Almanya Taliban ile gizli görüşme yaptı

Fotoğraf: FlickreviewR

Yücel ÖZDEMİR / Köln

Taliban’ın iktidarına son vermek için 20 yıl önce hep birlikte işgal hareketi düzenleyerek Afganistan’a özgürlük götüreceklerini vadeden ABD ve AB öncülüğündeki emperyalist devletler ve onların işbirlikçileri, şimdi hep birlikte şeriatçı örgütün başkent Kabil’e ele geçirerek yeniden iktidar koltuğunaoturması için gün sayıyor.

11 Eylül 2001’de New York’taki İkiz Kuleler’e yapılan terör saldırının estirdiği havayı arkalarına alarak Afganistan’a işgal hareketi düzenleyenler şimdi, kendi vatandaşlarını ülkeden çıkarma telaşına düşmüş durumda.

Bu nedenle her gün Taliban’ın yeni bir merkezi ele geçirdiğine dair haberler Avrupa basınında eksik olmuyor. En son Kandahar ve Laşkargah’ın Taliban’ın eline geçtiğine dair haberler geldi. Uluslararası ajanslar tarafından yayımlanan haritalara bakılırsa ülkenin büyük bir bölümü Taliban’ın eline geçmiş durumda. Başkent Kabil ve kalan birkaç kent ve kasabanın da düşmesi bekleniyor. Bu nedenle işgalci ülkelerin çoğu büyükelçiliklerini boşaltmaya hazırlanıyor.

AVRUPA, AFGANİSTAN’DA ABD’YE TABİ

Afganistan işgalinin başrolü ABD iken, diğer önemli yardımcı aktörler de Almanya, Fransa, İngiltere gibi Avrupa’nın büyük emperyalist güçleriydi.

Dahası bu ülkelerde o dönem “solcu” hükümetler işbaşındaydı.

Almanya’da Gerhard Schröder’in başında olduğu SPD-Yeşiller koalisyonu, İngiltere’de Tony Blair liderliğindeki İşçi Partisi hükümetti. Fransa’da ise muhafazakar Jacques Chirac cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyordu. Bu hükümetler hep birlikte şartsız-koşulsuz olarak ABD’nin Afganistan işgali planlarına tam destek vererek savaşın aktif destekçileri oldular. Bunu yaparken ülkelerinin bölgesel çıkarlarını da ihmal etmediler. Gelinen aşamada AB ülkelerinin Afganistan’da önemli ölçüde ABD’nin planlarına tabi olduğu görüldü. ABD Başkanı Joe Biden’ın 11 Eylül’e kadar çekilme kararına diğer ülkeler de itirazsız uydular.

ABD’den sonra Afganistan’da en fazla asker bulunduran ve bunu “Almanya’nın sınırlarını Hindukuş dağlarında savunuyoruz” diye halka açıklayan hükümet, Taliban’ın yeniden iktidarı almasından sonra nasıl bir politika izleyeceğini tartışıyor.  Federal Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Taliban’ın işbaşına gelmesi durumunda maddi yardımların kesileceğine dair ilk mesajı verdi. Birkaç gün öncesinde kadar ülkede bulunan Afgan sığınmacıların sınırdışı edilmesini savunan Federal İçişleri Bakanlığı çark ederek bir süre sınırdışıları durduğunu açıklamak zorunda kaldı.

AB’NİN TEK ENDİŞESİ GÖÇ

AB ülkelerinin tek endişesi, daha fazla Afgan’ın Avrupa’ya gelip iltica başvurusunda bulunacak olması. Şimdiden bunun önüne geçmek için değişik planlar yapılıyor. Çekilme kararıyla birlikte daha önce Afganistan’da Almanya ve diğer ülkelerle birlikte çalışan Afganların durumunun ne olacağı konusu da Taliban’ın ülkenin büyük bölümünü ele geçirmesiyle pratik olarak ortadan kalkmış oldu.  Söz konusu yardımcıların gerekli belgeleri hazırlayarak özellikle Almanya’ya gelmesi artık bir seçenek olmaktan çıktı. Daha önce bu ülkelerin ordularıyla birlikte çalışan bu kesimlerin hayati riski oldukça fazla.

HIZLI İLERLEME ABD-TALİBAN GÖRÜŞMELERİNİN SONUCU MU?

Bölgeden gelen haberlere ve verilen mesajlara bakıldığında, Afganistan’ın şeriatçı Taliban örgütüne teslim edildiği anlaşılıyor. Bu durumda ABD ile Taliban arasında yapılan gizli görüşmelerde nelerin konuşulduğu, hangi hedefler konusunda anlaşmaya varıldığı, neler vadedildiği büyük bir önem arz ediyor.

ABD emperyalizminin, çıkarları gerekirse birlikte çalışmaktan çekineceği bir devlet olmadığına göre, Taliban’ın yeniden iktidara gelmesi de “hayatı bir tehlike” olarak görülmediği anlaşılıyor.

ALMANYA’NIN TALİBAN’LA GİZLİ GÖRÜŞMESİ

Üstelik gizli görüşmeleri yapan sadece ABD de değil. Alman basınında hafta başında yer alan haberlerde Almanya’nın da Katar’ın başkenti Doha’da Taliban ile gizli görüşmeler yaptığı yazıldı. Her ne kadar görüşmelerin Alman ordusuna yardımcı olan Afganların durumu nedeniyle yapıldığı ileri sürülse de asıl maksadın “Yeni dönemde nasıl bir Afganistan?” sorusuna yanıt aramak için görüş alışverişi olduğu açık. Dışişleri Bakanlığı görüşmeyi doğruladı. Basında yer alan bazı değerlendirmelerde Taliban’ın eskisi gibi radikal davranmayacağına dair mesajlar yer alıyor. Ancak genel olarak Taliban’ın geri dönüşünün radikal dinci örgütlerin ülkeyi yeniden kendilerine merkez haline getirecekleri de tahmin ediliyor.

ASIL FATURAYI AFGAN HALKI ÖDÜYOR

Denilebilir ki; Taliban’ın Afganistan’da yeniden iktidara yürümesi bu örgütün güçlülüğünden çok, emperyalist devletlerin pek çok bakımdan yakıp yıktıkları Afganistan’daki güçsüzlüğünden kaynaklanıyor. Bu aynı zamanda terörle mücadele adı altında işgalin doğru politika olamayacağını da bir kez daha ortaya koyuyor. Yıllardır iktidar seçeneği haline getirmeye çalıştıkları işbirlikçi güçler, rüşvet ve yolsuzluk batağından çıkamadılar. Dışarıdan verilen onca silah ve askeri eğitimin de bir işe yaramadığı anlaşılıyor. Bütün bunların ağır faturasını ise geçmişte olduğu gibi gelecekte Afgan halkı ödemeye devam edecek. Sadece son birkaç günlük çatışmalarda binden fazla sivil hayatını kaybetti. Çeyrek milyon insan canını kurtarmak için yollara düştüğü için açlık ve susuzlukla karşı karşıya.

Fotoğraf: FlickreviewR