Türkiye kökenli seçmenlerle konuştuk: Seçmek zor ama seçememek haksızlık

Foto: Yeni Hayat / Köln

SEMRA ÇELİK

“Türkiye kökenli göçmenler seçimlerle ilgileniyorlar mı? Oy kullanacaklar mı? Hangi konular tercihlerinde belirleyici oluyor ve oy kullanmıyorlarsa nedenleri nedir”… Bu konuları öğrenmek için Köln Nippes ve Mülheim pazarlarında esnaflar ve alışveriş yapanlarla konuştuk.

Pazar yerlerinin Türkiye’dekinden farkı yok. Bağırarak müşteri çağıran satıcılar, pazarlık yapan müşteriler. Bu telaş arasında bize vakit ayırabilecekler, sorularımızı cevaplandıracaklar mı?

Çoğu, ‚mektupla kullandım‘ diyerek, kimi ‚zaten benim oy hakkım yok‘ diyerek hızla uzaklaşıyor yanımızdan. Kimi de merakla diğerlerini dinliyor ama konuşmaya niyetli değil. Yine de düşüncelerini söyleyen 20’ye yakın Türkiye kökenliyle sohbet edebiliyoruz. Yaklaşık yarısının yıllardan beri burada yaşamalarına rağmen seçme-seçilme hakları yok, Alman vatandaşı değiller, oy kullananların çoğu sol olarak nitelediği SPD, Yeşiller ve Sol Parti’ye oy vereceğini söylüyor. “Türk Partisi” olmazsa oy vermem diyen ya da tercihini Kürtlerle ilişkiye göre belirleyenlerle de karşılaştık.

53 YILDIR BURADAYIZ OY HAKKIMIZ YOK

Zehra 72 yaşında. 1968’de eşinin ardından Almanya’ya gelmiş. Başlangıçta Nippes’te bir fırında çalışmış. “Yedi saat çalışıyordum, sonra da temizliğe gidiyordum. Toplam 10-12 saat çalışıyordum günde. O zamanlar ‚döneceğiz‘ diye çalıştık çalıştık. Burası sadece çalışma yerimizdi. Gönlümüz, aklımız memleketteydi. ‚Döneceğiz, döneceğiz‘ derken 53 yıldır buradayız. Çocuklar Alman vatandaşı, biz olmadık. Emekliyiz ama çoğunlukla buradayız. Eve giren emekli maaşı kıtı kıtına yetiyor. Çocukların işi var şükür. Onlar oy kullanıyor ama bilmiyorum kime verirler. İnşallah doğru olana. Aman huzur sağlayacak olanlara versinler de…

“Oy hakkınız olsa kime verirdiniz?” sorumuza, “Çalıştığınızın karşılığını verene, bizi emekli olmamıza rağmen pazarda ucuz mal aramaya mecbur etmeyene, biz yaşamadıysak da çocuklarımıza, torunlarımıza güzel günler sunana” diyor.

“Aklınızdan geçen bir parti var mı?“ sorumuza cevabı ise; “Parti bilmiyorum ama çocuklar ‚Laschet‘ diyor. Zaten seçemiyorum ki… Seçmek zor ama seçememek haksızlık” oluyor.

KÜRTLERİ YALNIZ BIRAKANA OY YOK

Gülistan, biz gitmeden yanımıza geliyor. İlk soruyu o soruyor: “Ne öğrenmek istiyorsunuz?” Anlayınca, “Merkel gitsin, Merkel’in partisi gitsin. Kürtleri yalnız bıraktı, yapılanlara göz yumdu. Laschet de Türk dostu diyorlar ama Türkiye sadece Türklerden ibaret değil ki. Ben ya Yeşiller’e ya Die Linke’ye (Sol Parti) oy vereceğim. En azından Türkiye politikasını eleştiriyorlar, savaşlara karşılar.”

‚Peki buradaki hayatınız, herşey yolunda mı?‘ diyoruz. “Benim aklım Türkiye’de, tercihim de o yönde. Burada da sorunlar var ama seçime katılıp oy verirken korkmuyoruz, yanlış parti fazla oy aldı diye seçimler iptal edilmiyor.“ diyor.

