Mini işlerde çalışanlara sıfır güvence

SEVİNÇ SÖNMEZ

Erfurt‘ta bulunan Federal İş Mahkemesi, aldığı ilk korona kararında korona krizi süresince zaten işsizlik parası ya da kısa çalışma ödeneği alamayan Mini-Job çalışanlarının, işyerleri Korona nedeniyle zorunlu olarak kapatıldığında, maaşlarını alamayacaklarına da hükmetti.

Korona krizi süresince lockdown nedeniyle işyerleri zorunlu olarak kapatılan Mini-Job çalışanlarına, işverenler bu süre zarfında maaşlarını ödemek zorunda değiller. Aşağı Saksonya eyaletinde bir dikiş makinası bayisinde Mini-Job bazında çalışan perakende işçisinin açtığı davada (5 AZR 211/21) mahkeme, devletin kaybedilen ücretleri tazmin etmemesi gerçeğinden „iş kanunu kapsamında hiçbir işverenin ödeme yükümlülüğü çıkarılamayacağına“ hükmetti. 2020 yılının Nisan ayında işyeri, korona kısıtlamaları kapsamında zorunlu kapatılan perakende işçisi, pandemi nedeniyle bayinin kapatılmasının şirket riskinin bir parçası olduğu gerekçesiyle 432,- Euroluk nisan ayı maaşının ödenmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Verden İş Mahkemesi ve Aşağı Saksonya Eyalet Mahkemesi tarafından onanan talep, geçtiğimiz hafta Federal İş Mahkemesi tarafından bozuldu.

“RİSK İŞVERENİN DEĞİL”

Federal İş Mahkemesi’nde söz alan işveren avukatı Malte Marquard, ilk iki mahkemede alınan kararın haksızlık olduğunu, pandemi kısıtlamaları döneminde resmi makamlar, spor faaliyetleri gibi yaşamın birçok alanında kısıtlamaların gerçekleştiğini ve tüm bunların faturasının küçük bir işletme olan müvekkiline kesilip, bedelinin ödetilemeyeceğini savundu.

Mahkeme ilk iki mahkemenin aldığı kararı feshederek, perakende işçisinin işletmenin kapalı olduğu süre için talep ettiği ücretin ödenmesini reddetti. Almanya’nın en üst iş mahkemesi, aldığı karara gerekçe olarak, işverenin, sosyal temasların en aza indirilmesi gereken dönemlerde devlet tarafından uygulanan “lockdown” süresince yaşanan ücret kaybını ödeme yükümlülüğünün olmadığını gösterdi.

İş Mahkemesi sözcüsü Stephanie Rachor basına verdiği demeçte, toplumsal ihtiyaçların giderilebilmesi için bazı işyerlerinin istisnai olarak açık kaldığını ancak mahkemenin bu istisnalardan yola çıkarak kısıtlamaların, işyerlerinin genelini kapsadığını ve sosyal temasın en aza indirilmesini hedeflediğini baz aldığını belirtti.

ÜCRET KAYBINI DEVLETİN TELAFİ ETMESİ GEREKİYOR

Mini-Job sözleşmesi ile çalışan perakende işçisinin işsizlik parası ya da kısa çalışma ödeneği alma hakkının da olmaması ve bu kararla bir kez daha mağdur edilmesi, mahkeme tarafından dikkate alınmadı. Hakimler, devlet tarafından uygulanan kısıtlamalardan dolayı gündeme gelen ekonomik kayıpların sorumluluğunu da devletin taşıması gerektiği görüşünü savunuyorlar.

Almanya’da, davacı ile aynı durumda olan Mini-Job çalışanlarının sayısı net olmamakla birlikte, Alman Ticaret Birliğinin verilerine göre sene başında perakende sektöründe Mini-Job bazında çalışan işçilerin sayısı 800 bin civarındaydı. Ancak bu işçilerin büyük bir bölümü bayilerde değil gıda satış merkezlerinde çalışıyordu.

