Kadına yönelik şiddete hayır

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü yaklaşıyor. Bu yıl eylül sonunda açıklanan verilere göre Almanya’da 215 erkek (kocalar, eski partnerler, babalar, oğullar, erkek kardeşler, komşular vb.) 103 kadın ve 20 çocuğu (13 kız, 6 erkek ve 1 bebek dahil) ve 4 erkeği öldürdü, 120 kadın, 6 çocuk ve 7 erkek bazıları hayati tehlike taşıacak şekilde yaralandı. Pandemi başlayalı beri özel koşullar nedeniyle aile içi şiddetin arttığı, kadınların suç duyurusunda bulunma zorluğu çektiğinden söz edildi Ancak her zamanki gibi dikkate değer bir adım atılmadı.

25 Kasım Almanya’da genel olarak ev, aile içi şiddetle mücadele günü olarak tanınıyor. Her 72 saatte bir, bir kadının öldürüldüğü, her dört kadından birinin hayatının bir döneminde taciz, tecavüzle, şiddetle karşı karşıya kaldığına dikkat çekiliyor. Ancak şiddet sadece aile içi şiddetle sınırlı değil. Kadınlar savaşlarda düşmana acı vermek amacıyla hedef alınıyor, işyerlerinde en kötü muamelelerle karşılaşıyor, yoksulluk kadınların yaşamını çekilmez hale getiriyor. Kadınların kendi bedenleriyle ilgili kararları kendilerinin alması bir yandan geleneksel değer yargılarıyla ama en fazla da hükümetlerin yasal düzenlemeleriyle gasp ediliyor.

Kısacası şiddetin değişik boyutları var. Kadına yönelik şiddetle mücadelede dünyaya örnek olduğunu iddia eden Almanya’da bir yandan erkeklerin kadınları kendilerinden ayrılmak, çocuklarının velayetini üstlenmek gibi nedenlerle öldürmeleri devam ederken, kürtaja getirilen kısıtlamalar ve İstanbul Sözleşmesi’nin koşulsuz uygulanmasının reddedilmesiyle de şiddet üretiliyor. Almanya, silah satan ülkelerin başında yer alarak savaş bölgelerinde kadın ölümlerinin de sorumluları arasında yer alıyor. Ülke içinde servetin adil paylaşılmaması, dışarda geri kalmış ülkelerin sömürülmesi yoluyla da yoksulluk, açlık, en fazla da kadın ve çocuk yoksulluğu, açlığına yol açılıyor. Korona ile mücadelede yoksul ülkelerin aşı darlığı çekmesi hastalık ve ölümlerin artmasına yol açıyor. Alman tekstil tekelleri emeğin ucuz olduğu ülkelerde üretim yaparak kadınları en insanlık dışı ve en düşük ücretli koşullarda çalıştırıyor. Almanya’da hala 218 ve 219a kürtaj yasaları geçerli ve kürtaj ceza yasası kapsamında değerlendiriliyor. Kadın istihdamı, kadınların çalışırken de emeklilikte de yoksullukla savaşmasıyla sonuçlanıyor.

KADINLAR ŞİDDETE TERK EDİLİYOR

Adil olmayan vergi düzenlemeleriyle (Ehegattensplitting) kadınlar evde kalmaya, bakım işlerini üstlenmeye ve ayrılmaları durumunda yoksul kalmaya mahkum ediliyor. Kadına dayatılan ne çekersen çek evliliğini sürdür oluyor. Almanya sözde kadına yönelik şiddetle mücadelede bağlayıcı olan İstanbul Sözleşmesi’ni kabul etti ancak mülteci ve göçmen kadınlarla ilgili maddelerini, nasıl olsa yabancılar yasasıyla bunlar düzenleniyor diye uygulamıyor. Mülteci ve göçmen kadınlar da şiddet görmeleri halinde kapıyı vurup çıkamıyor. Yapmaları halinde ya yıllarca süren davalarla ya da sınırdışı edilmekle karşı karşıya kalıyorlar.

Kadına yönelik şiddetle mücadele ettiklerini iddia edenler kadın sığınma evlerinin kapasitesini, ayrılan bütçeyi artırma konusunda pek bir şey yapmıyor. Şiddet gören kadınlar yer olmadığı için geri gönderiliyor ve daha da artan şiddete terk ediliyor.

Görüldüğü gibi 25 Kasım, hala kadınların artan şiddetle mücadele etmek zorunda kaldıkları bir gün. Bu yıl da Almanya’nın hemen hemen heryerinde eylemler yapılacak. Yapılacak eylemlerin yeri ve zamanı ile ilgili bilgiler şehirlerdeki kadın kuruluşlarının sayfalarından elde edilebilir.

ÖNE ÇIKARILAN TALEPLER

Eşit işe eşit ücret, geleneksel kadın mesleklerinin değerinin hak ettiği yere yükseltilmesi, işyerlerindeki cinsel tacizle etkili mücadele, işten atmalara son!

Evliliğin vergi muafiyeti sağlaması, kadına eş olduğu için ayrıcalıklar sağlanmasına (ehegattinsplinting), böylece kadının bakım işlerini üstlenmesine teşvik edilmesine son.

İhtiyacı karşılayacak kreş ve anaokulu yeri!

Kürtajı suç haline getiren 218 ve 219a yasalarının iptali!

İstanbul Sözleşmesi’nin çekincesiz uygulanması!

Kadınların cinsiyetleri nedeniyle karşılaştıkları baskı ve şiddetin iltica nedeni olarak kabul edilmesi!

Aile içi şiddetin ağır suç kabul edilmesi ve bu kapsamda cezalandırılması!

Kadın sığınma evlerinin kapasitelerinin ve personelinin arttırılması!

Zorla evlendirme, çocuk evlilikleri ve kadın sünnetiyle kararlı ve etkili mücadele!

Almanya’nın kadınların savaş ganimeti yapıldığı bilinciyle her türlü silah satışını durdurması! (YH)