Hiç bir yalan, faşizm karşısında kazanılan büyük zafere gölge düşüremez

SELÇUK KOZAN

Faşizmden kurtuluşun 76. yılına giriyoruz. 2. Paylaşım Savaşı, 60 milyon insanın hayatına malolurken, bunun nerdeyse yarısını anayurt savunmasında hayatına kaybeden Sovyet vatandaşları oluşturuyor. Arkasına sermayeyi alan Hitler faşizminin neden olduğu büyük felaket ve acı bugün unutturulmak isteniyor. Faşizmi, destansı büyük fedakarlık ve bedel ödeyerek tarihe gömen Kızıl Ordu’ya yönelik karalamalar da halen devam ediyor.

Sovyetlerin Polonya işgali, Polonya’da yapılan katliam ve sonrası Berlin’de Kızıl Ordu tarafından tecavüz vakaları” gibi uydurulan yalanlar, sahte tarihçiler tarafından her yıl 8 Mayıs’ta tekrarlanır. Sahte belgeler üretilerek ve özellikle katliamların emirlerini Stalin’in verdiği iddia edilerek, aynı yalanlar tekrarlanır.

Hitler faşizmin yenilgisi birçok emperyalist ülkenin aslında beklemediği bir yenilgiydi. Savaşın bitimi ve sonrası burjuva ideologları, liberaller ve kendisine solcu diyenler hep birlikte Stalin şahsında, “Sovyetler’in Hitler kadar suçlu olduğuna” bütün dünyayı inandırmaya çalıştılar. 76 yıldır bitmeyen saldırılara hep yenileri eklendi. 8 Mayıs’ta aynı kalemden çıkmış makaleler halen yayınlanıyor. 8 Mayıs’tan istemeyerek de olsa yarım ağızla bahsedilirken, kurtuluş günü ifadeleri yanında, mutlaka onlarca yalan eklemeyi ihmal etmiyorlar.

SSCB Polonya’ı işgal etmedi

1939’da Sovyetler Birliği ile Almanya arasında yapılan saldırmazlık paktı ile Almanya ve Sovyetler’in Polonya’yı paylaştığı sık sık dile getirilir. “SSCB’nin Polonya’yı işgal etmesi stratejik açıdan nasıl fayda bir sağlayacaktı” sorusuna ise, tarihçi Grover Furr şöyle cevap veriyor: “Polonya Sovyetler’in işgaline uğramamıştır. 17 Eylül’de faşist eğilimli Polonya hükümeti, Nazi işgali başladıktan sonra ülkeyi terk ederek tarafsız Romanya’ya sığınır. Polonya hükümeti ülkede kalmış ya da Almanya ile savaş halinde olan Fransa ya da İngiltere’ye sığınsa uluslararası hukuka göre Polonya bir devlet olarak varlığını sürdürmüş olurdu. Romanya’ya sığınması diplomatik varlığına son vermek demektir. Sovyetler’in diplomatik ilişkiyi sürdürecekleri bir hükümet maalesef yoktu. Sovyetler askerlerini Polonya’nın doğu sınırından çektiler. Bu Polonya’nın yararına, Almanya’nın da zararına bir hareketti. Polonya hükümeti savaşma yerine kaçmayı tercih ederek halkını Nazi ordusuna teslim etti. Faşist ve antikomünist olan hükümet bunu tercih etti. Sovyet- Alman Saldırmazlık Paktı aslında Polonya’yı savunmak için yapıldı. Özellikle Molotov çeşitli maddeler koyarak Polonya’nın korunmasını garanti altına almak istedi. Polonya’nın varlığı Sovyetler için önemliydi. Polonya’nın savaşması durumunda, Alman birliklerinin geçemeyeceği bir hat Sovyetler açısında büyük bir avantaj sağlıyordu. Onun dışında Polonya’nın yenilmesi durumunda bile bu hatta daha ileri gidemeyecek olan Alman birlikleri, Polonya’nın Sovyetler’in koruması altında kendilerine sığınacak bir alan bulacaklardı. 22 Kasım’da İngiltere’de geçici bir Polonya hükümeti kuruldu. Çok ilginçtir bu geçici hükümet Sovyetlere savaş açtı. Fakat o dönem Polonya’yla karşılıklı askeri anlaşması olan Romanya ve Fransa Sovyetler’e savaş ilan etmedi. Milliyetler Cemiyeti Polonya’nın işgal edildiğini söylemedi. Hiçbir ülke Sovyetlerle diplomatik ilişkilerini kesmedi. Polonya hükümeti yoktu ve dolayısıyla pakt hükümleri de geçersizdi. Bu durumda Nazi ordusu sınıra dayanması durumunda Sovyetlerin Nazi ordusunu durdurması zor olacaktı. Polonya’ya girmek gayet olağan bir durumdu. O dönem işgale dair tek kelime etmeyenler savaş sonrası bunları gündeme getirmesi, tamamen Sovyetleri yıpratmaya yönelik bilinçli yapılan bir anti propagandaydı.”

