Frankfurt Havaalanı kaynayan kazan

Frankfurt Havaalanı’nda son aylarda sürekli yeni işçi çıkışları veya işçilerin ekonomik sosyal statülerine yönelik işverenlerin saldırıları durmak bilmiyor. Başta Fraport, Handling counts, Wisag, ASG ve daha ismini sayamadığımız şirketler pademiyi bahane ederek işçi ve emekçileri yıllardır sömürdükleri yetmemiş gibi bir de böylesine zor bir süreçte kapıyı gösteriyorlar. Fakat bu kadar saldırı olmasına rağmen çalışanların büyük bir kısmının işleri azalmış degil. Tam tersine daha da artıyor. Bir çok şirket karlarını artırırken salgından etkilenen firmalar ise kısa çalışmaya başvurdular ve şirket giderleri devlet tarafından karşılanıyor.

Fraport 5000 işçiyi işten atacağını açıkladı

Frankfurt Havaalanı işletmecisi Fraport’un, korona krizi nedeniyle bu yıl sonuna kadar 5.000 kişiyi işten çıkarması bekleniyor. Krizden önce Fraport’un Frankfurt genel merkezinde yaklaşık 22.000 çalışanı vardı. Fraport şirketi kendi işçilerini en az indirerek en kısa zamanda küçülmeye gitmeyi hedefliyor. Fakat bu küçülmeye paralel olarak, kendi bünyesinde kurduğu şirketlere daha fazla ve düşük ücretle yeni işçi almayı, ayrıca esnek çalışma ve Fraport firmasında kazanılan sosyal haklardan mahrum bırakan sözleşmelerle çalıştırmayı planlıyor. Sonuç itibariyle firma küçülse de net karını büyütmeyi hedefliyor. Bunu yapabilmesi için hukuksal hiç bir engeli olmayan şirket halihazırda bünyesinde var olan BVD GmbH firması için 2022’de yeni bir GmbH kuruyor. Kurlacak yeni şirkete devredilecek işçilerin yıllardır var olan haklarının korunup korunmayacağı henüz beli olmasa da son dönemlerde yaşanılan örnekler bize işçiler için adaletli bir sürecin olmayacağını gösteriyor. Özelikle havaalanıda Wisag firmasında yaşanıldığı gibi ana firmanın kurduğu taşeron firmanın taşeronu kuruluyor ve ana firmadan bu şirketlere kaydırılan işçiler tüm sosyal ve ekonomik hakları elerinden alınarak ilk etapta da yıllardır çalışanlar en düşük tazminatla işten atılıyor.

Handling counts da çıkışlar gündemde

Handling counts firmasının BR üyesi Hüseyin Önal’la son günlerde gündemde olan çıkışları konuştuk. Önal özetle şunları dile getirdi:

„Hanling counts firması 2007 yılında Lufthansa kargo bölümü tarafından kuruldu. Yüzde yüz Lufthansa şirketine ait olmasına rağmen firma, kuruluşundan bu yana işçi ve emekçilere yönelik saldırılarını kesintisiz sürdürdü. Özelikle esnek çalışma ve ücretlerden feragat edimesi yönünde sürekli işçilere baskı yapıyor. Lufthansa kargo bölümünde çalışan işçilerle aynı işi yapmalarına rağmen onların yaralandığı hiç bir sosyal haktan yararlanamıyorlar. Bu sorunlara karşı mücadeleci işçiler 2009 yılında işyeri işçi temsilciliğinin kurdurulmasını sagladılar. Firma kurulduğundan bugüne kadar iki yılda bir işyeri genel müdürlüğü değiştirdi ve bu her değişim yeni saldırıları birlikte getirdi. 2015 yılında 460 işçi çalışırken yapılmak istenen esnek çalışmaya karşı BR olarak bir çok eylem yapmamız geri adım attırsa da, şirket büyük bir bölümü kapatarak 120 çalışanı işten çıkardı. Şirket bölüm kapatmayı ‚kar etmiyoruz‘ gerekçesine dayandırdı. Şirketin kar etmediği kurduğu günden beri biliniyor zaten kurulma amacı da bunun içindi. Lufthansa kar yaparken bu şirketi zarar göstererek fazla vergi vermekten kaçınmak istiyordu.

Şirket şimdi de ikinci bir bölüm kapatmayo planlıyor. Geçen sene Lufthansa başka bir firma ile anlaşarak bu bölümdeki tüm işleri o firmaya verdi. Bizler BR olarak buna karşı çıkıp mahkemeye başvurduk, anlaşma mahkemesini bekiyoruz fakat oumlu bir sonuç alabileceğimizi sanmıyorum.

İşveren bu konuda tecrübeli. Hakime, ‚benim herkese işim var, sadece bu bölümü kapatıyorum. Hiç bir işçiyi işten atmıyorum. İşçilerin hiç bir kayıbı yok.‘ diyor.

Bu doğru fakat başka bölüme gidecek işçilerin o bölümle hiç bir alakası yok. Örneğin bir bölüm hayvan transfer bölümü veya çok farklı bir çalışma sistemi olan bir yer olabiliyor. Bu da işçilerin orada çalışmak yerine çok az bir tazminatla çıkmasına yol açıyor. Şu an 220 kişi çalıştırılıyor fakat işveren bunu 150 kişiye düşürmeyi hedefliyorlar. Gelinen noktada bu kadar işçinin işten atılması iş olmamasından kaynaklanmıyor. Tam tersi Lufthansa’da Handling counts dışında 3 tane daha hizmet şirketi ortaklığı var. Bu şirketen aldığı işleri diğer şirketlere kaydırıyor. Bir diğer önemli neden ise bu şirketlerde işçi temsilciliğinin olmaması. Böylece işveren istediğini daha rahat yapabiliyor. Son olarak şunu belirteyim; Handling counts işyeri işçi temsilciliğini bitirmek istiyorlar, bu yüzden küçülmeye gidiliyor. Böylelikle firmayı kendi kontrollerine almayı düşünüyorlar.“

 

ASG çalışanları işten çıkarmalara karşı mücadele ediyor!

Wisser Group bünyesinde yeralan ASG firması yıllardan beri uçak temizliği yapıyor. Uzun zamandan beri sürekli işçi sayısını azaltmaya çalışırken aynı zamanda geçmişte elde edilen sosyal hakları da gasp etmeye devam ediyor.

Firmanın sürekli işlerinin artmasına rağmen işçi çıkarmasının tek nedeni bir uçak temizliğini daha önceden 14 kişi yaparken kademeli olarak sayıyı düşürdüler. Aynı sürede daha az işçi ile aynı işi yaptırıyorlar. Bununla yetinmeyen firma, korona salgınından önce yaklaşık 787 çalışandan, başlangıçta geçici işçiler ve daimi işçileri çıkartarak, işçi sayısını 610’a düşürdü. Fakat şirket pandemi sürecinde bile saldırılarına devam etti.

Kullanılan kısa çalışma ödeneğine ve herhangi bir acil durum olmaksızın, ASG Airport Service Gesellschaft GmbH (Wisser Group), korona pandemisinin sona ermesini beklemeden 87 işçinin daha çıkışını verdi. İşten çıkartılacak işçiler arasında 12 ağır engellinin olması ASG firmasının ne kadar işçi düşmanı olduğu bir kez daha gözler önüne serdi. Şirketin çıkış verdiği işçilerin özelikle kıdemli işçiler olması bilinçli bir planın parçası. Kıdemli işçilerin saat ücretlerinin temizlik yapanlardan daha fazla olması şirkete daha pahlıya mal oluyor, şirket aynı işi temizlik saat ücreti alan bir işçiye de yaptırarak daha fazla kar elde etmeyi hedefliyor.

Gelinen noktada devlet desteğinden (kısa çalışma ödeneği) yararlanan firma hiç kimseyi işten çıkarmayabilirken bunu yapmıyor. Tam tersine başta uzun süredir çalışanlar olmak üzere 87 işçiyi gülünç bir tazminat (0,01%) ödeyerek işten atıyor. Fakat bu haksızlıklara karşı işçiler mücadele edeceklerini belirtiyorlar. Hukuksal mücadelenin yanı sıra sokaklarda mücadele etmekten geri durmayacaklarına dikkat çekiyorlar. (Foto: Pixabay)