Yeşillerin yükselişi: Eski idealler artık sadece yük

Heribert PRANTL / Süddeutsche Zeitung

Balon yolculuklarında yükselme, sürekli yük atarak gerçekleşir. Almanya “Die Grünen”/Yeşiller partisi bu prensibi kopyaladı. Yük ata ata inanılmaz yüksekliğe erişti. Balon yeşil, üzerinde iklim korunması yazıyor ve yükseldikçe yükseliyor. Eylül ayındaki Federal Meclis seçimlerinde bugünkü tahminler gerçekleşirse, bir sonraki mecliste eskisi gibi 67 değil iki yüz Yeşil milletvekili olacak.

Yük atılması 22 yıl önce başladı. Yeşiller, pasifizme veda ettiğinde, Alman Silahlı Kuvvetleri’nin Kosova savaşında konuşlandırılmasını kabul ettiğinde Yeşillerin Fischer’i, Schröder-SPD ile kırmızı-yeşil federal hükümeti kurmuşlardı. Yeşiller’in meşhur sloganı silahsız barış yaratmak artık yüktü ve balondan atıldı. Bombardımanı savunanlar gerçeği görüp hayallerden uzak bir politikadan söz ettiler. Bugünün gerçeği, iki parti liderinden biri olan Robert Habeck’in Ukrayna’ya silah sağlanması çağrısında bulunması. Kırk yıldan fazla bir süre önce Yeşiller Partisi’nin beşiğinde duran barış hareketinin artık partide yeri yok.

Son zamanlarda sivil haklar aktivistleri, insan hakları ve sığınmacı grupları, doğrudan demokrasinin dostları, eleştirel polislerden nükleer savaşa karşı doktorlara ve genetik eleştirmenlerine kadar birçok küçük sivil toplum örgütü için durum böyle. Onların sorunları Yeşil parti liderliğinin sorunu değil. Temel haklar, hukukun üstünlüğü, demokrasi -bunlar hâlâ yeşil tabanda bir rol oynuyor, ancak Yeşil başbakan adayı Habeck ve Annalena Baerbock için değil; seçim programı taslağında bu sorunları bulmak için büyüteç kullanmak gerekiyor. Parti liderliği, “mülteci koruması” gibi bir sözün seçmenleri ürkütebileceğinden korkuyor.

Balon yolculuğunda, atılan balast su ve kumdan oluşur. Yeşiller sözkonusu olduğunda, önceki temel talepler ve uzun süredir devam eden temel kaygılar atılıyor. Yeşillerin çok geç farkına varması mümkündür, çünkü iklim savunusu her şeyi gölgede bırakıyor, ancak balast değil, prensip atıyorlar. SPD bunu Hartz IV ile yaptığında ve sosyal adaleti bir kenara attığında yükselişe değil, düşmeye başladı.

Yeşiller yönetimini işçi sorunları ilgilendirmiyor. Yeşiller yönetiminin karbondioksit emisyonunun azaltılmasına bağlı olabilecek fiyat yükselmelerine karşı yoksulun yanında yer alan bir konsepti yok. Yeşiller yönetimi orta tabakanın partisi olma konusunda iddialı. Yeşiller yönetimi gösteri hakkıyla ilgilenmiyor. Varsa yoksa iklim korunması, iklim bir korunsun tüm sorunlar çözülür!

Yeşiller partisinin dört kuruluş hikayesi, dört kökü var(dı): Birincisi, ekoloji, ikincisi, pasifizm, üçüncüsü, sivil haklar, dördüncüsü, kadın hareketi. İki kök bodur ve solmuş, diğer ikisi canlı – ekoloji ve eşitlik. Başka bir şey yok. Büyük iktidar partisi olmak isteyen bir parti için bu yeterli mi? Kapsamlı bir demokrasi ve hukuk politikası onlar için bir rol oynuyor mu, iç güvenlik politikası hangi rolü oynuyor? Yoksa “İklim için savaşan her yerde başarır!” sloganı partinin ana sloganı mı oldu?

Yeşiller şimdi büyüyor, sık sık söylenir, vahşi yılları ne kadar geride bırakırlarsa ne kadar unuttururlarsa o kadar başarılı olurlar. Ancak bir partinin karakterini klasik iç politika belirler. Almanya’yı 35 yıldır Yeşiller yönetiyor. Bu süre zarfında hiçbir yere içişleri bakanı atamadılar. Yeşillerin liberallik konularında rekabet ettiği FDP burada kesinlikle önde: Hans-Dietrich Genscher federal hükümette liberal bir içişleri bakanıydı, Werner Maihofer ve Gerhart Baum da liberal bir içişleri bakanıydı, Burkhard Hirsch aynı zamanda çok liberal bir içişleri bakanıydı.

Ve Yeşiller? Seçim program taslağında entegrasyon konusunu Federal İçişleri Bakanlığı’ndan almak ve bunun yerine sosyal uyum için ayrı bir bakanlık kurmak istediklerini beyan ediyorlar. Bu, sorumluluktan ve günlük güvenlik politikasının zorluklarından yeşil bir kaçıştır sadece. Bu konuları genel iç ve güvenlik politikasından ayıramazsınız, bir bütündür.

(Çeviren: Semra Çelik)

%d Bloggern gefällt das: