OPEL: Böl, parçala, kâr et!

BAYRAM AKSU

Stellantis patronlarının kâr hedeflerine uygun olarak tekeli yeniden yapılandırma çalışmalarını hızlandıran Taveres, Almanya’daki fabrikaların tüzel kişiliğini değiştiriyor. Sermaye tarafı üretimin ihtiyacına göre fabrikaların daha esnek olmalarını gerektiğini ileri sürerken IG Metall temsilcileri asıl hedefin “ortak karar alma hakkı yasasından” kurtulmak olduğunu söylüyorlar.

Opel Eisenach’da üretim yıl sonuna kadar durduruldu. Fabrika çalışanı 1300 işçi kısa çalışmaya gönderilirken üretime ne zaman yeniden geçileceği söylenmiyor. Opel tarafından yapılan açıklamada, “Planlarımız 2022’nin başında Eisenach’daki üretime yeniden başlamak. Ne var ki bu karar piyasadaki yarı iletkenlerle ilgili darboğaza bağlı olarak alınacak” denildi.

Eisenach’da üretilen “Opel Grandland” modelinin Paris’te tekele bağlı PSA Sochaux’da üretimine devam edilmesi ise Almanya’da, “Stellantis yönetimi teknik değil politik kararlar alarak İtalya ve Fransa’daki üretim tesislerini koruyor” şeklinde yorumlanıyor.

‚ÜRETİM TESİSLERİ ESNEK OLMALI‘

Bu yılın başında AB Komisyonu, Fransız PSA ve İtalyan/ABD FCA otomobil şirketleri birleşmelerinin önündeki engel kalmadığını belirterek Stellantis’in kurulmasının startını vermişti.

Yeni kurulan tekelin başına getirilen Carlos Taveres yaptığı ilk açıklamada, yeni kurulacak şirketin yılda 5 milyar Euro tasarruf edeceğini söylemişti. Özellikle tekel genelinde yedek parça alımı ve ortak platform kullanımı üzerinden tasarruf edileceğini söyleyen Taveres, hiçbir fabrikanın kapanmayacağını, tüm markaların korunacağını da ileri sürmüştü. İlk etapta şirketin kâr marjını yüzde 6’ya çıkarmayı hedeflediklerini de belirten Taveres, uzun vadede ise yüzde 10 civarında kâr marjı hedeflediklerini söylemişti.

Bugün 18 ülkede 50’e yakın fabrikası bulunan Stellantis tekelinin 15 markası ve 120’den fazla modeli bulunuyor. Son yıllarda birçok aracı ortak platformlarda üretmeye başlayan tekel yönetimi, fabrikaları daha esnek hale getirerek aynı fabrikada birkaç markanın birkaç modelini aynı anda üretmeyi hedefliyor. Örneğin tekelin lüks araçlarından DS 4 modeli de bir süredir Rüsselsheim’de üretiliyor.

Üretim tesislerinin esnekleştirildiği ölçüde kâr marjının da artmasını bekleyen Taveres, “Her şeyi yeniden yapılandırabiliriz” görüşünü savunuyor.

Bu planlara bağlı olarak Opel GmbH’yı yeniden yapılandırmayı hedeflediklerini söyleyen Taveres, Eisenach, Rüsselsheim ve Kaiserslautern’deki fabrikaların tümünü GmbH’dan ayırıp özerk tüzel kişilik vermeyi planlıyor. Bu adımdan sonra söz konusu fabrikalar direk tekel merkezine bağlı hale gelecekler ve ara karar mekanizmaları devreden çıkarılmış olacak.

“BİZİ SAF DIŞI BIRAKMAK İSTİYORLAR”

IG Metall tarafından yapılan açıklamada ise tekel yönetimin asıl olarak “ortak karar alma hakkı yasasından” kurtulmak istediğini ileri sürüldü. Şimdiye kadar bütün kararların IG Metall ve İşyeri Temsilciliği BR’nin onayı ile alındığını, onay olmaması durumunda ise karar alınamadığına dikkat çeken sendika ve işyeri temsilcileri, “Eğer şirketlerin tüzel kişiliği değiştirilse önümüzdeki dönem işçilerin aleyhine kararlar alınabilir” dediler.

Her ne kadar IG Metall ve BR’nin ileri sürdükleri gerekçelerin kısmi haklılık payı olsa da şimdiye kadar yaşananlara bakıldığında, “Bugüne kadar ortak karar alma hakkı yasasından faydalandık da ne oldu” diye sorulabilir. IG Metall’in onayı ile BR ve Opel yönetimi tarafından imzalanan “gelecek sözleşmeleri” (“Zukunftsvertrag”) sayesinde Opel’de binlerce işyeri yok edildi.

Tekelin “böl, parçala, kâr et” taktiği de yeni değil. Daha önce GM/Opel, daha sonra PSA/Opel dönemlerinde olduğu gibi bugün de Stellantis/Opel’de de üretim merkezleri arasında rekabet kızıştırılıyor ve “en esnek, en kaliteli ve en ucuz” üretim yapan fabrikaya yeni modeller veriliyor. Bugün yapılmak istenende bu, başka bir şey değil!

Sermaye tarafının işçi ve emekçileri ciddiye almasının biricik yolu “ortak karar alma hakkı yasası” değil mücadele olduğu Stellantis’e bağlı bütün fabrikalarda onlarca kez doğrulandı. Bugün yapılması gereken “bizi ciddiye alın” diye yakarmak değil mücadele etmektir.