SOL KOALİSYON OLSUN

Hüseyin, Coca Cola’da çalışan genç bir işçi. “Oyumu kullandım. Her zamanki gibi SPD’ye verdim” diyor. “Neden” sorumuza, ücretlerin düşüklüğü, kiraların yüksekliği, çocukların eğitimi gibi örnekler veriyor: “Yıllarca Merkel yönetti, biraz da başkası yönetsin. Merkel patron dostuydu, SPD öyle değil”. SPD’nin koalisyon ortağı olduğunu hatırlattığımızda; “Koalisyonda herşey istenildiği gibi olmuyor. Yeşiller’le hükümet olurlarsa gerçek yüzlerini ortaya koyarlar. Sol Parti biraz çok sol ama dışardan destekleyebilir Yeşil-SPD hükümetini” diyor. Hartz IV yasalarını SPD-Yeşiller hükümetinin çıkardığını söylediğimizde, çalışmayanın çalışandan çok para kazandığını, iki Almanya’nın birleşmesiyle Doğu’ya çok para verildiğini, mültecilerin pahalıya mal olduğunu söylüyor. Hüseyin kararlı, SPD’ye oy verecek ve umutlu.

ÇEVRE İÇİN IRKÇILIĞA KARŞI

Nuray, gülerek yanımıza yanaşıyor ve direk; “Yeşiller!” diyor. Çevre kirliliği, pandemi, ırkçılık ona göre seçimin en önemli konuları. Bu konuda Yeşiller’e güveniyor. Nuray, burada doğmuş ve 12 yıldır sosyal danışman olarak çalışıyor. Anne babası Türkiye’ye dönmüşler. Emeklilik maaşları burada azmış ama orada yetiyormuş. “Orada olsam sosyal demokratlara verirdim burada ise sosyal demokratlar güvenimi yitirdi. Eğitim ve çalışma hakları konusunda da Yeşiller bana uygun. Sol Parti’yi de düşünebilirdim ama oy oranları düşüyor, seçilme şansları az, hükümet olma şansları ise hiç yok. Oyumu işe yarayacak şekilde kullanacağım” diyor.

OY HAKKIM YOK Kİ

Fatma Hanım da, “Yok kızım yok bizim oy hakkımız yok. Alman vatandaşı olmadık” diyor. Oy kullanmak ister miydi? Tabi ki, ömrünü burada geçirmiş, 63 yaşında ama hala çalışıyor. Hala ayağını yorganına göre uzatmak zorunda… İstemez mi oy kullanmak. “Olmadı, olmadık. Bir kez niyetlendik, şimdi ne kadar bilmiyorum ama 200 euro para istediler. Borcumuz vardı, tercih etmek zorunda kaldık, vazgeçtik”.

“Neye göre oy verirdiniz” sorusuna cevabı, “Emekliliğimi hesaplattım, yıllarca çalışmama rağmen 300 euro civarında. Yazık değil mi, ya sosyalamta gideceğim ya Türkiye’ye. Yoksulluğa karşı olanlara, herkese emeğinin karşılığını verene oy verirdim.“ oluyor. Biliyor mu hangi partinin bunu savunduğunu? “Bunları lafta savunurlar ama hükümet olurlarsa unuturlar, burada da, memlekette de öyle“ diyor.

İLLE DE TÜRK PARTİSİ

Rıza, “Bu sefer oy kullanmayacağım. Yok bizimkiler yok. Almadılar seçimlere. Korkuyorlar birlik olmamızdan..” Hepsinin Türk düşmanı olduğundan söz ediyor. Ona göre en iyisi Laschet, ama ona da güvenilmez. “Aslında Türkler oy kullanmasa görürler. Bunu yapmak lazım ama nerede… biz birbirimizi yiyoruz.” Partilerdeki Türk adayları da beğenmiyor; “İşleri güçleri Türkiye’yi kötülemek, bu sayede ceplerini doldurmak.” Peki ne istiyor? “Türk partisi, sadece Türklerin çıkarını savunacak bir parti.”

 

SOL PARTİ MECLİSE GİRSİN

Yasemin, pazarın yanında bir kiosk işletiyor. Kararı kesin, Sol Parti’yi seçecek. Nedeni, sadece hemen hemen her alanda doğru bulduğu politikaları değil, bu konuda Yeşiller’i de beğeniyor, hele de ırkçılığa ve çevre konusundaki duruşunu ama Sol Parti’nin anketlerdeki oy kaybı onu endişelendiriyor. Ailecek karar vermişler: Oylar Sol Partiye!