Dijitalleşme ve toplumsal cinsiyetçilik

ZAHİDE YENTÜR

Dijitalleşme ve toplumsal cinsiyetçilik üzerine yapılan araştırmalar, kadınların dijitaleşen alanlarda daha az temsil edildiğini gösteriyor. Bu alanlarda kadınlar yüzde 16’lık bir oranla oldukça düşük bir katılıma sahipler. Yapılan araştırma, erkeklerin egemenlik alanı olarak görülen dijitalleşmenin kadınların lehine değiştiğine de işaret ediyor. Bu alanlara kadınların daha fazla katılımı isteniyor.

Federal Aile Bakanlığı’nın, hükümete sunduğu „cinsiyetlerin dijitalleşilen alanlarda adil temsilini“ öngören rapor onaylandı. Alman Kadın Konseyi Başkanı Mona Küppers yaptığı açıklamada, “Hükümete sunulan rapor, dijitalleşilen alanlarda kadınlara, genç kızlara ve temsili az olan diğer gruplara yönelik ayrımcılığa ve eşitsizliğe dikkat çekecek potansiyele sahipti. Ancak bu olmadı” dedi. Bilirkişi raporunda yer alan çözüm önerilerinde örneğin dijital dönüşümle birlikte yeni iş ve istihdam biçimlerinin oluşması, bu alanlarda yapay zekanın kullanılması, dijital becerilerin kazanılması ya da dijital dönüşümün toplumsal cinsiyetçi eşitsizliği artırması gibi konulara çok yer verilmiyordu. Sunulan bilirkişi raporunda dijital dönüşümünün kadın emeğine etkileri ve kadınların yanısıra diğer temsili az grupların yetkinleşerek, dijital alanda adil temsili gibi konuların eksik olması eleştirildi.

Toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan bir dijital dönüşüm modelinin geliştirilmesi, kadınların dijitalleşilen alanlarda fırsat eşitliğini elde etmesi ve bu alanda kadın temsiliyetinin artırılması için erken çocukluk döneminden itibaren teşvik edici önlemlerin alınması istendi. Kadın ve kız çocuklarına yönelik dijital dönüşüm, yatırım ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için erken çocukluk döneminden itibaren kız çocuklarının teknik ve dijital alanlara yönlendirilmesi, matematik, bilgi işlemciliği, teknik, doğa bilimleri gibi konuların cinsiyetçi bakışla sadece erkek çocuklarının ilgi alanı olabileceği gibi yanılgılara düşülmemesi de bu bağlantıda tartışılıyor. “Bu perspektifle, kız çocukları pek ala, ailelerinin ve toplumun desteğiyle erkeklerin alanı ilan edilen konularda eşit bir şekilde yerini alabilir” denildi.

Bu bağlantıda ele alınan diğer konu ise algoritmaların önyargılı oluşu. Yapay zekayı geliştiren profesyonellerin arasında kadınların az yer alması, dijital geleceğin erkekler tarafından inşa edilme riskini beraberinde getiriyor. Raporda, “Mevcut algoritmalar, ortalama eğilimleri yansıttığından dolayı erkeğin eğilimlerine fevkalade, kadının eğilimlerine atipik muamelesi yapıyor” deniliyor. Mevcut önyargıları yansıtan verileri işleyen sistemler, mevcut ayırımcılığı yeniden üretme riski taşıyor. Yapay zeka algoritmalarının kredi kartlarında ya da iş ilanlarında kadınlara daha fazla sınır koyması ya da elemesi bu konuya örnek gösterilerek eleştiriliyor. Yapılan araştırmada, “elde edilen veriler toplumsal eşitsizliği yansıttığı için algoritmaların ve yapay zeka sistemlerinin verili analizleri tarafsız değerlendirmesi, herkese eşit ve adil davranması mümkün değil” deniyor. (Foto: Pixabay)