İşgal-şeriat kıskacındaki ülke: Afganistan

Fotoğraf: FlickreviewR

YÜCEL ÖZDEMİR

“Asya’nın kilidi” Afganistan, 1979 yılında SSCB, 2001 yılında ise ABD/NATO işgallerini yaşayan ender ülkelerden biri. Toplamda 30 yıl süren iki emperyalist işgal her bakımdan ülkeyi geriye götürürken, radikal İslamcıların güç toplamasına neden oldu. Bu nedenle Taliban’ın 20 yıl aradan sonra yeninden iktidara gelmesi emperyalist ülkelerin eseri. ABD Başkanı Biden’in asıl düşmanın Taliban değil El Kaide olduğu yönündeki açıklaması, Taliban’ın “bölgeden başka ülkelere saldırıların olmayacağına dair taahhüdü” ve “değişim” iddiası bundan sonra Batı’yla ilişkilerin seyrini belirleyeceklerin başında geliyor.

TALİBAN’LA ANLAŞMA

Kuzey ve Güney Orta Asya ülkeleri arasında koridor olma özelliği taşıyan Afganistan bir kez dünya gündemin ilk sırasında. 20 yıl önce, 7 Ekim 2001’de ABD ve NATO tarafından “Sonsuz Özgürlük” adı altında düzenlenen işgal hareketiyle iktidardan devrilen şeriatçı Taliban örgütü, 15 Ağustos 2021 tarihi itibarıyla başkent Kabil de dahil olmak üzere ülkenin tümünü kontrol altına aldığını ilan etti. Devlet Başkanı Eşref Gani aynı gün ülkeden kaçtı.

Taliban’ın ciddi bir direnişle karşılaşmadan hızlı bir şekilde ilerlemesi elbette akıllara pek çok soruyu getiriyor. Bu soruların başında “ABD ile Taliban arasında yapılan gizli görüşmelerde iktidarın kısa sürede devredilmesi konusunda anlaşma mı yapıldı” geliyor. Zira, 20 Şubat 2020’de Taliban ile ABD arasında Katar’ın başkenti Doha’da imzalanan anlaşmaya bağlı olarak yeni ABD Başkanı Biden çekilme takvimini 11 Eylül olarak ilan edildiği için halen ülkede ABD ve diğer emperyalist devletlere ait askerler var. Ve bu güçler Taliban’ı durdurmak için hiçbir hamlede bulunmadılar.

Yine Batılı ülkeler tarafından eğitilen 300 bin kişilik Afgan ordusunun, kendisinden dört kat daha az Taliban güçlerine direniş göstermemesi de dikkate değer. Taliban da ilerleme sırasında yabancı güçlere karşı ciddi bir saldırı düzenlemedi. Üstelik, yabancı askerlerin ve kişilerin tahliyesine engel olmayacağını açıkladı. Bu nedenle Taliban’ın kısa sürede Kabil’i ele geçireceğini beklemeyen ülkeler iki gündür elçilik personelinin bir bölümünü tahliye etme telaşında. Türkiye gibi bazı ülkeler ise tahliyeyi gündemlerine alma gereği bile duymuyorlar.

Bütün bunlar, tarafların “karşılıklı olarak çatışmama” ilkesini benimsediklerini, Taliban’a Kabil’in anahtarını kansız teslim etme planlarının önceden yapıldığını gösteriyor. Bu hem işgal politikasının iflas ettiği hem de ABD ve müttefiklerinin yenilgiyi kabul ederek, yeni bir yol aradığı anlamına geliyor.

ASIL MESAJ BIDEN’IN KONUŞMASINDA SAKLI

ABD Başkanı Joe Biden’in ilk olarak 14 Nisan’da 1 Mayıs’ta başlamak üzere 11 Eylül’e kadar ABD askerlerinin çekileceğine dair ilan ettiği takvim ile birlikte, Taliban 20 yıldır kazanamadığı savaşı üç buçuk ayda kazandı.

ABD’nin Afganistan’ı neden yeniden Taliban’a teslim ettiği sorusunun yanıtı Biden’ın geri çekilme açıklamasındaki şu cümlede: “Misyonun amacı Afganistan’dan bir daha ABD’ye yönelik bir saldırının yapılmamasını güvence altına almaktı. Bu hedefimize ulaştık. Bin Ladin bunun hesabını 10 yıl önce ödedi. ABD Özel Kuvvetleri El Kaide şefini Mayıs 2011’de Pakistan’da öldürdü.“

Biden’ın bu açıklamasından anlaşılacağı gibi, ABD’nin Afganistan’da bulunma nedeni şeriatçı Taliban değil, İkiz Kulelere yönelik saldırılar düzenleyen El Kaide ve Bin Ladin idi. Bunlarda bugün Afganistan’da bulunmadığına göre Afganistan’da kalmaya gerek yok. Kabil’in düşmesinden sonra ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in yaptığı açıklamalar da aynı yönde.

ABD TALİBAN’IN HEDEFİNDE DEĞİLDİ

Dikkat çeken bir diğer nokta da Taliban’ın geçmişte ve günümüzde, Afganistan dışında ABD için ciddi bir tehdit olmaması, terör saldırısında bulunmamasıdır. Taliban, iktidarda olduğu 1996-2001 yılları arasında ABD’ye yönelik bir terör saldırında bulunmadığı gibi, işgal yıllarında da Afganistan dışındaki sahalarda, El Kaide, IŞİD ve diğer İslami terör örgütlerinin aksine ABD ve diğer emperyalist ülkelere yönelik terör saldırılar düzenlemedi. Üstelik, bölge kaynaklarından Avrupa basınına yansıyan haberlerde son yıllarda Taliban ile El Kaide ve diğer radikal dinci örgütler arasında da şiddetli çatışmalar yaşanmış. Keza kısa bir süre önce Independent Türkçe’de yer alan yazıda da, Taliban’ın görüşmeler sırasında geçmişten ders çıkararak “başkalarını hedef almak için bölgenin kullanmasına izin vermeyecekleri” ve IŞİD ile mücadele güvencesi verdiğine dikkat çekiliyor.

Bütün bunlardan ötürü, Taliban’ın ABD ve diğer ülkelere terör saldırılar düzenlemeyeceği, saldırı düzenleme hazırlığı içinde olanlarda mücadele edeceği konusunda vermiş olabileceği güvenceler önünün açılmasında önemli olduğunu gösteriyor.

EMPERYALİZMİN AFGANİSTAN’DA EKTİĞİ…

Tarihte Hint Okyanusu’na inme hesapları yapan Çarlık Rusya ile Hindistan’ı sömürgeleştiren İngiltere arasındaki en önemli paylaşım sahası olan Afganistan, bu özelliğiyle hem emperyalist devletlerin hedefinde oldu. İngiltere ile 1839-42 yalları arasında yaşanan savaşın ardından ülke İngiliz sömürgesi haline geldi. Savaşların ardından ülke 8 Ağustos 1919’da bağımsızlığını ilan etti. Sonraki yıllara SSCB ile yakın ilişkiler içinde olan Afganistan’da, 1979’da SSCB’nin askeri müdahalesi önemli kırılma noktalarından biri.

Gericiliğin, dinciliğin, şeriatın ülkede bu denli güçlü olmasının kökleri bu işgale kadar uzanıyor. Çünkü, Batılı emperyalist devletler ve bölgedeki iş birlikçileri Suudi Arabistan, Pakistan gibi ülkeler SSCB’nin etkisini kırmak için İslamcı gruplar üzerinden rejimi devrime planını devreye koydular. Dünyanın birçok ülkesinden “Mücahitler” Afganistan’a gönderildi ve böylece bölgede siyasal İslam güçlendirildi. ABD’nin Afganistan işgaline gerekçe yaptığı El Kaide de bugünkü Taliban da Sovyet işgaline karşı mücadelede Batılı emperyalist devletler tarafından desteklenerek güçlendi. Kızıl Ordu’nun 15 Şubat 1989’da tamamen çekilmesiyle birlikte meydan Batılı emperyalistler ve onların bölgesel iş birlikçilerinin desteklediği radikal dinci örgütlere kaldı. Bu koşullarda Taliban ilk olarak 1996’da iktidara gelmişti. İkiz Kuleler’in bombalanmasından sonra ise ABD bu kez kendisinin besleyip büyüttüğü İslamcı örgütlerle mücadele adına işgal harekatı düzenledi.

Denilebilir ki; ABD-Taliban ilişkilerinde şimdi 20 yıl önce koptuğu yere geri dönülüyor ve yeni bir başlangıç yapılıyor. Taliban’ın verdiği sözleri yerine yetirmesi durumunda ABD emperyalizmi ve NATO için Afganistan ciddi bir sorun olmaktan çıkabilir. Suudi Arabistan’a benzer bir şeriat düzeni Batılı emperyalistlerin dünden kabul edebileceği bir seçenek. Bundan sonra asıl belirleyici olan Talibanlı Afganistan’ın Rusya, İran ve Çin’i çevreleme planın parçası olup olmayacağı…

Mollalar “değişim” mesajlarıyla Batının planlarına yakın olduklarını ilan ediyorlar. Bunun ne kadarının gerçek ne kadarının takiye olduğunu ise zaman gösterecek.