Riester Rente: 20 yıllık yalan ve talan

Foto: dgb.de

Devlet teşvikli özel emeklilik sigortası 20 yaşını doldurdu. “Ek emeklilik geliri” diye lanse edilen özel emeklilik sigortası, emekçiler için bir işe yaramıyor ama sigorta tekellerinin kasalarının bir hayli dolmasını sağladı. 20 yıl önce bu modele, “sadece sigorta şirketlerinin işine yaracak” diye itiraz edenler haklı çıktı ama sermaye partileri özel emeklilik sigortasından vaz geçmek istemiyor.

SERDAR DERVENTLİ

Özel emeklilik sigortası olan “Riester Rente”nin yürürlüğe girmesinden 20 yıl sonraki duruma bakmadan önce yakın geçmişe bakmakta fayda var. Çünkü yasal emeklilik sigortasının tasfiyesine yönelik atılan bu ilk adımın hangi şartlarda atıldığı ve o dönem nelerin vaat edildiğinin  hatırlanmasında fayda var. Sınıf hafızasının tazelenmesi, önümüzdeki eylül ayında yapılacak genel seçimlerden sonra gündeme gelmesi beklenen saldırılar açısından da önem arz ediyor.

ALMANYA’NIN MODELLERİ

“Ren Kapitalizmi”, “Alman modeli kapitalizm”, “sosyal devlet modeli” ya da “sosyal piyasa ekonomisi”…  Burjuva sosyologlar, Almanya’daki kapitalizmi şirin göstermek için birçok isim buldular. Bununla da kalmayarak “Alman modelinin” özelde sosyalist modellere genelde tüm modellere göre neden daha iyi olduğunu ortaya koymak için sürekli özel çaba içinde oldular. Bu çabaları geçmişte olduğu gibi bugün de sürüyor.

İçlerinden en cingözleri, diğer ülkelerde olduğu gibi sınıfların kalktığını iddia etmek yerine Almanya’daki sınıf farkının azaldığını ileri sürmeyi yeğlediler. Örneğin sosyolog Karl Martin Bolte’nin “soğan modeli”: Buna göre ikinci dünya savaşı sonrası Almanya’sında en alttakiler ve en üsttekiler sürekli azalırken ortadakilerin sayısı (orta tabaka) sürekli sürekli büyüdü.

“Orta tabakanın” büyümesine neden olarak ise “sosyal devlet” gösterildi. İşsiz kalanlara iki yıl işsizlik parası veriliyor ardından ise dört sene işsizlik yardımı, bunun ardından ise aynı düzeyde sosyal yardım veriliyordu. Kısacası sermaye yanlısı propagandalara göre Almanya güllük gülistanlık bir ülkeydi.

Tabi bunun böyle olmadığını özellikle kitlesel işsizliğin hızla yükseldiği değişik dönemlerde işsizlik parası/yardımı veya sosyal yardım için devlet dairelerine başvuranlar çok iyi biliyorlardı.

ALMANYA TARİHİNİN EN BÜYÜK SOSYAL GASPLARI

Doğu Avrupa’nın devlet kapitalizm modelinin çökmesiyle birlikte Alman modeli de tartışmaya açıldı. Helmut Kohl (CDU/CSU/FDP, 1982-1998 koalisyon hükümeti) döneminde başlayan tartışmalar Gerhard Schröder (SPD/Yeşiller, 1998-2005 koalisyonu) hükümeti döneminde yaşamın bütün alanlarını kapsayarak devam etti. 1999 yılında yayınlanan Schröder/Blair tezleri* başta Almanya ve Büyük Britanya olmak üzere tüm dünyada neo-liberal saldırıların habercisiydi. “21. Yüzyılın görevlerini kavrama ve gerekliliğini yerine getirme” adına çalışma yaşamında ve sosyal güvenlik alanında elde edilen tüm kazanımlar masaya yatırılıyordu.

Almanya’da “Ajanda 2010” başlığı altında çalışma yasaları (Hartz I, II, III ve IV) değiştirildi, yenileri eklendi, “sağlık sigortası reformu” adı altında temel hizmetler genel olarak sınırlandı, bazıları tamamen özelleştirildi ve emeklilik maaşı düzeyinin düşürüldüğü, yaşının yükseltildiği ve özel emeklilik sigortasının ilk adımının atıldığı “emeklilik reformu” yapıldı. SPD ve Yeşiller hükümetinin bu saldırıları parlamentodaki CDU/CSU ve FDP muhalefetinin desteğiyle yürürlüğe koyduklarını da unutmamak gerekiyor.

ÜCRET YAN GİDERLERİ DOGMASI VE SOSYAL GÜVENLİK ÇIKMAZI

Hükümet partileri “sosyal devleti güvenceye almak için yeniden yapılandırma” adına plan ve projelerini hazırlayıp tartışmaya açarken sermaye de buna paralel olarak “rekabet gücünü korumak için ücret yan giderleri düşürülmeli” propagandası yapıyordu.