Katyn katliamı ve emperyalistlerin sahte yalanları

Hitler Ordusu Stalingrad’da yenilirken, dünyaya Kızıl Ordu’nun Polonya’da katliamlara başvurduğunu iddia ediyordu. Nisan 1943’te Nazilerin Stalingrad’da yenilmesinden 2 ay sonra, Naziler Katyn’de çoğu Polonyalı subay olmak üzere toplu bir mezar bulduklarını açıkladılar. Kızıl Ordu tarafından esir alınan 4 bin Polonyalının katledildiğini iddia ediyorlardı. Komünizmin kara kitabında bu sayı 15 binden 22 bine ve daha sonra 22.700’e çıkarıldı. Londra’da sürgündeki faşist Polonya hükümeti Nazilerle anlaşarak hemen bir rapor hazırlar. Sovyetler Birliği bunu reddeder ve araştırılmasını ister. Nazi yetkilileri bu katliama uluslararası bir boyut kazandırmak için, Kızılhaç’ı davet eder. Fakat Kızılhaç bu daveti reddeder. Milyonları katleden Nazilerin bu katliamı açığa çıkarma çabaları çok ciddiye alınmaz. 28 Nisan 1943’te Times şöyle yazar: “Goebbels’in propaganda konusunda sinsiliğini ve dehasını çok iyi bilenler, onun kurduğu tuzağa düşüyorlar”. Goebbels tarafından bilinçli bir şekilde medyaya sürüldüğü tarih, Nazilerin Stalingrad’da bozguna uğramasından tam 2 ay sonradır. Hitler zor durumda ve Kızıl Ordu’nun ilerleyişini durdurmak ve dünya kamuoyunda “Sovyetler katliam yapıyor” algısını yaratmak istiyordu.

Goebbels tarafından verilen bir talimatın ortaya çıkması, aslında katliamın nasıl ve neden planlandığını da açığa çıkarıyordu. Goebbels’in ortaya çıkan bir notunda şöyle yazıyordu: “Bu propaganda materyalini en geniş şekilde kullanmak için talimat verdim. Bu materyal bir ya da iki hafta daha hayatta kalmamızı sağlayacak”. (Felix Kerstin Anıları, 14 Nisan 1943) 29 Haziran 1945 tarihli The New York Times gazetesi, “ Katyn katliamı hikayesi çirkin bir aldatmaca” başlıklı haberinde şu ifadelere yer verir: “SS istihbaratının başında yer alan Walter Schellenberg sorgusunda Katyn katliamının, Goebbels ve Ribbentrop tarafından planlandığını itiraf eder. Almanya toplama kamplarından 12.000 cesedin, Polonya Ordusu üniformaları giydirilerek, bölgeye gömüldüğünü söyler. Eylül 1943’te Sovyetler bu katliamın araştırılması için bir komisyon kurar. Önemli cerrah ve aynı zamanda akademisyen olan N. Burdenko tarafından 24 Ocak 1944’te araştırma tamamlanarak bir rapor hazırlanır. Raporda; infaz yerinde bulunan mermiler Almanya’da üretilmişti. Sovyetlerde üretilen herhangi bir silahla eşleşmiyordu. İnfaz edilenlerin elleri bağlanan ipler Sovyetlerde üretilmeyen iplerdi.” Katliamın yapıldığı dönem ise Polonya, Almanya tarafından işgal altındaydı. Bu konuda uzun zamandır araştırmalar yapan tarihçi Grover Furr da, bugüne kadar gerçek kanıtların gizlendiği ve ortaya çıkan kanıtların da uydurma olduğunu dikkat çekerek: “Kesinlikle bu katliam Nazi Almanya’sı tarafından yapılmıştır” diyor.

