Devrimin tiyatrosu: Brecht’ten Komün Günleri

“1871 Komün Günleri” Brecht’in tamamlanmış olarak bıraktığı son oyunlarından biri. Brecht bu oyunu Norveçli yazar Nordahl Grieg’in 1871 Paris Komünü’nün düşüşünü konu alan “Yenilgi” adlı sahne yapıtından esinlenerek yazmış. Komün Günleri, sık sık sergilenen ve döneme uyarlanan bir Brecht oyunu. Bu yıl sergilenmese de komünün yenilgisinin yıldönümünde güncelliğini koruyor.

Paris Komünü, Prusyalıların Paris’ten çekilmelerinden sonra halkın Theirs hükümetine karşı 18 Mart 1871’de ayaklanması sonucu Paris’te kurulan devrimci yönetimin adı. Yalnızca yetmiş üç gün süren bu yönetim Thiers hükümeti ordusunun saldırısıyla yıkıldı.

ÇATIŞAN ÜÇ KESİM

Brecht’in bu oyunu yazmaktaki temel amacı dünya tarihindeki ilk sosyalist devrimi gerçekleştirmiş olan Parislilerin kısa bir süre içinde yenilgiye uğramasının nedenlerini araştırmak. Çalışması sahneye ayrı tablolar içinde sahneye çıkardığı üç kesim üstünde yoğunlaşmıştı: 1. Burjuva kesimi, 2. Komün delegeleri, 3. Paris halkı. Oyun komün delegeleriyle öteki iki kesim arasındaki “tavır” çatışması üstüne kurulmuş.

Başta Thiers ve Jules Favre gibileri olmak üzere burjuva kesimi için komün halkı, yaşamı, özürlüğü, mutluluğu hiç de önemli olmayan, huzur bozucu bir insan yığınıdır ve bu kesim kendi çıkarları uğruna kendi ülkelerinin insanlarını Almanlara satmaya hazırdır. Paris halkını korku ve dehşete boğmak, kenti yakıp yıkmak, kitle kıyımlarına girişmek gibi eylemlere bir an bile duraksamaksızın karar vermek hiç sorun değildir, bu toplumdan soyutlanmış efendiler için.

Paris halkı komüne tüm gücüyle inanan, komünü doğal bir hak olarak savunan, olayları karmaşık düşüncelere saplanmadan yalın bir mantıkla olduğu gibi değerlendiren, savaş ortamının bozduğu yaşam düzenini birbirine destek olarak, dostlukla, özveriyle, umutla doğrultmaya çalışan kişilerdir.

Komün delegeleri ise halklarına olan sevgi ve sorumluluklarıyla, kurdukları yönetimin yasallığını, haklılığını sürdürmek arasında bocalayan idealist kişiler. Yasa dışına düşmekten, karşı tarafın göz kırpmadan uyguladığı kıyım yöntemlerini benimsiyormuş görünmekten çekinen bu saygın kahramanlar doğruların yanlışa, yanlışların doğruya dönüştüğü savaş ortamı paradoksunu yaşarlar. Düşman saflarının acımasızlığı ve halk kesiminin yalın mantığı ile bağdaşmayan bu dürüstlük anlayışı ve ikircikli tutumu komün delegelerinin ellerindeki üstünlüğü yitirmelerine, Thiers hükümeti karşısında güçsüz düşmelerine ve duraksamalarından yararlanan karşı tarafın Paris halkını bomba yağmuruna tutup sonra da kenti yakmalarına neden olur.

Brecht oyunun sonunda komün delegelerini eleştiriyor mu, yoksa onları haklı mı buluyor, bir türlü anlayamıyor seyirci; böylece son yargı, Brecht’in başka oyunlarında da yaptığı gibi, yine seyirciye bırakılıyor.

GERÇEK OLAN HALK

“Komün Günleri” Brecht’in duygularını denetlemeyi bir yana bırakarak, yarattığı kişilere olan sevgisini cömertçe dile getirdiği bir oyun. Bu nedenle, yazdığı on dört tabloyu anlatmayı öngördüğü üç ayrı kesim arasında eşit olarak bölüştürmemiş bile. Egemen sınıf üç tabloda, komün delegelerinin tartışmaları dört tabloda verilmiş. Geriye kalan yedi tabloda ise fırınıyla, dükkanlarıyla, “cafe”leriyle, evleriyle, sokaklarıyla Paris’i Paris’in insanlarını dile getiriyor. Çizdiği burjuva erkek ve kadınlar birer karikatür yalnızca; komün delegeleri ise ancak ülkücülük ve devrimi kurtarma arasında bocalarken yaptıklarıyla sergilenmiş. Oysa Madam Cebet’in yoksulluğu, kendisinden yoksul kiracısına duyduğu sevgi, Fransız kadınlarına özgü canlılığı, coşkusu gerçek; terzi Babette’in aşkı gerçek, işçi Cabet’in sevecenliği gerçek, öylesine gerçek ki seyirci iyice bir sarsılıyor oyunu noktalayan “Sokakta Barikat” tablosunda.