Avrupa’daki Türkçe gazeteciliğin kısa tarihi

GÜRSEL KÖKSAL

Türkiye’den Avrupa’ya işçi göçü bilindiği gibi 60 yıl önce başladı.

Avrupa’daki Türkçe gazeteciliğin tarihi de 60 yıla yaklaşıyor.

Ama daha öncesi de vardı.

Yurtdışındaki ilk Türkçe gazete Hürriyet. Londra’da 1894 yılında yayınlanmaya başladı. Bunu Paris ve Cenevre başta olmak üzere çeşitli Avrupa merkezlerinde yayınlanan çeşitli gazete ve dergiler izledi.

Biraz gecikmeyle Almanya da, Berlin’de ilk sayısı 1 Nisan1917’de yayınlanan dergi “Yeni Türkiye” (Die Neue Türkei) bu sürece dahil oldu. Maalesef elimizde bu dergiyle ilgili fazla bilgi yok. Türkçe ve Almanca çıktığını (tabii o zamanki henüz Latin alfabesine geçilmediği için, Türkçe bölüm Arap alfabesiyle) biliyoruz.

Bu gazete ve dergilerin en bilinenleri şöyle:

Hürriyet (Londra, 1894-97), Meşveret (Paris 1895-97), Mechveret (Paris 1895-1908), Hayal (Londra (1895), İstikbal (Londra 1895, Naples 1879-80, Cenevre 1897), Hakikat (Cenevre 1896-97), Osmanlı (Cenevre 1897-1902, Berlin 1900, Folkestone 1902), Dolap (Folkestone 1900), İstirdat (Londra 1901), Sura-yı Ümmet (Paris-Mısır 1902-07), İçtihad (Cenevre 1904-08), Terakki (Paris-Mısır 1906-07), Yeni Türkiye (Berlin 1917).

Bunlar artık son dönemlerini yaşayan Osmanlı İmpartorluğu’nun ülkeden sürülen ya da yurt dışına çıkmak zorunda kalan aydınlarının, Jön Türklerin, ürünleriydi. Bu muhalif yayınların bir bölümünün gizlice ülkeye gönderildiği, el altından dağıtılıp, dar çevrelerde de olsa okunduğu, daha sonra cumhuriyeti kuran aydınların da bu yayınların okurları olduğu biliniyor.

60’lı yıllarda işgücü göçünün başlamasının ardından, günümüzde halen devam eden yeni bir dönem başladı.

Göç edenler, esas olarak çalışmak üzere “gurbet”e çıkan işçiler ve onların ailelerinden oluşuyordu. Almanya’ya gelen, yerleşen, burada çoğalan ve nüfusu kısa sürede milyonları bulan Türkiye kökenli göçmenler sayesinde Türkçe, bu ülkede en çok konuşulan “ikinci büyük” dil oldu.

Başlangıçta ne Almanya’da ne de göç alan diğer Batı Avrupa ülkelerinde Türkçe yayınlar yoktu.

Türkiye’den Almanya’daki Türklere yönelik radyo yayınları vardı, ama yetersizdi, dinlenmesi çok zordu. İnsanların, kendilerine, bulundukları ülkedeki, dünyadaki, özellikle de geride bıraktıkları memleketlerindeki gelişmeleri aktaracak haber iletişim kanallarına ihtiyaçları vardı.

O zamanlar henüz göçmen oldukları farkedilmeyen “misafir işçiler”in çok büyük çoğunluğu Almanca bilmiyordu. Zaten Almanca meydanın bu insanların haber ihtiyacına yanıt vermesi de sözkonusu değildi.

Türkçe haber ihtiyacının karşılanmasına yönelik ilk büyük adım Almanya tarafından atıldı.

WDR (Batı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu), 1964’te günde 45 dakikalık Türkçe yayınlara başladı. WDR’in Türkçe yayınları “Köln Radyosu” adıyla tarihe geçti. O dönemde Doğu Almanya’dan yayın yapan “Bizim Radyo”nun Batı Almanya’daki Türk işçilere yönelik programları da etkiliydi.

Bu arada Türkçe gazete ve dergiler de yayınlanmaya başladı. İlk olarak 1964’te Federal Almanya hükümetinin desteğiyle aylık “Anadolu” gazetesi çıktı.

IG Metall (Metal İşçileri Sendikası) gibi büyük sendikalar, DGB (Alman Sendikalar Birliği) gibi sendikal çatı kuruluşları da Türkiye kökenli üyeleri için düzenli Türkçe yayınlar çıkardılar.

