Filmlerde kadına yönelik şiddet araştırıldı

Almanya’da akşam programlarında gösterilen filmlerin sabit konularından biri şiddete maruz kalan kadınlar. Bu kadınlar acı çekerse, travma yaşarsa makbul, hesap sormaya kalkarsa, yüzleşirse pek de şiddete uğradığına inanılmıyor.

2020 yılında 18:00 – 22:00 saatleri arasında yayınlanan sekiz TV kanalının (ARD, ZDF, RTL, RTL 2, Vox, Pro 7, Sat.1 ve Kabel eins) programlarının analizine göre kadına yönelik şiddet normal, kadınlar kurban gösteriliyor. Şiddeti uygulayan erkeğe öfke duyurulurken şiddeti üreten sistem temize çıkarılıyor.

Televizyonda toplumsal cinsiyete dayalı şiddet gösterildiğinde, mağdurların bakış açısı herhangi bir rol oynamaz. Sistem kaynaklı yan da gizlenir.Televizyon veya sinema filmlerindeki stereotipler bir durumu hemen kavramamıza yardımcı oluyor.: Duşta diz çökmüş kadın ağlıyorsa kesinlikle cinsel şiddet mağdurudur. Bu, örneğin faille güvenle yüzleşmek gibi farklı davranış gösteren kadınların tecavüze uğradığına inanılmadığı anlamına gelir. Ya da zaten böyle bir senaryoya çok az ilgi gösterilir. Kısacası: temsil, algımızı ve gerçeklik imajımızı şekillendirir. Malisa Vakfı ve UFA GmbH tarafından finanse edilen araştırmacılar Christine Linke ve Ruth Kasdorf, bu nedenle ilk kez Alman televizyonunda cinsiyete özgü şiddetin nasıl sunulduğunu incelediler. Sonuçlar, Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü münasebetiyle pazartesi günü yayınlandı.

En çarpıcı ve endişe verici sonuç, etkilenenlerin ve mağdurların bakış açısının, incelenen programların yüzde 90’ından fazlasında hiçbir rol oynamaması veya en fazla marjinal bir rol oynaması.

Yani onlar sadece kendilerine ait olmayan bir hikayeyi anlatan nesneler. Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin yapısal boyutuna da nadiren değinilmekte. Bu durum ataerkillik varolduğu sürece pek şaşırtıcı değil, ancak elbette etkili toplumsal karşı stratejilerin oluşturulmasını engelliyor veya toplumsal cinsiyete özgü şiddetin sistem kaynaklı nedenlerini gizliyor. (YH)