DGB: Mini-Job çalışanları, krizin en büyük kaybedenleri arasında

Kısa çalışma ödeneği ya da işsizlik parası gibi hakları olmadığı için en önce işten çıkarılanlar Mini-Job çalışanları oluyor. Korona krizinden en yoğun etkilenen etkinlik/ eğlence ve gastronomi branşlarında çalışan yüzbinlerce Mini-Job işçisi işini kaybetti. Ancak DGB’nin geçtiğimiz yıl Mini- Job sektöründe reform talep etmesinin tek nedeni, 2019 yılında sadece Mini-Joblarla yaşamını idame edenlerin hemen hemen yarısının 2020 ilkbaharında işsiz kalmış olması değil. Alman ekonomi araştırmaları Enstitüsü DIW’in verilerine göre Mini-Job sözleşmesi ile çalışanların sayısı 2020 yılının Haziran ayında yüzde 12 oranında (850 bin iş söyleşmesi) gerilerken, aynı dönemde, sigortalı olarak çalışanların sayısındaki düşüş sadece yüzde 0,2 düzeyinde oldu. Bu da Mini-Job bazında çalışanların, ekonomik kriz dönemlerinde ilk işten çıkarılanlar olduklarını gösteriyor.

DGB, Mini- Job sözleşmelerinin krizlere dayanıklı olmadığı için, sektörün genişletilmesi yerine sosyal sigortalı iş sözleşmelerinin yaygınlaştırılması için yeni stratejilerin geliştirilmesini istiyor. DGB yönetim kurulundan Anja Piel, 2020 de Birlik partilerinin Mini-Job kotasını arttırma planlarından derhal vazgeçmesini istemiş, öneriyi iş piyasasında yön şaşırtmaca olarak nitelendirmiş ve kotanın arttırılmasıyla milyonlarca insanın sosyal güvenceli istihdam alanın dışına itileceğini açıklamıştı. Mini-Jobların yapılan işlerde nitelik kaybına ve yaşlılıkta yoksulluğa yol açtığını söyleyen Piel, ayrıca bu işlerin kalifiye eleman eksikliğini de tetiklediğini belirtiyor. Ay da 450,- euro kazanan ve sigortalı olarak emekli sandığına prim ödeyen bir Mini-Job çalışanının, bir yıl sonra elde edeceği emeklilik maaşı 4,50 Euro. DGB, öncelikle kriz dönemleri göz önünde bulundurularak, sosyal bir iş piyasası mantığı gereği, orta vadede güvencesiz istihdamın yarattığı kısır döngüden bir an önce çıkılması için, ortaklaşa akıllı bir yol haritasının geliştirilmesini talep ediyor. (YH)

Yarı zamanlı, geçici ve mini işler…

Her beş işçiden biri güvencesiz işlerde çalışıyor

Federal Parlamento’da, Sol Parti tarafından Federal İstatistik kurumuna yaptırılan bir araştırmaya göre, Almanya’da her beş kişiden biri, yani 7 Milyon emekçi, yarı zamanlı ya da süreli olan güvencesiz iş sözleşmelerine bağlı olarak çalışıyor. Bu ortalama 7 Milyon emekçinin, yani toplam 33,4 Milyon çalışanın yüzde 20,9 unun, haftada 20 saatin altında ya da 6 ay ile sınırlı iş sözleşmeleri ile çalıştığı anlamına geliyor. Araştırmanın sonuçlarına göre ayrıca 4,5 milyon emekçi de haftada 20 saatin üzerinde yarı zamanlı işlerde istihdam ediyor.

Federal İstatistik Kurumu, taşeron/ kiralık ve süreli işleri, Mini-Jobları, yarı zamanlı ve haftada 20 saatin altındaki şleri, güvencesiz işler olarak tanımlıyor.

%d Bloggern gefällt das: