Kazananlarda pazarlık, kaybedenlerde muhasebe

Foto: Yeni Hayat / Köln

Almanya’da 26 Eylül’de yapılan genel seçimlerin ardından sermaye partileri cephesinde hareketli günler yaşanıyor. Özellikle seçimlerin kaybedeni durumundaki CDU/CSU, Sol Parti ve AfD’de yenilginin nedenleri tartışılırken, bu vesileyle yenilenme hesapları yapılıyor.

Seçimlerden birinci olarak çıkan SPD’nin, 2005’ten sonra yaşanan ağır kayıplardan sonra, az bir farkla da olsa sandıktan birinci çıkmasının nedenleri arasında partinin kendisini yenilemesi gösteriliyor. Son 16 yıl içinde geçici başkanları saymazsak toplam altı genel başkan değiştiren SPD, en sonunda eş başkanlık modeline geçmişti. Halen Saskia Esken ve Norbert Walter-Borjans’ın eş başkanlık görevinde bulunduğu SPD’de son seçimlerde partinin gençlik örgütü Juso’dan çok sayıda milletvekili seçildiği belirtiliyor. “Tagesschau”da yer alan bilgilere göre 206 SPD milletvekilinin 49’u Juso üyesi. Böylece toplam milletvekillerinin yaklaşık dörtte birini oluşturan Juso üyelerinin seçilmesiyle birlikte partinin gençleştirilmesi bakımından önemli bir adım atıldığı ifade ediliyor. Bunlardan gelecek vaat edenlerin bazılarının tecrübe kazanması için yeni hükümette belli kademelerde görevlendirilebileceği ifade ediliyor. Bu ekibin başını çeken Kevin Kühnert, daha önce olduğu gibi bugün de CDU/CSU ile büyük koalisyon hükümetinin kurulmasına karşı. Kühnert, seçimlerden sonra yaptığı bir açıklamada, yeniden büyük koalisyon hükümetinin kurulması durumunda partideki görevlerinden ayrılacağını söylemişti. Köhnert halen aynı zamanda SPD genel başkan yardımcılığı görevinde bulunuyor.

YEŞİLLER VE FDP BİRBİRİNE MAHKUM

Yenilgi dönemlerini iç tartışmalar ve yenileme çabalarıyla geçiren SPD, Yeşiller ve FDP ile ise resmi koalisyon görüşmelerine başladı. Sondaj görüşmelerinden sonra başlayan görüşmelerin, bir aksilik çıkmaması durumunda Noel tatili öncesinde tamamlanması planlanıyor. Özellikle Yeşiller, adını partileri renklerinin bulunduğu trafik ışıklarından alan “Ampül koalisyonu”nun kurulması için yoğun bir çaba harcıyor. CDU/CSU yerine SPD öncülüğünde bir koalisyonu daha fazla önemseyen Yeşiller’in bu politikasının özellikle FDP’de nasıl karşılık bulacağı görüşmelerin ardından belli olacak. FDP yönetimi de şimdilik hükümet ortaklığı için bu yönde mesajlar veriyor. Özellikle Yeşiller ve FDP’nin kendi aralarında anlaşmaması durumunda SPD’nin son çare olarak CDU/CSU’ye ortaklık teklifi götüreceğinin farkında olan her iki parti, asgari düzeyde uzlaşanın hesaplarını yapıyor.

CDU CEPHESİNDE LASCHET’E BASKI ARTIYOR

Seçimlerin kaybedenleri CDU/CSU, AfD ve Sol Parti içinde ise yenilginin faturasının kime ya da kimlere çıkarılması gerektiği konusunda tartışmalar devam ediyor. Özellikle CDU cephesinde başbakan adayı ve genel başkan Armin Laschet’in istifa etmesi için değişik kanatlardan baskı devam ediyor. Laschet ise baskılar karşında partinin yenilenmesinden yana olduğunu ve gerektiğinde başkanlıktan da ayrılabileceğinin mesajını verdi. Bu arada Kuzey Ren Vestfalya başbakanlığını Hendrk Wüsts’e teslim edeceğini açıkladı. Halen eyalet ulaştırma bakanı olan Wüsts’ün Laschet çizgisini takip edeceği belirtiliyor.

