal gündemin ön sıralarında yer alan bir konu. Göç yollarına düşmek zorunda kalan insanların sayıları da, yaşanan insanlık dramları da giderek çoğalıyor. Bir yanda geride yaşanamaz kentler, ülkeler kalırken, bir yandan da göçmenlerin, sığınmacıların gittiği ülkelerde milliyetçi politikalar, ırkçı tartışmalar, ‚ekonomimizi çökertecekler‘ türünden propagandalar onları bekliyor.

Almanya ve Türkiye ise, göç ve sığınmacılığın en çok konuşulup tartışıldığı ülkeler araasında ön sırlarda geliyor. Türkiye, Asya ve Ortadoğu’dan Avrupaya uzanan küresel göçün bir üssü iken, Almanya da bu göçün hedef ülkelerinin başında yer alıyor.

Emek Partisi genel başkanlığı görevini de yürüten gazeteci yazar Ercüment Akdeniz son kitabı ‚Göçmen Emeğinin Küresel Devinimi, Sekizinci Kıta‘ küresel göçün önemi duraklarından biri olan Türkiye özgülünde göç yollarına düşmek zorunda kalanları konu ediyor.

272 milyona ulaşan nüfusuyla göçmenliğin adeta dünyanın mobil bir kıtası haline geldiğinden hareketle, kitaba da ‚Sekizinci Kıta‘ adı verilmesi ilginç bir benzetme olmuş.

Daha önce yayınlanan kitapları ve makaleleriyle bu alanın önde gelen araştırmacıların biri olan Akdeniz, bu kitabında ağırlıklı olarak sığınmacı olarak göç yollarına düşen göçmen emekçileri konu ediyor.

Milliyetçi politikaların ve ırkçı söylemlerin bir istismar konusu olarak gündeme gelen göç ve mülteciliği, emek-sermaye çatışmasının bir unsuru olarak işleyen Akdeniz, somut örnekler ve insan hayatları üzerinden mülteciler üzerindeki emek sömürüsünün nasıl yaşandığını ortaya koyuyor. Ülkede bir yandan Suriyeli düşmanlığı sergilenirken, bir yandan da ucuz işgücü olarak mülteci emeğinin nasıl birçok sektörde vazgeçilmez hale geldiğini rakamlar ve canlı insan hikayeleriyle, bazen röportajlarla okurun dikkatine sunuyor.

Bu çerçevede, Ortaadoğu, Asya ve Afrika kıalarındaki 10 ayrı ülkeden mülteci işçinin portrelerine ve tecrübelerine yer verilen kitapta, ‚Emek sermaye bağlamında göçmen emeği ve stratejiler‘, ‚Siyasal ve ekonomik faydacılık ekseninde göç ve göçmen emeği‘, ‚Göçmen işçiler nasıl örgütlenir?‘ başlıklı bölümlerde de göçmen işçilerin hangi politikalara maruz kaldıkları ve çözümün nerden geçtiği üzerinde duruluyor.

Akdeniz aynı zamanda politik kişiliğiyle, sadece sorunları değil çözüm yollarının ve Emek Partisi’nin programı ve politikalarında yer alan somut talepleri kitabında okurlarla paylaşıyor.

İçinden geçtiğimiz korona salgını döneminin göç ve mülteciliğe nasıl yansıdığı ve göçe gelecekte de kaynaklık edecek uluslarararası koşullar, ‚Kıtada salgın‘ başlığındaki son bölümde ele alınıyor.

Türk hükümetinin sığınmacıları Avrupa’ya karşı tehdit ve şantaj konusu olarak istismar etmeye devam ettiği, keza Almanya’da ırkçı milliyetçi politikaların sürekli malzeme olarak kullandığı günümüzde göçü, göçmen emeğini hem verilerle hem politik analizlerle hem de somut insan hikayetleriyle daha yakından tanımak isterseniz, Akdeniz’in kitabı hem ilgiyle okuyacağınız ve yararlanacağınız bir kaynak oluşturuyor.

‚Göçmen Emeğinin Küresel Devinimi; Sekizinci Kıta‘, 176 Sayfa, Kor Yayınları