Bunlara paralel olarak Türkiye merkezli büyük gazeteler birbiri ardına Almanya’ya açılırken, buradaki aydınlar da çeşitli yayın projeleri gerçekleştirdiler. Yüksel Pazarkaya’nın yayınladığı edebiyat ve kültür dergisi “Anadil” gibi.

1965’ten itibaren Türkiye’deki günlük gazetelerin Almanya’ya getirilip, buradaki dağıtım şirketleriyle Batı Avrupa’da satışa sunulması denendi. Ancak kısa bir süre içinde bundan vazgeçildi. Maliyetler çok yüksekti. Türkiye’de basılan gazetenin Almanya’daki okura ulaşması en iyi koşullarda iki günü buluyordu.

Bunun üzerine gazetelerin Almanya’da basılıp, dağıtımına geçildi.

Burada öncülük ilk sayısı 3 Şubat 1969 günü Hannover’de basılan Akşam gazetesinde. Birkaç ay sonra (17 Nisan 1969), Hürriyet de Münih’te basılmaya başlandı. Ancak ne Hannover, ne de Münih, Avrupa’daki Türklerin yoğun olarak yaşadığı kentlere günlük gazete dağıtmak için uygun baskı merkezleri değildi. Nitekim Akşam’ın yayınlarına kısa bir süre sonra sona verildi. Bir daha da Avrupa’da çıkmadı.

Bu arada Tercüman gazetesi, 1971’de Frankfurt’ta kendi matbaasını kurdu. Frankfurt Türkiye’yle uçak seferlerinin sıklığı ve tüm Avrupa’ya gazete dağıtımı açısından merkezi bir yerde olduğu için en ideal yerdi. Ardından Hürriyet de Frankfurt’a taşındı.

Daha sonraki yıllarda Türkiye’deki birçok gazetenin Almanya’da basılıp, dağıtıldığı uzun bir süreç yaşandı. 80’li yıllarda Türkiye’deki 12 Eylül askeri darbesinin ülke dışına sürüklediği siyasi sürgünler de bu sürece katıldılar. Onbinlerce okura ulaşan yeni Türkçe gazete ve dergiler çıktı.

Bu dönemde Avrupa’daki Türkçe gazetecilik açısından büyük adımlar atıldı. Gazetelerin Avrupa’daki yaşama ilişkin içerikleri arttı. Burada kurulan yazı işleri ve haber merkezlerinde çok sayıda profesyonel gazeteci çalışmaya başladı. Onlara zamanla Avrupa’da yetişmiş gazeteciler de katıldı.

Buradaki Türk şirketlerinin, esnafın reklamları gazeteler için büyük gelir kaynağı halini aldı. Yayın merkezleri ve matbaalar iletişim teknolojisinin son gelişmeleriyle teçhiz edildi. Gazeteler büyük ölçüde Türkiye’yle eş zamanda basılabilir hale geldi.

1990’lı yıllara gelindiğinde hemen hepsi Frankfurt çevresindeki (Zeppelinheim, Neu Isenburg, Walldorf-Mörfelden) matbaalarda basılan günlük gazetelerin sayısı 10’a aşıyordu (Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Günaydın, Sabah, Zaman, Star, Özgür Politika, Evrensel, Milli Gazete ve Fanatik’le, haftalık olarak çıkan Dünya, Cumhuriyet ve Haftasonu). Günlük toplam gazete tirajı 200 bine yaklaşıyordu.

Bu arada merkezi Almanya’da olan çok sayıda gazete, dergi de yayınlanıyordu.

Bunların büyük bölümü bedava dağıtılıyor ve sadece ilan gelirleriyle ayakta kalmaya çalışıyorlar.

Yeni Hayat gibi profesyonel dağıtımda kalan dergilerin sayısı ise çok az.

Bu gazete ve dergiler, habercilikteki iddiaları, gazetecilik ilkelerine bağlılıkları, özenli Türkçe ve görsellik açısından birbirinden farklılar. İçlerinde çok iyi yayıncılık yapanlar, 25-30 yılı geride bırakanlar da var.

Bilindiği gibi gelişen iletişim teknolojileri sayesinde önce televizyon, daha sonra da internet gazeteciliği, erişimi daha kolay, daha hızlı ve en önemlisi daha ucuz olduğu için büyük bir hızla kağıda basılı gazete ve dergileri geriletiyor. Nitekim son yıllarda Türkiye merkezli birçok gazete bir biri ardına Avrupa’daki baskılarına son verdi, burada kurulmuş olan olan gazeteler kapandı ya da sadece internet üzerinden yayın yapmaya başladılar.

Kağıda basılı gazeteler bir süre daha var olacak elbette…

%d Bloggern gefällt das: