NSU cinayetlerinin ortaya çıkışının 10. yılında eylemler yapılacak

NSU Davası sonrası yapılan gösteride. (Foto: Eren Gültekin)

YÜCEL ÖZDEMİR / Köln

Irkçı terör örgütü Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütünün (NSU) 2000-2007 yılları arasında sekizi Türkiye, biri Yunanistan kökenli olmak üzere 10 göçmeni ve Alman polis memuru Michele Kieserwetter’i katledildiğinin ortaya çıkmasının üzerinden tam 10 yıl geçti. En son 25 Nisan 2007’de Kieserwetter’i katleden örgüt üyeleri Uwe Böhnhardt, Uwe Mundlos ve Beate Zschäpe, Zwickau’da normal bir şekilde yaşamlarını 4 Kasım 2011’e kadar devam ettiler.

Uzun yıllar Neonazi örgütleri içindeki istihbarat elemanlarından aldıkları destek sayesinde yaşamlarını sürdüren terör üçlüsü, geçimlerini de asıl olarak sorunsuz bir şekilde gerçekleştirdikleri banka soygunlarından elde ettikleri paralarla sağlıyorlardı. 4 Kasım 2011 sabahı, Eisenach’daki Sparkasse’ye girerek 72 bin euroyu alan Mundlos ve Böhnardt, bindikleri bisikletlerle kent dışında park ettikleri mobil karavana ulaşmayı başardılar. Polisin bölgede arama faaliyeti başlatması üzerine, iddialara göre, bir tanığın söylemesi üzerine saat 12.00’de bir polis memuru karavana yaklaşırken, içeriden silah sesleri duyulmaya başlandı.

İçeride intihar edenlerin Mundlos ve Böhnhardt olduğu olay gerine gelen polisler tarafından hemen tespit edildi. Mobil karavan içinde polis memuru Kieserwetter’in kullandığı silah tespit edilirken, bu intihar saldırısından üç saat sonra yaşadıkları Zwickau’da yaşadıkları ev diğer suç ortakları Beate Zschäpe tarafından ateşe verildi. Yangın üzerine eve gelen itfaiye ve güvenlik güvenlileri, ede pek çok silah ve dökümanın yanı sıra göçmen esnafların katledilmesinde kullanılan Çeska 83 silahını tespit ettiler. Üçüncü kurban olan Süleyman Taşköprü’nün öldürülmesinden sonra seri cinayetlerin Çeska 83 tarafından işlendiği tespit edilmişti.

HAZIRLADIKLARI FİLMİ BASINA GÖNDERDİLER

İki Uwe’nin ölmesinden sonra evi ateşe vererek dört gün boyunca ortalıktan kaybolan Zschäpe, dört gün sonra 8 Kasım’da Jena’da polise teslim oldu. Bu sırada, Uwe Mundlos tarafından hazırlandığını ileri sürdüğü 15 dakikalık Pembe Panterli bir filmi basına ve değişik kurumlara gönderdi. Filmde cinayetlerin NSU tarafından işlendiği, cinayetler sırasında çekilen fotoğraflar ve sorasında çıkan haberlerle üstleniliyordu. 11 Kasım 2011’de Federal Savcılık, göçmen esnaflar ve Michaela Kieserwetter’in NSU adlı terör örgütü tarafından katledildiğini kamuoyuna ilan etti. “Bomba” etkisi yaratan bu açıklamayla cinayetlerin, bugüne kadar ileri sürüldüğü gibi kriminal olaylar sonucu değil, neonaziler tarafından işlendiği ortaya çıkarken, dünya NSU adlı bir ırkçı terör örgütüyle de tanışmış oldu. Zira bu tarihe kadar Almanya’da NSU adlı bir neonazi örgütünün varlığı bilinmiyordu.

Cinayetlerin neonaziler tarafından işlendiğinin ortaya çıkması kurban ailelerine derin bir nefes aldırırken, devlet cephesinde “Almanya için kara bir gün” açıklamaları yapılmaya başladı. Anma törenleri, özür açıklamaları arka arkaya geldi. Politik olarak sorumluluk üstlenirken, cinayetlerin arkasında kimlerin olduğunun mutlaka açığa çıkarılması gerektiği çağrıları sık sık tekrarlandı.

Ancak, ortaya çıkmasının üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen halen aydınlanmamış bir çok soru bulunuyor. 6 Mayıs 2013’te Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde başlayan ve 11 Temmuz 2018’de biten ve “Yüzyılın Davası” olarak adlandırılan NSU Davası, yargılanan beş sanıka beklenenden daha az ceza verildi. Sadece Zschäpe ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklu diğer sanıklar dava bittikten sonra serbest bırakıldı. Temyize götürülen mahkeme kararı büyük ölçüde Federal Mahkeme tarafından onaylandı. Sadece, hakkında 12 yıl hapis istenen ancak sadece 2,5 yıl ceza alan Andre Eminger hakkındaki karar 2 Aralık 2021’e bırakıldı.

İSTİHBARATIN ROLÜNÜN ÜZERİ ÖRTÜLDÜ

Dava boyunca NSU cinayetlerinin işlenmesinde istihbarat örgütlerinin oynadığı rolün üzeri örtüldü. Halbuki; hem kurban yakınları hem de kamuoyunun en büyük beklentisi katillere destek veren, cinayetlerin işlenmesine göz yuman güvenlik güçlerinin açığa çıkarılarak yargılanmasıydı. Son göçmen kurban olan 21 yaşındaki Halit Yozgay, Kassel’de 6 Nisan 2006’da katledildiğinde internet kafenin içinde olduğu tespit edilen Hessen Anayasayı Koruma Örgütü çalışanı Andreas Temme, mahkemeye sanık değil tanık olarak çıkarıldı. Keza cinayetlerin ortaya çıkmasından sonra Köln’deki Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nda (BfV)enden bazı dosyaların imha edildiğine de yanıt bulunamadı. Bazı gizli dosyalara konulan 120 yıllık süre, daha sonra 30 yıla düşürülse de sorular yanıtlanmadan dava kapanmış oldu.

Kısa bir süre öne bir online toplantıya katılan BfV Başkanı Thomas Haldenwang, bir çok sorunun açıklanmadığını kabul etti. Özellikle Temme’nin rolü ve Kieserwetter’in neden öldürüldüğünün kesin olarak ortaya çıkarılmadığını ifade etti.

GÜVENLİK TEŞKİLARINDA IRKÇILAR VE NSU 2.0

NSU cinayetlerinde istihbaratın rolünün üstünün örtüldüğü bir dönemde istihbarat, polis ve ordu içinde ortaya çıkan ırkçı örgütlenmeler yoğun bir çekilde tartışıldı. Özellikle polis ve orduda ortaya çıkan ırkçıların bir bölümü görevden alınırken, asıl olarak örgütlenmelerin varlığını sürdürmeye devam ettiği biliniyor. Yapılan bir araştırmaya göre 2017’den bu yana eyalet güvenlik birimlerinden 319, federal güvenlik birimlerinde ise 59 ırkçı açığa çıktı. Ordu içinde ortaya çıkan ırkçı sayısı ise 1064 olarak tespit edildi. Bütün bunlar NSU’nun ortaya çıkmasından sonra güvenlik birimleri içindeki ırkçı örgütlenmelerin varlığını güçlü bir şekilde sürdürdüğü anlaşılıyor. (YH)


10. YILDA EYLEMLER YAPILACAK

NSU cinayetlerinin ortaya çıkmasının 10. yılında pek çok kentte eylemler düzenleniyor. Özellikle cinayetlerin işlendiği kentlerdeki eylemlere katılımın fazla olması bekleniyor. Yine antifaşist güçler bu yıl Zwickau’da da merkezi bir gösteri düzenleme hazırlıklarını sürdürüyor. DIDF Jugen’in çağrısıyla Köln, Frankfurt, Ulm, Hamburg, Münih, Marbug ve Nürnberg’de eylemler yapılacak.

Münih’te DIDF Jugend, DGB Gençlik, Verdi Gençlik, VVN-BDA,cKreis Jugendring, Antifa Stamtisch ve SDAJ’nın çağrısıyla 4 Kasım günü NSU Davası’nın görüldüğü Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin önünden başlayıp Stachus Meydanında bitecek bir yürüyüş düzenlenecek.

Yapılan açıklamada “Mahkeme kararının sonlanmasından yıllar sonra bile NSU ağının arkasında kimlerin olduğu hala belirsizliğini koruyor. Özellikle Münih de sağ terör örgütlerinin gerçekleştirdiği bir çok eylem var. Oktoberfest saldırısında 12 kişi, NSU cinayetleri Habib Kılıç ve Thedoros Bulgaridis, 2016 yılında OEZ-Olimpiya Alışveriş Merkezi- ne yönelik 9 kişinin ölümü ile sonuçlanan sağcı saldırı.Tüm bu katliamlara karşı mücadele etmek sorumluluğumuzdur” denildi.

%d Bloggern gefällt das: