NSU 2.0 tehdit mektupları tek bir kişinin işine indirgendi 

Foto: Yeni Hayat / Frankfurt

Almanya’da NSU Davası’nın 11 Temmuz 2018’de bitmesinden sonra önce NSU Davası müdahil avukatı Seda Başay Yıldız’a daha sonra tanınmış sanatçılara ve siyasetçilere “NSU 2.0” adıyla gönderilen ve ölüm tehdidi içeren mektupların 53 yaşındaki işsiz bir aşırı sağcı tarafından gönderildiğini ifade eden polis, söz konusu kişiyi Berlin’de gözaltına aldı. „NSU 2.0“ imzasıya, aralarında Sol Parti Eş Genel Başkanı Janine Wissler ile NSU kurbanlarının avukatı Seda Başay Yıldız’ın da olduğu 32 kişi ile 60 kuruma gönderilen 115 tehdit mektubuyla ilgili soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan aşırı sağcının gerçekten mektuplarla ne kadar bağlantılı olduğu ise bilinmiyor. Zira tehdit mektuplarının gönderildiği kişilerin özel bilgileri ve adreslerinin polis karakollarında bilgisayarlara girilerek elde edildiği daha önce bizzat polis tarafından açıklanmıştı. Bu nedenle aynı zamanda aşırı sağcı paylaşımlarda bulundukları tespit edilen beş polis Frankfurt’ta açığa alınmıştı. Hessen Eyalet Kriminal Dairesi ve Frankfurt Savcılığı’nın yaptığı ortak açıklamada „NSU 2.0“ soruşturmasında Berlin’in Wedding ilçesindeki bir evde arama yapıldığı ve 53 yaşındaki işsiz bir Alman vatandaşının gözaltına alındığı belirtildi. Baskında ele geçirilen veri taşıyıcılarının incelenmesi devam ediyor. Zanlı Alexander M. hakkında halkı kışkırtma, Anayasaya aykırı örgütlerin sembollerini kullanma, tehdit ve tahkir suçlarından soruşturma açıldı. Zanlının daha önce de kendini emniyet mensubu gibi gösterme, ölümle tehdit, yaralama, hakaret gibi farklı suçlardan hüküm giydiği  ortaya çıktı. Polisin zanlıya internet gruplarındaki paylaşımları üzerinden ulaştığı da ileri sürüldü.

BAŞAY-YILDIZ’A AİT BİLGİLER POLİS KARAKOLUNDAN ALINMIŞTI 

Hessen Eyalet Kriminal Dairesi ve Frankfurt Savcılığının açıklamasında zanlının emniyet mensubu olmadığı beliirtilirken, tehdit mektupları gönderdiği kişilerin özel bilgileri ve adreslerine nasıl ulaştığı konusunda ise bir bilgi verilmedi. İlk kez 2 Ağustos 2018’de NSU cinayetlerine kurban giden Enver Şimşek ailesinin müdahil avukatı Başay-Yıldız’a gönderilen ırkçı ve tehdit içerikli ‘NSU 2.0’ imzalı bir faksta, “Bu ücretsiz faks Uwe Böhnhardt tarafından gönderilmiştir” yazılmıştı. Faksta, “Pis Türk dişi domuz. Sen Almanya’yla başa çıkamazsın. Eğer kurtulabilirsen, bir an önce defol git” denirken, avukatın iki yaşındaki kızının katledileceği ifadesi de yer almıştı. Gönderen ne kadar ciddi olduğunu göstermek için faksa Seda Başay Yıldız’ın 2 yaşındaki kızının adını ve açık adresini de not düşmüştü. Akabinde başlatılan soruşturma, Başay-Yıldız’ın kişisel verilerinin Frankfurt’ta bir polis karakolundaki bilgisayardan alındığını ve Alman polis teşkilatı içerisinde ırkçı ve aşırı sağcı bir yapılanmanın varlığını ortaya çıkarmıştı. Hessen Eyalet İçişleri Bakanlığı, 40 polis hakkında aşırı sağ sağcı suçlarla ilişkileri oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatmış, 5 polisi açığa almıştı. Polislerin telefon mesajlaşma grubunda kendi aralarında Hitler’in fotoğrafı ile gamalı haç gibi paylaşımlar yaptıkları, yabancı düşmanlığı içeren mesajlar gönderdikleri açıklanmıştı.

ASIL SORU, NEONAZİ ZANLI HASSAS VERİLERİ NASIL ELDE ETTİ?

Sol Parti Hessen milletvekili Hermann Schaus sosyal medya hesabında, polis bilgisayarlarından gelen verilerin iki buçuk yıl içinde gönderilen ölüm tehdidi içeren mektuplarla bağlantılı olarak defalarca kullanılmasına dikkat çekerek, “53 yaşındaki bir Neonazi, Berlin’de olası bir ana fail olarak tutuklandı. Şüphe doğrulanırsa, eylemlerin ve arka planlarının netleştirilmesi nihayet mümkün olacaktır. Burada asıl soru, failin tehdit mektuplarında defalarca kullandığı kişisel ve hassas verileri nasıl ele geçirdiğidir. Bu konuda çeşitli teoriler var, örneğin polisle doğrudan bağlantılar veya sözde ‚Darknet‘ yoluyla irtibatta olduğu. Zanlının İdil Bayar’ın Berlin ve Wiesbaden’deki polis verilerini pek çok kez çağırması ve Seda Başay-Yıldız’ın yeni engellenen adresine nasıl ulaştığı sorusu acilen açıklığa kavuşturulmalıdır. İçişleri Bakanının soruşturmanın ilerleyişi hakkında mümkün olan en kısa sürede bilgi vermesini bekliyoruz” dedi.

DİDF: TEK BİR KİŞİ DEĞİL

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Hessen İçişleri Bakanı Peter Beuth’un söz konusu zanlının gözaltına alınmasından sonra, polisin işin içinde olmadığı yönündeki değerlendirmesine tepki göstererek, “Aşırı sağ olayların tekil kişilerin yaptıkları gibi gösterilmesi, böylece aşırı sağla mücadelenin yürütülmemesi artık standart bir durum. Hanau, Kassel ve Halle saldırıları bunun örneği. Belirsizliklerin ve yanıtsız soruların ya üstü örtüldü ya da karanlıkta bırakıldı. NSU’dan başlayarak bütün ırkçı cinayetlerin ve tehditlerin açığa çıkarılması için bağımsız kurulların ve araştırma komisyonlarının kurulmasını talep ediyoruz” denildi. (YH)