Sosyalizme karşı kara propaganda

Nürnberg duruşmalarında Sovyetler kanıtları sunarak, bu katliamı gündeme getirmiş Amerikalı, İngiliz hakimler bu kanıtların doğruluğunu kabul etmişlerdir. Sovyetler’e yönelik herhangi bir suçlamada bulunmamışlardır.

1951-1952’de Kore savaşının başlamasıyla ABD, Katyn katliamını yeniden gündeme getirdi. Diğer emperyalist ülkeler de sık sık bunu gündeme getirdiler. O kadar şey yazıldı çizildi ki, bazen Stalin’in Polonyalı seçkinleri, bazen entelektüelleri, bazen sanatçıları yok etti gibi hiçbir gerçeğe dayanmayan senaryolar üretildi. Zamanı gelmişti. Ellerindeki bu malzemeyi en iyi şekilde kullanmalıydılar. Gorbaçov dosyayı yeniden açtı. Katliamı Stalin’in üzerine attı. “Onun işi” dedi. Yeltsin “belge bulduk” dedi. Bazı belgeler ortaya atıldı fakat bu belgelerin orijinallerini hiçbir zaman tarihçilerin görmelerine izin verilmedi.

Tarihçi Furr ise uzun yıllardır Sovyet dönemine ilişkin bir çok belgeye ulaşmayı başardı. Katyn dahil bir çok belgenin sahte olduğunu kanıtlamayı başardı. Gerçeğe uygun düzenlemeye çalıştıkları NKVD ve Stalin imzalı bir çok belgenin sonradan düzenlendiği ortaya çıktı. 27 milyon vatandaşını kaybeden ve toplamda 60 milyon insanın hayatına mal olan Hitler faşizmini, inanılmaz bir fedakarlık ve direnişle yok eden Sovyetler’e yapılan, bu düşmanlığın arkasında yatan elbette sosyalizm korkusuydu.

Milyonlarca insanın yakıldığı ve her türlü deney ve işkencelerin yapıldığı toplama kamplarında acımasızca insanları katleden Naziler değilmiş gibi, bu ve benzer katliamların ısrarla Sovyetlere yıkılması niye bu kadar önemliydi. Çünkü emperyalistler, sosyalizmin dünyada yükselen prestijini düşürmek, Stalin ve Sovyetler’i dünya halkları gözünde düşürmek için var gücüyle çalışıyorlar. Bu yalanları sürekli piyasaya sürmeleri ve kitlelerde ‚faşizmin sosyalizmle eşdeğer olduğu‘ kanısı yaratmaya çalışmaları, bizim tarafımızdan anlaşılır bir durum iken, elbette kitleler nezdinde kafa karışıklığı yaratabilmekte. Sınıflar arasındaki savaş, burjuvazinin egemenliği sürdükçe, sahtekarca saldırılar da asla bitmeyecektir.

Sonuç olarak Furr’un dediği gibi; “Stalin ve Sovyetler dönemiyle ilgili yalanlar, sahte liberal solcular ve sağ kanattan antikomünistler tarafından destekleniyor. Fakat Stalin liderliğinde Sovyet devrimi, düşmanları arasında korku ve nefreti de yaymaya devam ediyor”.

Ne kadar sahte senaryolar üretilirse üretilsin, Sovyetler Birliği’nin faşizm karşısında kazandığı zafer asla gölgelenemez. Bu zafer sadece Hitler faşizmine karşı değildi; aynı zamanda, işçi sınıfın tarihte ilk kez kendi iktidarını canlarının pahasına korumak adına da kazandıkları bir zaferdir.

Kaynaklar: Grover Furr’ın Katyn Katliamı Gizemi / Rizospastis Gazetesi /The communists.org/ Felix Kerstin Anıları

%d Bloggern gefällt das: