AB’de veto hakkı tartışması: Almanya kaldırılmasını istiyor

Foto: Wikipedia

Yücel ÖZDEMİR / Köln

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, pazartesi günü Berlin’de dışişleri bakanlığında düzenlenen Büyükelçiler Konferansında yaptığı konuşmada, Macaristan’ın son dönemlerde AB tarafından alınmak istenen kararları veto ettiğini hatırlatarak, “Uzun bir süre daha AB dış politikasını veto eden ülkeler tarafından rehin tutulamayız. Bunu yapanlar kısa ve uzun vadede Avrupa’nın birliğine zarar veriyorlar. Bu nedenle veto hakkı kalkmalı” dedi.

Maas, veto hakkının kalkması durumunda Almanya istemediği kararların çıkması halinde bile bundan yana olduğunu vurguladı.

Maas’ın AB’nin dış politikasını bloke eden ülke olarak Macaristan’ı kastettiği ise sır değil. Zira aşırı sağcı Viktor Orban’in başında olduğu Macaristan, kısa bir süre önce AB’nin İsrail-Filistin çatışmasının son bulmasına dair yaptığı açıklamayı İsrail lehine bloke etmişti.

ALMANYA VE FRANSA ENGEL İSTEMİYOR

Maas’ın Macaristan’ı gerekçe göstererek AB dış politikasında veto hakkını kaldırma yönünde yaptığı çağrı aynı zamanda AB politikaları üzerinde etkili olan Almanya ve Fransa’nın belli stratejik konularda bu türden engelleri tanımak istemediğini gösteriyor.

Benzer tartışma daha önce AB içinde pek çok kez yapılmıştı. Zira asıl karar alma biçiminde oy birliği esas alınıyordu. Bu durumdan rahatsız olan ülkeler Lizbon Anlaşması ile AB’de karar alma biçiminde veto hakkı kaldırılarak üçte iki çoğunluk sistemi getirildi. Üye ülkelerin üçte ikisi ve AB nüfusunun üçte ikisine denk gelebilecek şekilde, oy birliği yerine üçte iki çoğunluk esasına göre karar almanın önü açıldı. Bu da özellikle nüfusu fazla olan Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin içinde olmadığı bir kararın AB ülkeleri tarafından alınmasının mümkün olmadığı anlamına geliyor.

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMİN GÜNDEMİ OLACAK

Pek çok alan için geçerli olan üçte iki çoğunluk esasının dış politikada da uygulanıp uygulanmayacağı henüz belirsiz. Belli olan ise, dış politikadaki çıkarlarını AB üzerinden hayata geçirmeyi öncelik veren Almanya’nın veto hakkından rahatsız olduğu. Bu nedenle önümüzdeki dönem AB dış politikasında veto hakkının tartışmaya açarak kaldırılmayı hedeflediği Maas’ın açıklamasıyla görüldü.

Maas, veto hakkı engelini aşmak için daha önce önerilen “iki vitesli AB” önerisine ise sıcak bakmadığını ifade etti. Bu öneride isteyen ülkelerin yüksek, istemeyenlerin ise düşük vitesle gidebileceği yer alıyordu. Maas, bunun AB’de bölünmeyi derinleştireceğini savunuyor.

Açıklamaya Almanya içinden ilk günde ciddi bir tepki gelmedi. Ancak AB Konsey Başkanı Charles Michel, veto hakkının kaldırılmasına sıcak bakmadığını söyledi. Alman Haber Ajansı’na (dpa) konuşan Charles, AB’nin oy birliğiyle aldığı kararlarda dünya üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğunu söyledi.

MACARİSTAN’DA EKONOMİK ÇIKARLAR FAKTÖRÜ

İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları sırasında AB’nin “silahların karşılıklı olarak susması” çağrısı Macaristan tarafından kabul edilmediği için AB bir karar alamamıştı. Macaristan yine kısa bir süre önce AB’nin Çin’in Hong Kong ve Uygurlar politikasını mahkum etmesini de engellemişti. Macaristan’da iş başında olan aşırı sağcı-milliyetçi Viktor Orban, uzun bir süredir AB içinde İsrail, Çin ve Rusya ile özel ilişkiler geliştiren lider olarak biliniyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile girmiş olduğu yakın ilişkiler nedeniyle bu ülke ile ticari ilişkileri de geliştirdi. Yine Çin ile yüklü ticari anlaşmalar yaptı.

Budapeşt-Belgrad hızlı tren yolunu Çinli şirketlerle yapmaya karar verdi. AB ile Macaristan arasında tartışma konusu olan Fudan Üniversitesi’nin finasmanı için de Çin’den maddi yardım alındı.

Macaristan ayrıca, Rusya ve Çin’den alt yapı imarı için epey kredi almış durumda.

Keza AB tarafından kovid-19 aşısının AB Komisyonu üzerinden satın alınacağı kararını aşarak Rusya’dan Sputnik V aşısı ısmarladı.

Bütün bu adımlar uzun bir süredir AB içinde Çin ve Rusya ile yakın ilişkiler kuran Orban yönetimine karşı rahatsızlık arttırmış durumda.

NATO’DA DA AYNI POLİTİKAYI İZLEYEBİLECEK Mİ?

AB üyesi olarak Çin ve Rusya ile kurduğu özel ekonomik ilişkileri avantaja çevirmenin derdinde olan Macaristan’ın aşırı sağcı yönetimi, bu çıkarlardan ötürü AB’nin her iki ülkeye karşı izlediği politikaları ya veto hakkıyla engelliyor ya da yumuşatıyor. Benzer bir politikayı NATO içinde de izleyip izlemeyeceği ise önümüzdeki hafta görülecek. Brüksel’de 14 Haziran’da yapılacak zirvede, NATO’nun Rusya ve Çin’e karşı açıktan bir plan ilan etmesi bekleniyor. Bu nedenle zirvede Türkiye’den sonra dikkatlerin üzerinde olacağı bir diğer ülke ise Macaristan olacak gibi görünüyor.