Hartz yasalarıyla pratik olarak ücretlerin genel olarak düşmesini (“düşük ücretler sektörü”) ve birçok alanda çok yavaş artmasını sağlayan hükümet ikinci adım olarak ücret yan giderlerinin düşürülmesi için kolları sıvadı. O tarihe kadar işçinin ve işletmenin sosyal güvenlik aidatlarını eşit oranlarda ödemeleri ve buna rağmen sosyal güvenlik kasalarında doğan bütçe açıklarının devlet tarafından karşılanacağı konusunda hakim olan uzlaşma (sosyal devlet modeli) tarihe karışıyordu. Ücret yan giderlerini düşürmek ve düşük tutmak bir devlet dogması haline getirildi.

Sermaye ve hükümeti bundan böyle asıl hedefin sosyal devleti korumak ve geliştirmek olmadığını, herşeyin devletten beklendiği “tam kapsamlı sigorta zihniyeti” (“Vollkaskomentalität”) yerine bireysel sorumluluğu artıracak bir mantalitenin hakim kılınması gerektiğini ilan ediyorlardı. O dönemi hatırlayanlar bilirler; doktora veya belediyeye gidildiğinde artık “hasta” veya “vatandaş” değil, “müşteri” olunmuştu.

EMEKLİLİKTE “ÜÇÜNCÜ SÜTUN”

Yazımıza vesile olan “Riester Rente”de SPD ve Yeşiller hükümetinin, “yasal emeklilik sigortasının bu haliyle yaşlılıkta yoksulluğu önleyemeyeceği” yalanını ileri sürerek, “yaşlılıkta yoksulluğu önlemek için üçüncü sütun dikme” iddiasıyla gündeme geldi. İlk sütun yasal emeklilik sigortasıyken ikincisi sütun işyeri emekliliği (“Betriebsrente” veya buna benzer bir mevduat sözleşmesi) ve özel emeklilik sigortası da üçüncü sütun olacaktı.

Ücret yan giderlerinin yükselmesini önlemek adına yasal emeklilik sigortası aidatlarının 2034 yılına kadar en fazla yüzde 22,4 düzeyine** (işçinin aylığından %11,2, işletmenin kasasından %11,2) çıkabileceği kararlaştırıldı.

11 Mayıs 2001’de yürürlüğe giren “yaşlılık servet yasası” (“Altersvermögensgesetz”) ile “Riester Rente” de yürürlüğe girmiş oldu. Bu yasanın özelliği, özel emeklilik sigortasının gönüllü olmasına karşın eğer bu adım atılırsa, asgari aidat olarak brüt gelirin yüzde 4’ü olmasını zorunlu kılıyor. Ve bu asgari aidatın ödenmesi durumunda devletten yıllık 175 euro bireysel teşvik primi, 2007’den önce doğan çocuklar için 185 euro, 2008’den sonra doğan çocuklar için ise 300 euro yıllık prim alınıyor. Ayrıca ödenen aidatlar vergiden düşülebiliyor.

SİGORTALAR BAYRAM ETTİ

2020 sonu itibariyle Almanya genelinde 16,4 milyon Riester-Rente poliçesi satılmıştı. Yani sigorta şirketlerine (başka sigorta poliçeleri de satabilecekleri) 16,4 milyon müşteri.sağlanmıştı. 2016 yılında tüketici koruma kurumu “Stiftungs-Warentest” tarafından yapılan bir araştırmada (bkz.: www.test.de/) sigorta şirketlerinin Riester-Rente poliçeleri için çok yüksek masraf hesapladıkları (ortalama 24 euro), genel olarak karlı çıkabilmek için en azından 20 yıl aidat ödenmesi gerektiği ve ayrıca sigortayı yaptıranların emeklilik sonrası yaşayacakları süreyi ortalama yaşam beklentisinden daha uzun hesaplayarak emeklilik maaşını düşürdükleri ortaya konmuştu.

Yıllık gelirin yüzde 4’ü aidat olarak, üstüne ek teşvik primleri ve vergi indirimi… 2011 başında Riester Rente hesaplarında aidatlar üzerinden 7 milyar euro servet birikmiş bulunuyordu. Vergi indirimi ve ödenen teşvik primlerinin devlet kasalarına açtığı delikler bu hesapta yok. Bu kaynaklar sigorta tekellerine hibe yerine yasal emeklilik sigortasına yatırılsaydı hem yasal emeklilik sigortası geliştirilmiş olurdu hem de gerçek anlamda yaşlılıkta yoksulluğa karşı ciddi adım atılmış olurdu.

  • “Avrupa’nın sosyal demokratları için ileriye giden yol” Gerhard Schröder ve Tony Blair’den bir öneri, Londra, 8 Haziran 1999 (“Der Weg nach vorne für Europas Sozialdemokraten”, Ein Vorschlag von Gerhard Schröder und Tony Blair, London, 8. Juni 1999- tam metin için bkz.: www.glasnost.de/pol/schroederblair.html)

** Bugün yürürlükte olan emeklilik aidatı yüzde 18,6 dolayında. Bu oranda 2023’de 19,3’e, 2025 yılında 19,9’a ve 2030’da ise 21,5’e çıkması bekleniyor.