Ancak parti içinde nasıl bir değişimin olacağı ise belirsizliğini korumaya devam ediyor. CDU’nun etkili isimlerinden biri olan Wolfgang Schaeuble, yeni parti başkanının üyeler arasında yapılacak bir oylamayla belirlenmesi önerisi yaptı. Genel Sekreter Paul Ziemiak ise 11 Ekim günü yapılan iç değerlendirmeden sonra kameraları karşına çıkarak, önümüzdeki aralık ya da ocak ayarında toplanacak olağanüstü parti kongresinde yönetim kurulunun tamamen yenilenmesi kararının alındığını söyledi. Bu temelde öncelikle 30 Ekim’de CDU’nın 325 bölge örgütü başkanının katılacağı toplantıda durumun ele alınacağını belirtti. Bu toplantıda tabanın parti başkanını belirleme sürecine nasıl dahil edileceği ele alınacak. Laschet’in kongrede yeniden aday olmama olasılığı yüksek. Buna rağmen Lachet, “Ampül” koalisyonu için başlayan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması umudunu da korumaya devam ediyor. Böyle bir durumda hükümeti kurma görevinin kendisine verilmesini umuyor.

Daha önce iki kez parti başkanlığı yarışına katılan ve her ikisini de kaybeden Friedrich Merz ise yeniden aday olmak istediğini açıkladı. Merz’in yanı sıra şimdiden Sağlık Bakanı Jens Spahn, Norbert Röttgen, Meclis Grup Başkanı Ralph Brinkhaus ve Carsten Linnemann’ın adı da başkanlık için geçiyor.

Ancak genel eğilimin, parti yönetimini gençleştirerek yenilenmeden yana olduğu ifade ediliyor.

MUHAFAZAKAR KANAT AfD’Yİ TERK EDECEK Mİ?

Seçimlerden oy kaybederek çıkan aşırı sağcı-faşist Almanya için Alternatif (AfD) içinde başlayan tartışmalar, uzun yıllardır eşbaşkanlık görevinde bulunan ve parti içinde faşist olmayan muhafazakar kesimlerin temsilcisi olarak gösterilen Prof. Jörg Meuthen’ın bir daha göreve aday olmamasıyla sonuçlandı. 11 Ekim günü parti üyelerinde bir mektup gönderen Meuthen, aralıkta yapılacak kongrede aday olmayacağını duyurdu. Meuthen, Berlin’de düzenlenen basın toplantısı sırasında diğer eşbaşkan Tino Chrupalla ve Meclis Grup Başkanı Alice Weidel ile kameralar karşısında tartışmıştı. Meuthen, seçim sonucunu yenilgi olarak değerlendirirken diğer ikisi buna karşı çıkmıştı.

Siyasi çevrelerde Meuthen’in AfD eşbaşkanlığı görevinden istifa etmesi sürpriz olarak değerlendirilmedi. Zira radikal kanat uzun süreden beri Meuthen’in tasfiye edilmesini istiyordu. Meuthen, Brandenburg Meclis Grup Başkanı Andreas Kalbitz’in partiden atılmasını sağlamıştı. Meuthen’in geri çekilmesiyle birilikte, AfD’nin faşist kanadını temsil eden Bjön Höcke ekibinin yönetimde güç kazanacağı, hatta Höcke’nin kendisinin yönetim kuruluna ve eşbaşkanşığa aday olabileceği belirtiliyor. Bu durumda özellikle batı Almanya’daki AfD seçmenlerinin azımsanmayacak bir bölümünün sırt çevirebileceği ifade ediliyor. Böylece AfD’nin asıl olarak bir “Doğu partisi” haline gelebileceği ileri sürülüyor.

SOL PARTİ’DE WAGENKNECHT ÜZERİNDE HESAPLAŞMA HAMLELERİ

Seçimlerden yüzde 4,3 oy kaybıyla çıkan ve yüzde 5 barajını ancak doğrudan seçilen üç milletvekili sayesinde aşan Sol Parti’de ise hesaplaşma daha çok Meclis Grubu eski Eş Başkanı Sahra Wahenknecht üzerinde sürüyor. Wagenknecht’in seçimlerden önce yayınladığı “Selbstgerecht” (Kendini Beğenmiş) kitabının partiye zarar verdiğini savunan mevcut yönetim, buna Wagenknecht’in listebaşı olduğu Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde alınan düşük oyları delil olarak gösteriyorlar. Bu kesimler ayrıca Wagenknecht’in seçim meydanlarında partinin işçilerden koptuğunu söylemesini de yenilgiye neden olarak gösteriyorlar. Eş Başkan Janin Wissler ve Genel Sekreteri Jörg Schindler bu görüşleri dile getirenlerin başında yer alıyor. Wagenknecht ve ona yakın isimler ise parti yönetimini ve izlenen taktiği eleştirerek, asıl sorumluluğun onlarda olduğuna dikkat çekiyorlar. Yeni parlamento grubunda Wagenknecht’e yakın düşünenlerin sayısının bir hayli fazla olmasının, önümüzdeki dönem parti ile meclis grubu arasında bir çekişmeye neden olacağı olabileceği şeklinde değerlendiriliyor. (YH)

%d Bloggern gefällt das: