Sendikalar genel seçimlerle ilgili olarak neler söylüyor?

ERDOĞAN KAYA (ver.di sendika konseyi üyesi)

Her seçim öncesi olduğu gibi bu seçim öncesi de değişik kurum ve kuruluşların yanı sıra milyonlarca işçiyi temsil eden, gerek işkolu sendikaları gerekse çatı örgütleri partilerden, yeni kurulacak hükümetten beklentilerini, taleplerini ifade eden açıklamalar yapıyorlar. 26 Eylül’de yapılacak genel seçimler öncesinde de sendikalar yayınladıkları broşürler, yaptıkları toplantılarda kendi taleplerini dile getiriyorlar. Sendikaların taleplerine geçmeden önce, Almanya’da işçi ve emekçilerin, kadınların, gençlerin seçimlere hangi koşullarda girdiğine kısa bir vurgu yapmak gerekiyor.

Emekçiler, gençler yıllardır çözülememiş sorunların yumak haline geldiği koşullarda sandığa çağrılıyor. Sekiz saat çalıştığı halde yeterli ücret alamayan milyonlarca işçi var. Yani düşük ücretli ve güvencesiz işler hala çok yaygın ve son yıllarda hükümet olan değişik koalisyonlar bu sorunu çözmekten çok, daha da derinleşmesi için çalıştılar. Sendikalar başta olmak üzere diğer bir çok sivil kurum ve örgütün asgari ücretin artırılmasına yönelik çağrılarına rağmen, hükümet bu yıl için asgari ücreti 9,60 euro olarak belirledi.

Bir diğer yakıcı sorun ise, üretim sektöründe dijitalleşme daha fazla devreye sokulmasıyla yüzbinlerce işçinin işinden olması. Sağlık ve eğitim alanında çalışan emekçiler, çalışma koşullarının kötüleşmesini dile getirmesine rağmen, bu alanlarda atılan adımların, beklentinin çok gerisinde olması. Kiralık işçilik hala yaygın bir şekilde uygulama buluyor.

Yakıcı sorunlardan birisi de, yüzlerce işletmenin işveren birliklerinden ayrılması ve böylelikle toplu sözleşmelerin dışında kalması. Bu işletmelerde çalışanlar daha ciddi sorunlarla karşı karşıyalar. Genç işçi ve çırakların yaşadığı en büyük sorun ise, geçici sözleşmelerle işe girebilmeleri. Meslek eğitimi veren işletmelerin sayısında da ciddi bir düşüş yaşanmakta.

13 milyon insan yoksulluk sınırının altında bir yaşam sürdürmeye çalışıyor. Özellikle büyük şehirlerde uygun kirayla ev bulmak neredeyse imkansız hale geldi. Konut sorunu ciddi bir sorun haline geldi. Değişen iklim, sel felaketleri, yangınlar, küresel ısınma çok ciddi boyutlara ulaştı. En son NRW ve Rheinland Pfalz eyaletlerinde yaşanan sel felaketi sonucu yüzün üzerinde insan hayatını kaybetti.

SENDİKALAR NE DİYOR?

Genel seçimler öncesi, başta iki büyük işkolu sendikası – IG Metall ve ver.di – ve çatı örgütü DGB, hazırladıkları broşürler ve açıklamalarla, partilerden ve yeni kurulacak hükümetten beklentilerini açıkladılar. Bu açıklamanın en uzun ve en kapsamlısını IG Metall yaptı. IG Metall hazırladığı 46 sayfalık broşürde özellikle işkolunu ilgilendiren sorunları sadece açmakla kalmıyor aynı zamanda değişik talepler de ileri sürüyor.

IG Metall sendikası hazırladığı broşürün girişinde, “Ülkemizin sosyal, ekolojik ve demokratik olarak dönüşümünden yanayız. Çevre sorunu, dijitalleşme ve küreselleşme sanayinin dönüşümünü zorunlu kılıyor. Almanya, refah düzeyinin korunması ve güvenli işyerleri için, gelecekte de güçlü bir sanayi ülkesi olarak kalmak zorunda” diye ifade ettiği cümlelerin arkasına şu talepleri sıralıyor: “Dönüşümün başarılması için daha aktif bir sanayi politikası izlenmeli, ulaşım ve enerjinin dönüşümü için sosyal ekolojik değişim, işçilerin yarın da işini kaybetmemesi için kalifiye yolunun daha da güçlendirilmesi, güvenli bir gelecek için sosyal devletin güçlendirilmesi, geleceğin çalışma yaşamını düzenlemek için iş saatlerinin özgün belirlenmesi ve korunması, çalışma hayatının dönüşümün başarısı için işçi temsilciliğinin yetkilerinin artırılması ve sözleşme otonomisine dokunulmaması.”

Broşürde yukarda sıraladığımız taleplerin altını dolduran çok geniş açıklamalar var. Daha geniş bilgi edinmek isteyen okurlarımız IG Metall’in internet sitesinden “Hier geht es um die Stimmen der Beschaeftigten” (Burada söz konusu olan işçilerin oyu) başlığını taşıyan broşürü indirip okuyabilir.

VER.DI’NİN TALEPLERİ

Hizmet işkolunun en büyük sendikası ver.di de seçimlere yönelik taleplerini açıklamakla kalmadı, değişik parti temsilcileri, başkanları ile tartışma toplantıları yaparak taleplerini kamuoyuna açıkladı. Ver.di’nin taleplerini içeren broşür 8 sayfadan oluşuyor. Sendika taleplerini sırasıyla; çalışma hayatının geleceği; modern bir sosyal devlet; ekolojik yeniden yapılanma; adil vergi politikaları ve açık ve canlı bir demokrasi, barışın korunması ve güçlendirilmesi ana başlıkları altında beş maddede sunuyor.

Ver.di çalışma hayatının geleceğiyle ilgili ana başlığın altına asgari ücretin en az 12 euro olması, toplu iş sözleşmesi sistemin güçlendirilmesi, işçi temsilciliklerinin yetkilerin artırılması, süreli sözleşmelerin sınırlandırılması, kiralık işçilerin daimi işçilerle aynı ücreti alması gibi talepleri sıralamış. Kiralık işçilerin grev kırıcısı olarak kullanılmasının yasaklanması da talepler arasında.

‚Modern bir devlet ve ekolojik yapılanma başlıkları‘ altında sıralan talepler her iki işkolu sendikası açısında çok benzerlikler taşıyor. Bunlar sırasıyla şunlar: ‚Yasal emeklilik güçlendirilmeli, dayanışmacı bakım sigortası, sağlık, eğitim, ulaşım ve diğer hizmet alanlarının güçlendirilmesi‘.

Adil vergi politikaları konusunda ise en net talebi ver.di getiriyor. Sendika servet vergisinin uygulamaya sokulmasını talep ediyor. Daha geniş bilgi için okurlarımız ver.di’nin internet sitesinde “ver.di Anforderungen Wahl 2021” bültenine bakabilirler.

Her iki işkolu sendikasının bağlı bulunduğu çatı örgütü DGB ise ver.di ve IG Metall’in öne çıkardığı talepleri harmanlayarak ortaya koyuyor. DGB seçimler için hazırladığı “Echt Gerecht – Der Wahlcheck” bülteninde daha çok CDU/CSU, SPD, Sol Parti, Yeşiller, FDP gibi partilerin sekiz değişik konuda (çalışma hayatı; emeklilik; konut; eğitim; bakım; çevre; devlet ve katılım hakları) ne söylediklerine yer vermiş.

Kuşkusuz, talepler ne kadar doğru vurgulanırsa vurgulansın asıl sorun, bu taleplerin nasıl hayat bulacağı? Eğer bütün umut parlamentoda oluşacak koalisyonlara bağlanırsa ki, bunun neye mal olduğunu bütün çalışanlar sosyal demokrat ve yeşillerin iktidarda olduğu dönemde gördü, çalışanlar açısından ciddi bir değişim mümkün olmayacaktır. Taleplerin hayat bulması, onlar için verilecek mücadeleye bağlı. Gerisi emekçileri beklentiye sokmaktan ibaret!