G7, Talibanlı Afganistan’ı görüşmek üzere toplanıyor

Yücel ÖZDEMİR
Köln

Dünyanın en büyük ekonomileri olarak adlandırılan “G7 ülkeleri”nin liderleri Afganistan’dan geri çekilmeyi ve sürecin bundan sonra nasıl devam edeceğini görüşmek üzere salı günü video konferansla bir araya geliyor. Dönem başkanı olarak İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un daveti üzerine yapılacak özel zirvede, asıl olarak, Afganistan’da işbaşına gelecek Taliban yönetimiyle ilişkilerin bundan sonra nasıl ve hangi düzeyde sürdürüleceği konusunun ele alınması bekleniyor.

Deutschlandfunk radyosunun internet sitesinde yer alan habere göre, “Uluslararası toplumun Taliban ile ilişkileri nasıl sürdüreceği, ülkede insani bir felaketin yaşanmaması için kurtarma faaliyetlerine nasıl devam edileceği ve Afgan halkının bundan sonra nasıl desteklemeye devam edeceği” özel zirvenin başlıca gündemleri olacak.

Keza, NATO’nun askeri olarak çekilmesiyle birlikte oluşan iktidar boşluğunun Rusya ve Çin lehinde değişmemesi için atılacak adımların da özel zirvenin önemli gündemlerinden biri olacağı Alman basınında yer alıyor.

İngiltere, ABD, Almanya, Fransa, Japonya, İtalya ve Kanada liderlerinin katılacağı toplantıda, ABD’nin diğer müttefikleriyle danışmadan ve yeterli bilgi vermeden geri çekilme kararını tek başına almasının da konuşulması gündeme geleceği tahmin ediliyor. Yine, özellikle Afganistan’dan gelecek sığınmacıların Avrupa ülkelerine ulaşmasını engellemek için atılacak adımların da bir şekilde konuşulması bekleniyor.

Geçtiğimiz hafta görüşen G7 ülkelerinin dışişleri bakanları, Taliban’a ülkeden çıkmak isteyenlere güvence verilmesi çağrısında bulunmuştu. G7 olağanüstü zirvesinden çıkacak kararların Batılı emperyalist devletlerin Taliban’a ortak mesajı olması bekleniyor.

SÜREÇ ABD’NİN BİLGİSİNDE İLERLİYOR

Batılı emperyalist devletler Talibanlı Afganistan ile ilişkileri nasıl sürdüreceklerini ele alırken genel olarak sürecin ABD’nin kontrolünde ilerlediği konusunda yeni bilgiler de ortaya çıkmaya devam ediyor. ABD Başkanı Joe Biden cumartesi günü pazarlıklara arabuluculuk yaptığı için Katar Emiri Tamin bin Haad al-Thani’ye bir teşekkür telefonu açtı. Bir gün önce de ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Katarlı mevkidaşı Muhammed bin Abdulrahman al-Tahani ile Doha’da bir görüşme yaptığını ve Katar’ın bölgede ABD’nin en önemli müttefiklerinden biri olduğunu ifade etti.

Afganistan’da bundan sonra en önemli siyasi figür olması beklenen Taliban’ın hayatta kalan tek kurucusu Molla Abdül Gani Birader de geçtiğimiz hafta Katar Emirliğinin tesis ettiği C-17 tipindeki özel bir uçakla Kandahar’a inmişti.

İlişkilerin geçmişi de ABD’nin isteği üzerine Katar’ın Taliban’a Doha’da siyasi büro açma teklifi yaptığı 2013’e kadar uzanıyor. Süddeutsche Zeitung’da yer alan bir haber-yorumda, Ortadoğu’da ABD’ye ait en büyük askeri üssün Katar’da olduğuna dikkat çekilerek, dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın Taliban ile doğrudan görüşmenin kanallarının açık tutulması için büronun açılmasına onay verdiği belirtiliyor.

TALİBAN LİDERİNİ ABD SERBEST BIRAKMIŞTI

Bu temelde 2018’de Pakistan tarafından ev hapsine tutulan Molla Birader, ABD’nin baskısı sonucu serbest bırakılmış, daha sonra görüşmeleri sürdürmesi için Doha’ya götürülmüştü. 2013’de ölen Taliban’ın lideri Molla Muhammed Ömer’den sonra örgüt içinde en tartışmasız lider olarak tespit edilen Birader, daha sonra Afganistan kökenli ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad ile ek çok görüşme gerçekleştirdi. Sonunda 2020’de dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da katıldığı tören ile Doha’da geri çekilme anlaşması imzalandı.

ABD tarafından kapalı kapılar arkasında meşru lider olarak görülen Molla Abdül Gani Birader, mart ayında Rusya’nın Afganistan temsilcisiyle, temmuz ayında ise Çin dışişleri bakanıyla doğrudan görüşmelerde bulundu.

G7, TALİBANLI HÜKÜMETE ONAY VERECEK

Bütün bu görüşme trafiğinde ABD’nin açık desteğiyle Katar’ın önemli bir rol oynadığı görülüyor. Katar, 1996’da Taliban’ın iktidarı almasından sonra Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BEA) aksine Afganistan’ı tanımamıştı. İnisiyatifi Katar kapmış görünüyor.

ABD ve müttefiklerinin desteğini alan Birader’in bu ziyaretler sırasında Pekin ve Moskova’nın da olurunu aldığı ileri sürülüyor. Bu nedenle Birader’in öncülüğünde kurulacak ve Taliban dışından aktörleri de içinde alacak bir hükümete G7 ülkelerinin de hızlı bir şekilde onay vermesi bekleniyor.

15 Ağustos’tan bu yana Afganistan’da olup bitenlere bakıldığında, Taliban’ın asıl olarak Batılı emperyalistler tarafından kabul edilebilecek bir seçenek çerçevesinde hareket ettiği anlaşılıyor. Rusya da Kabil’deki büyükelçiliğini kapatmaması da, tanıma eğiliminde olduğu şeklinde değerlendiriliyor. Keza AB de, Taliban’ın savaşı kazandığını, bundan sonra diyalog yollarının açık tutulması gerektiğini açıklamıştı. Gelen tepkiler üzerine AB Dışişleri Yüksek Komiseri Josep Borrell, bunun Taliban’ı tanıma anlamına gelmediğini açıklamak zorunda olduğunu söylemişti.