GEW: Eğitim krize dayanıklı hale getirilmeli

GEW sendikası, 29. Genel Kurulu sonuçlandı. Leipzig’den djital olarak düzenlenen genel kurulda bir dizi önemli kararlar alan GEW delegeleri, eğitimi güçlendirmek için altı noktalı program hazırladılar. GEW’nin yeni başkanı Maike Finnern, Almanya’daki antifaşist geleneğe sahip çıkarak aşırı sağ eğilimlere karşı mücadele etmenin zorunluluğunu vurguladı.

Eğitim ve Bilim Sendikası GEW’nin yeni genel başkanı Maike Finnern, genel kurulun son günü düzenlediği basın toplantısında kamuoyunu sendikasının önümüzdeki dört yıl için önüne koyduğu görevler hakkında bilgilendirdi. Bir buçuk yıldır devam eden korona salgınının Almanya’daki eğitim sisteminin de eksiklerini ortaya çıkardığını söyleyen Finnern, “Fırsat eşitliğinin olmaması eğitim sisteminin aşil topuğudur” dedi. “Eğer bir şehirdeki posta kodları çocukların eğitim şanslarını belirliyorsa bu kabul edilemez bir durumdur” diye konuşan Finnern, örnek olarak Essen şehrini verdi: “Eğer Essen’in kuzeyinde ilkokul öğrencilerinin sadece onda biri liseye ama güneydeki ilkokul öğrencilerinin onda dokuzu liseye yönlendiriliyorsa o zaman burada büyük bir sıkıntı var. Eğitim alanındaki bu sosyal dengesizliği daha fazla kabul edemeyiz” dedi.

ÇÖZÜLMESİ GEREKEN SORUNLAR

Konuşmasında, “Eğitim sisteminin yetersiz finansmanı nihayet sona ermeli” diyen Finnern, “Bunun için kamunun gelir tabanı iyileştirilmeli” dedi. Bu amaçla düşük gelirli grupların yükünü hafifleten ve yüksek gelirli grupları sosyal sorumluluklarını yerine getirmeye yönlendiren bir vergi politikası reformu öneren sendikacı, “Servet vergisi yeniden yürürlüğü koyulmalı ve süper zenginlerden özel bir korona vergisi alınmalı” dedi. Finner ayrıca borç freninin askıya alınmasını ve korona kredilerinin geri ödeme süresinin uzatılmasını talep etti.

Eğitim sisteminde, öğrencilere yüksek kalitede eğitim sunulabilmesi için acilen daha fazla vasıflı eğitimciye ihtiyaç var” diyen Finnern, eğitim meslekleri daha çekici hale gelmesi için pedagogların çalışma koşullarının yanı sıra eğitimcilerin maaşlarının da önemli ölçüde iyileştirilmesin talep etti.

Eğitim alanındaki yatırım düğümü çözülmeli” diye konuşan Finnern, “sadece üniversitelerde yenileme ihtiyacı 50 milyar euro, okullarda ise 43 milyar euro civarında. Eğitim binalarının onarımı ve yenilenmesi için on yıllık bir federal programa ihtiyacımız var“ dedi.

Eğitimde dijital altyapının iyileştirilmesinin teşvik edilmesini talep eden Finnern, hükümet tarafından kurulan “Okullar için dijital paktın” finansal olanaklarının artırılmasını, istikrarlı bir şekilde eğitimin diğer alanlarına da yaygınlaştırılmasının gerektiğini söyledi. “Fakat dijital atılım teknolojiye körü körüne inanarak yapılmamalı. Eğitimin önceliği geçerli olmalı” diye konuşan Finnern, “Dijital olanakların kullanımı ancak iyi bir pedagojik konsepte entegre edildiğinde öğrenciler için bir artı değer sağlar” dedi.

Tam gün okul olanaklarının artırılmasını savunan Finnern, “İlkokullarda tam zamanlı bir yere yasal hakkın kademeli olarak getirilmesi, ancak federal hükümetin, eyaletler ve belediyeler için güvenilir mali destek sağlaması durumunda başarılı olabilir” dedi

DEMOKRASİNİN EĞİTİME İHTİYACI VAR!

Demokrasinin daha fazla politik eğitime ihtiyacı var” diye konuşan Finnern, aşırı sağ partilerin ve ideologların yanı sıra komplo teorilerinin de popülerlik kazandığı korona salgını döneminde, geçmişin başarısızlıklarının da ortaya çıktığını söyledi. Okul eğitiminden mesleki geliştirme eğitimine kadar demokrasi eğitimi konusunun yıllarca politikacılar tarafından ihmal edildiğine dikkat çeken Finnern, “Buradan baktığınızda şimdi dökülen timsah gözyaşlarının inandırıcı olmadığını görürsünüz. Dümeni hızla çevirmenin tam zamanı. Demokratik, anti-faşist bir toplumu pekiştirmek eğitimin görevidir ve GEW’nin ilkelerinin de bir parçasıdır, biz bu sorumluluğu üstleniyoruz” dedi. (YH / Foto: Pixabay)