IG Metall demir-çelik TİS komisyonu anlaşmayı kabul etti

Paskalya öncesi yapılan üçüncü oturumda, yedi saat süren müzakereden sonra, IG Metall ve demir-çelik patronları Batı Almanya’da 70.000 demir-çelik işçisini kapsayan toplu iş sözleşmesi (TİS) konusunda anlaştı.

Ertesi gün toplanan TİS komisyonu, masa başında varılan sonucu oybirliği ile kabul etti. Üç gün sonra Doğu Almanya’daki demir-çelik işçileri için masa başına oturulup aynı sonuç orada da elde edildi. Paskalya öncesi ve sonrası işyerlerinde bu sonuç tartışıldıktan sonra 9 Nisan cuma günü TİS komisyonları online olarak biraraya geldi.

Batı’daki TİS komisyonu oturumuna ArcelorMİttal şirketine ait Eisenhüttenstadt fabrikasının işyeri işçi temsilciliği (BR) başkanı da katıldı. Oturum oldukça hararetli geçti. Eisenhüttenstadt’tan Bremen’e, Salzgitter’den Thyssen-Krupp’a kadar çok sayıda işletmeden TİS komisyonu üyelerinden anlaşmaya yönelik azımsanmayacak eleştiriler geldi.

Salzgitter komisyon üyesi, “IG Metall tarafından gönderilen dört sayfalık bültenin sadece ön sayfasını çoğaltıp fabrikada dağıttık, çünkü öbür sayfaları savunacak durumda değiliz” dedi. En çok Salzgitter ve Eisenhüttenstadt’tan eleştiri geldi. Salzgitter Peine’nin oturumu protesto edip toplantıdan çıktığı da gelen bilgiler arasında.

Toplantıda en çok bu yıl bir defalık ödenecek olan korona primi ve çalışanlara 15 ay için 500 euro olan ve ücretlere yüzde olarak yansımayan zam konusu tartışıldı.

Tartışmalar epeyce gerginleşince bir müzakere komisyonu üyesi söz alarak, “ArcelorMittal Bremen müzakere komisyonu üyesine göre, merkezi müzakere komisyonu neye anlaştıysa, TİS komisyonunun sonucu aynen kabul etmesi gerekirdi. Eğer kabul etmezse ‚müzakere komisyonu’nu patronlara karşı gülünç duruma düşürürdü. Bu şekilde ‚müzakere komisyonu’nun gerekliliği kalmayacağı gibi kaldırılması yönünde bir adım atılmış olacaktır” diye görüş bildirdi.

Knut Giesler, sonucu oylamaya sunmadan önce, “Çok sevinilecek bir anlaşma değil elbette. Ayrıca, birçok işletmede geçmiş yıllarda her işletmeye yönelik ayrı ayrı anlaşmalar yapıldı. Yani bütün işkolunu bağıtlayan ‚grup toplu sözleşmesi‘ yerine işyeri toplu sözleşmelerine (Haustarifvertraglar) imza atmak mecburiyetinde kaldım. Bunun yanı sıra demir-çelikte siparişler iyi değildi. Bu şartlarda ancak bu kadar çıkarabildik” dedi.

Oylamada geriye kalan 89 katılımcıdan 8’i anlaşmaya karşı çıktı ve bu sonuçla anlaşma birçok huzursuzluğa ve tartışmaya rağmen büyük bir çoğunlukla kabul edilmiş oldu.

Ardından Doğu Almanya’nın TİS komisyonu bir araya geldi. Batı Almanya’da sağlanan sonucun aynısı Doğu Almanya demir-çelik işçileri için de kabul edildi. Burada da fabrikalardan birçok eleştiri dile getirildi. Eisenhüttenstadt TİS üyeleri varılan sonucun işçilere karşı savunulacak bir yanının olmadığı ve işçilere karşı bu sonucu anlatmakta zorlandıklarını dile getirdiler ve üretimin de neredeyse varılabilecek son aşamada olduğuna dikkat çektiler.

Yapılan oylamada iki çekimser oy kullanılırken, “Belli bir süreliğine mantıklı toplu sözleşme” diye çevirebileceğimiz (“Tarifabschluss der Vernunft auf Zeit”) sözleşme büyük bir çoğunlukla kabul edildi.

TABLO BİZE NEYİ GÖSTERİYOR VE NE YAPMALI?

Bilindiği gibi sendika içinde aşağıdan yukarıya bir yapılanma vardır. Yani TİS döneminde talepler belirlenirken sendika üyeleri ya da en azından sendika temsilcileri toplantısında talepler tartışılır ve çalıştıkları işletme için istekler oylamaya sunulup belirlenir. O işletmenin TİS komisyonu üyeleri burada oylamadan çıkan öneriyi genişletilmiş TİS komisyonu oturumuna götürüp, orada kendi taleplerini savunma durumundadırlar.

TİS komisyonunda belirlenen talepler doğrultusunda ‚müzakere komisyonu‘ patronlarla masaya oturur. Burada varılan herhangi bir anlaşma TİS komisyonuna götürülür. Komisyon da tartıştıktan sonra komisyon üyelerinin geldiği işletmelerin sendika üyelerine ya da en azından sendika temsilcilerine götürür ve orada tartışılır. Buradan çıkan ve çoğunluğun almış olduğu kararı tekrar TİS komisyonu’na götürür. Komisyon da çoğunluğa göre anlaşmayı ya kabul eder ya da reddedip bir daha müzakereye geçilir. Normali böyledir.

Pandemi döneminde ve araya giren Paskalya tatili nedeniyle bu yapının işletilmediği bir gerçek. Aslında diğer dönemlerde de bazı işletmelerden sendika temsilcilerine sorulursa yine de şükretmek gerek! Çünkü daha çok işyeri temsilciliği (BR) ve sendika temsilcileri yönetimi (VKL) arasında tartışılıp kararlar alınır.

Yukarıda ArcelorMittal Bremen müzakere komisyonu üyesinin düşüncesi, belli ki başkalarında da mevcut. Yoksa TİS komisyonu başkanı bu düşünceye tepki gösterip, ’sendikanın aşağıdan yukarı bir yapısı var‘ diye hatırlatma yapabilirdi. Ama yapmadı.

Biz ileri işçiler ve mücadeleci sendikacılar olarak sendikanın aşağıdan yukarı olan bu demokratik yapısını her yerde ve her zaman savunan bir tutum takınmalıyız. Ve bazılarına bunu her defasında hatırlatmalıyız.

Knut Giesler birçok işletmede geçmiş yıllarda her işletmeye yönelik ayrı ayrı anlaşmalar yapıldığını, yani bütün işkolunu bağıtlayan ‚Bölge toplu sözleşmesi yerine, işyeri toplu sözleşmelerine (Haustarifvertrag) imza atmak mecburiyetinde kaldığını‘ söylüyor. Ayrıca ‚demir-çelikte siparişler iyi değildi. Bu şartlarda ancak bu kadar çıkarabildik‘ diyor.

Yıllar önce bölge toplu sözleşmesinin yapılmaya başlanmasının sebebi, işletmeler arasındaki rekabeti körükleyip sendika olarak olabilecek kötü gidişatın sorumluluğunu taşımamaktı. Yani her işletme varılan TİS sayesinde eşit derecede etkileniyordu. Bu durumda kendisinin de dediği gibi hemen hemen her işletmeye özgü işyeri toplu sözleşmeleri var ve daha da yapılıyor.

Biz ilerici işçiler ve mücadeleci sendikacılar olarak sendikanın bu gidişatına dur demeliyiz. İmzalanan her işyeri TİS’i işçileri feragate sürükleyen bir konumda. Sadece işçilerin feragatiyle batmak üzere olan bir işletmenin kurtulduğu hiç görülmemiştir. Durumu fırsata çevirip sendika ile anlaşmaya giden işletmeler bu sayede karlı çıkıyorlar. Bunun için ne yapıldığına dikkat etmeliyiz. Örneğin her anlaşmada iş güvenliği (“Beschäftigungssicherung”) anlaşması yapılıyor. Halbuki daha kısa süre önce bütün demir-çelik sektörü için bu anlaşma uzatıldı. Sözleme iki defa imzalanınca (“doppelt hält besser”) güvence daha mı sağlam oluyor? Bu, işçileri uyutma ve kandırmadan başka birşey değildir!

Yukarıdaki bilgilerden de görülebileceği gibi gidişattan hoşnutsuz olan, düşüncesini söylemekten geri durmayan işçi, sendikacı, VKL, BR üyeleri ve de TİS komisyonu üyeleri var. Ama ona rağmen bazıları bir şekilde oylamalarda çoğunluğu sağlıyor. Bu nasıl oluyor?

Bunun anlamı şudur: İlerici sendikacılar birbirinden kopuklar. Bu kopukluğu önümüzdeki dönemde giderebilirlerse ve tüm yapılan tartışmalara, oturumlara daha hazırlıklı ve hemfikir giderlerse, bazı şeyler değişebilir ya da en azından sendika yöneticisi konumundaki kişiler kendi isteklerini bu kadar kolay yapamazlar.

Sendika içinde bütün işletmelerden BR’lerin biraraya geldiği AK-Nord, AK-West çalışma grupları var. Bu toplantılardan fazla birşey beklemek hayalcilik olur. Bizim bahsettiğimiz ilerici sendikacıların ne yapıp edip birbirleriyle bağ kurmalarıdır. En azından şu durumda sanal üzerinden de olsa birbirleriyle görüş alışverişinde bulunmaları zor olmasa gerekir. Bunu daha da ilerletip biraraya gelme derecesine götürebilirlerse çok daha iyi olur. Yani her şey örgütlü olmaktan geçiyor.

Yakınmaktan başka bir şey yapılmadığından şikâyet ediyorsak, başka yol yok gibi görünüyor.

ArcelorMittal Bremen bir işçi

%d Bloggern gefällt das: