Birliğimiz daha güçlü olmamızı sağlayacak

Foto: Yeni Hayat

Mikail Kılıçdoğan

Frankfurt Havaalanı’nda uçak temizliğin alanında faaliyet gösteren ASG, genellikle ilticacı, bir kısmı ise evlilik dolayısı ile gelmiş bir kısmı da kredi çekip borçlandığı için işten atılmaktan korkan işçilerin çalıştığı bir şirket.

İşyerimiz çalışma koşulları önceleri çok iyi olmasa da bugüne göre daha iyiydi. Sonra gün be gün işyeri temsilciliği (Betriebsrat=BR) işverenle ortak karar alarak, bütün işçi hakları kısıtlanmaya başladı ve işçiler açısından adeta bir cehenneme dönüştürüldü.

Önceleri her tim 14’er kişi ile uçağa çıkardı, Jumbo modeli uçakların temizliği 1 saat elli dakika, Airbus modellerinin ise 1 saat 15 dakika sürerdi. Uçakların temizliğinden sonra dinlenme zamanı verilirdi, paydos saati biraz erken santrale alınır ve insanlar duşunu alır, elini yüzünü yıkar üstünü değiştirir, öyle S-Bahn’lara yetişirdi. İş elbiselerimiz düzenli verilir, iş malzemeleri yeterli şekilde bulundurulur ve eleman da yeterli sayıda çağrılırdı işyerine. Sosyal haklarımız vardı. İşçileri motive etmek için mangal partileri düzenlenirdi. Bazı kurallar daha esnekti, bir maaş tutarında Noel parası (Weinachtsgeld) ve izin parası vardı, Ayrıca havaalanı ek ödemesi (Zuschlag) vardı her posta başına (Vorarbeiter) bir kantin kartı verilerek çalışanların kantinden indirimli fiyatla yemek temin etmeleri sağlanırdı.

İşyeri temsilcimiz zamanla işverenle anlaşıp, adım adım çalışanların haklarını tırpanlamaya başladı; ilk önce Noel parası kaldırıldı. Baktılar kimse tepki göstermiyor izin parasını da kaldırdılar. İşçilerden yine tepki gelmedi. Bazıları torpille posta başı yapıldı, dış işlerde (Außendienst) görevlendirildi ya da yüksek mevkilere getirildi. Kısacası liyakat sistemi yok edildi. Betriebsrat astığı astık kestiği kestik oldu, işçiler üzerinde psikolojik baskı oluşturdu. BR, işverenle anlaşarak işçi haklarının düzenli olarak gaspedilmesini ve işçi sayısının düşürülmesini destekledi. İşçiler kendi aralarında homurdansalar da işveren ve BR’nin karşısında işini kaybetmemek için yada mevkiini yitirmemek için suskun kalıyorlardı. Kıyımlar devam etti, rapor almayanlar için her altı ayda ödenen ek ödemeler kaldırıldı, havaalanı ek ödemesi de kaldırıldı, gece zamları kaldırıldı, pazar ve bayram günleri ödenen vardiya zamları yüzde 100’den yüzde 75’e düşürüldü. Timlerde çalışanların sayısı önce 14 ‘en 9’a sonra 7’e düşürüldü. Şimdi timler üç kişilik! Uçakların temizlik süreleri yarı yarıya azaltılarak işçiler robot gibi çalıştırılmaya başlandı. Çünkü işçilerden tepki yoktu. Bazı iş malzemeleri azaltılmaya başlandı, sağlık koşulları gün geçtikçe kötüleşti. Paydos saatindeki yol zamanı (fahrzeit) ve temizlik zamanı (waschzeit) yok edildi. İş elbiseleri verilmemeye başlandı ve 10 yıl bir kuruş zam yapılmadı. Her gün yapılan kısıtlamalar ve kıyımlar bugünün habercisiydi. Buna itiraz eden birkaç kişi ezilmeye, itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. BR seçimlerinde karşı liste oluşturanlar da aynı akıbete uğradı; seçimlere hile karıştırıldı, mahkemelere gidildi, seçimler iptal edildiği halde bir dahaki seçim yine şaibe dolu oldu. Bu konuda Alman yasaları da yetersiz kaldı. Krank alanların yerine işçi çağrılmadı timler eksik elemanlarla çalıştırıldı.

TİM şefleri koltuğunu kaybetmek istemediği ve işveren yaranmak için adeta işçilerin kâbusu oldular. Uçaklar kısa sürede yeterince temizlenemediği için işler kaybedildi. İşten çıkarmalar da bu arada gizli gizli yapıldı ve geldik bugüne…

Bu sefer pandemi vurdu; kısa çalışmaya çıkıldı. Önce sözleşmesi bitenlerin sözleşmeleri uzatılmayıp işten atıldılar, kimse sesini çıkarmadı. Sonra BR Başkanı ve işveren kendi aralarında aldıkları kararla söylentiler çıkararak işçiler arasında korku ortamı yaratıldı. Sonra uzlaşma komisyonuna (“Einigungstelle”) gidilerek işçilerin tazminat hakkı gasp edildi ve en kıdemli 87 işçi işten atıldı. Bu arkadaşlarımızın 12’si engelli işçi. Yasaları hiçe sayarak, kısa çalışma döneminde BR’nin, işverenin yaptıklarına göz yummasıyla yaşandı bunlar.

İşçileri toplaması gereken sendika ve BR sessiz kalırken, işten atılan işçileri biraraya toplayıp haklarını aramasını sağlamak isteyenleri de “terör örgütleri ile işbirliği” ve “işçilere yapılacak yardımları baltalamakla” suçladılar.

Ama tüm bu saldırılara, karalamalara karşı birlik olmak ve birlikte hareket etmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Direnmek için birlik olmak zorundayız, birliğimiz daha güçlü olmamızı sağlayacak ve biz mutlaka kazanacağız!