Hartz 4‘ün adı gidiyor kendisi kalıyor!

SEVİNÇ SÖNMEZ

SPD, Yeşiller ve FDP’nin koalisyon anlaşmasında, Hartz 4 yardımının kaldırılarak yerine, “daha sosyal, daha insani ve daha adil olan vatandaşlık parası”nın getirilmesi öngörülüyor. Ancak, vatandaşlık parasının, vaat edildiği gibi bir artış içerip içermediği hala belirsiz. Bu da Hartz 4’e sadece makyaj yapılmak istendiği biçimindeki yorumları güçlendiriyor.

SPD-Yeşiller koalisyon hükümeti tarafından Mart 2003’te yürürlüğü konulan “Ajanda 2010” kapsamında uygulanmaya başlanan Hartz 4 yardımı, 17 yıldır geniş emekçi kesimlerde, özellikle oranı ve cezai yaptırımları ile adeta bir Harz 4 travması yarattı. Kendi çıkardıkları yasayı, son yıllarda yaşadıkları oy kaybından dolayı kaldıracaklarını ilan SPD, son seçimlerden önce de Hartz 4 ün yerine yeni vatandaşlık parasının (Bürgergeld) geleceği, yani Hartz 4 ün tamamen yürürlükten kaldırılacağı izlenimini yarattı. Oysa görünen o ki Hartz 4 ücret tabelalarına göre ödenen yardımların oranında, seçimlerden önce ki büyük koalisyonun kararlaştırdığı yüzde 1’den fazla bir artış olmayacak. Hartz 4 yasaları, uzun süreli işsizler, düşük gelirli ve iş arayışında olan emekçiler açısından birçok yönüyle yaşam koşullarının kötüleşmesini beraberinde getirdi. Şayet Hartz 4 gerçekten tamamen kaldırılacaksa, bazı temel taşlarının da ya geri alınması ya kaldırılması ya da degiştirilmesi gerekiyor.

VATANDAŞLIK PARASI, İŞVERENLERE YENİ TEŞVİK NİTELİĞİNDE

Hartz ile birlikte maksimum işsizlik parası (ALG I) süresi 18 aya düşürülmüş ve ödeneğe hak kazanmak için işsizlik sigortası primi ödeme süresi uzatılmıştı. Bugün tüm işsizlerin üçte ikisinden fazlası Hartz 4 yardımı alıyor. Arbeitslosengeld II almadan direk Hartz 4 yardımına düşen işsizlerin sayısı ise giderek artıyor. Bu yüzden işsizlik parası (ALG I) in ve çerçeve yasasının sürelerinin uzatılması gerekiyor. Daha fazla emekçinin direk Hartz 4’e düşmesini önlemek için ise yardıma hak kazanma süresinin, 12 veya 6 aydan daha aza indirilmesi gerekiyor.

Gerhard Schöder’ in 2003’te ilan ettiği gibi işsizlik parası ve sosyal yardım birleştirilmedi. İlan edilen aslında Hartz 4 yasası için temel teşkil eden meşruiyet formulü idi. 1 Ocak 2005’te yürürlüğe giren yasa ise, hiçbirşeyin birleşimi değil, emekçilerin 1945 yılından bu yana yaşam standartlarını yarı yarıya da olsa, güvence altına alan işsizlik parasının yok edilmesiydi. İşsizlik parasının yerine en asgari düzeyde sosyo- kültürel yaşam güvencesini garanti altına alan refah yardımı mahiyetinde ki Hartz 4 (ALGII) getirildi. Bu formül aynı zamanda Hartz 4’ün maddi temelini de oluşturmakta. 2004 yılında son net maaşının, çocuklu bireylerin yüzde 57’si, çocuksuz bireylerin yüzde 53’ü düzeyinde işsizlik yardımı alan 2,2 milyon insan bulunuyordu. Çocuk yoksulluğunun bugün iki katına çıkmış olmasının bir nedeni de burada yatmakta.

Eğer yine Hartz 4’ten önce ödenen “Arbeitlosenhilfe” ödeneğine geri dönülmek istenmiyorsa, uzun süreli işsizlerin yaşam standartları, son maaşları baz alınarak ve gerektiğinde emekliliğe dek, Arbeitslosengeld I (ALG I) ile güvence altına alınabilir. Prensip ise olarak yaş değil, ödenen asgari sigorta primi düzeyi baz alınabilir. Çünkü onlarca yıl çalışmış ve prim ödemiş biri neden kısa bir süre işsizlik parası (ALG I) aldıktan sonra hiç çalışmamış biri kadar az yardım alsın?

NELER DEĞİŞMELİ?

– Hartz 4 ile birlikte standart ihtiyaçlar olarak adlandırılan ancak onurlu yaşamak, sağlıklı beslenmek ve giyinmek için yetersiz olan oranlar genelleştirildi (Regelbedarfe). Çocuksuz bireye 446,00 euro ödenirken, çocuklara 283,00 euro, okul çocuklarına 309,00 euro, gençlere ise 373,00 euro ödeniyor. Ancak çok çocuklu ailelerin özel durumlarda bir defaya mahsus yardım almaları mümkün değil. Ayrıca her yıl yapılan zamlar, örneğin 2022 yılında itibaren, Hartz 4 yardımına yapılan yüzde 1’lik zam kişi başına gün de 10 cent dahi etmiyor, yardım alanların artarak fakirleşmesini beraberinde getirdi. Bir yandan standart Hartz 4 yardımlarının yeterli derecede yükseltilmesi, diğer yandan ise, özellikle aileler ve çocuklar göz önünde bulundurularak, istisnai yardımların yine uygulanması gerekiyor. Almanya gibi bir refah toplumunun sosyal adalet ve dayanışma adına bu kadar bedel ödeyebilecek kapasitesi var.

– Hartz 4 ile birlikte meslek ve kalifiyelik güvencesi kaldırıldı. Çalışma motivasyonunu ölçmek üzere bir yıldan fazla işsiz olan bir teknisyen, kapı görevlisi olarak, bir mühendis ise “1-Euro Job”ta çalıştırılabiliyor. Bu, kalifiye elemanların öğrenim görmedikleri alanlarda çalıştırılması dolayısıyla aşağılanması ve o işi daha iyi yapabilecek başka bir işçinin de işini kaybetmesi anlamına geliyor. Bu yüzden meslek ve nitelikleri güvence altına alan yasanın yine sosyal güvenlik kanunu kapsamına alınması gerekiyor.

HARTZ 4 YARDIMI ALANLARI DÖRTTE BİRİ ASLINDA ÇALIŞIYOR

– Hartz 4 ile birlikte daha katı kurallar uygulanmaya başlandı. Arbeitslosengeld II alan herkes toplu sözleşme ya da yerel ücretlere uygun olmayan ücretlere çalışmak zorunda bırakıldı. Yardım alan 4 milyon emekçinin üçte biri aslında işsiz değil, ancak kazandığı maaş geçimini sağlamasına yetmediği için Hartz 4 yardımı almak zorunda. Dolayısıyla Hartz 4’ün düşük ücretli iş sektörünü, yani işverenleri teşvik ettiği ortada. Bu şekilde ücretlerde, aile, çocuk ve yaşlılıkta yoksulluk çığ gibi artarken, devlet düşük ücretli işlerde çalışanlara 2005 yılından bu yana 100 milyar euronun üzerinde yardım ödeyerek aslında düşük ücret ödeyen şirketleri destekledi. Bu yüzden makullük kurallarının hafifletilmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde devletin, düşük ücret ödeyerek karına kar katan şirketleri desteklemesinin ve bu karların toplum tarafından finanse edilmesinin önüne geçilebilir.

Ayrıca koalisyon anlaşması hala “etkinleştirici refah devleti ilkesine bağlı kalındığını”, yani “işsizliğin sorumlusunun birey olduğunu ve bunun baskı ve maddi teşvikler ile aşılabileceğini” baz alıyor. Yeni hükümet bu yüzden, yardım alanların ek gelir düzeyini de yükseltmek istiyor. Bu uygulama, ilk bakışta cazip görünse de yine işverenlerin, devlet teşviki ile, eski Hartz 4 yardımı- yeni vatandaşlık parası alanları daha düşük ücretlere çalıştırabilmesinin önünü açıyor. Vatandaşlık parası, bu haliyle uygulanacak olursa, düşük ücretlere ek olarak ödenen bir yardım olarak bir yandan Avrupanın zaten en büyük düşük gelir sektörünün daha da büyümesine, diğer yandan ise emekçiler arasında yoksulluğun artmasına neden olacak.

CEZAİ YAPTIRIMLAR İNSANLIK DIŞI

– Kurallara uymayan ve ihlal edenlere ya da önerilen işi yapmayı reddedenlere vs. uygulanan cezai yaptırımlar Hartz 4’ün özünü oluşturuyor. Yardım, birinci ihlalde yüzde 30, ikinci ihlalde yüzde 60 oranında kesiliyor. Uzun yıllar uygulanan, üçüncü ihlalde, kira ve ek giderler de dahil yardımın tamemen kesilmesi Anayasa Mahkemesi tarafından durduruldu. Yardım alma hakkına sahip olan emekçilerin son güvencesi olan bu yardımı keserek, onlara katı cezalar ve sözleşmeler dayatarak ‘yola getirmeyi’ amaçlayan devlet, onları daha çok yılmaya ve bunalıma ya da yasadışı gelir arayışına sürükledi. Yardım alanlara yönelik baskı ve cezai yaptırımlar insanlık dışı olduğu gibi verimsiz ve bu yüzden de kaldırılmalı. Fiziksel, psikolojik ve niteliksel durumu çalışmaya elverişli olan emekçiler yaşamlarını idame edebilmek, yetenek ve becerileri ile toplumsal üretim sürecine katılmak, topluma faydalı olabilmek için zaten çalışacaklardır.

– Hartz 4, Weimar Cumhuriyeti’nin refah yasasında yeralan ‘yoksulluk aile ortaklığı’nı “Bedarfsgemeinschaft”, yani ‘ihtiyaç ortaklığı’ prensibi olarak devraldı. Hiçbir kan bağı bulunmayan insanlar birbirinden sorumlu tutuldu. Yardım miktarlarını düşürebilmek için, sosyal detektifler tarafından birarada yaşayan insanlar en ilkeler pratiklerle denetlendi, soruşturuldu, özel yaşamları kayıt altına alındı. Genişletilmiş klan uygulamasına dayalı toplu ceza uygulamasından derhal vazgeçilmeli, ihtiyaç ortaklığı prensibi sosyal güvenlik kanunundan çıkarılmalıdır. Ayrıca, yetişkin bireyler Jobcenter’den izin almaksızın kendi evlerini kurabilmeliler.

– Hartz 4 yardımı ile yardım alma hakkı kriterleri kademeli olarak arttırıldı. İşsizlik parası ile kıyaslandığında mal varlığı muafiyet sınırı düşürüldü. Yardıma başvuranlar, önceden aldıkları evlerini, hatta yaşlılık sigortalarını dahi bildirmek zorunda bırakıldı. Sonradan bazı kriterler esnekleştirildi, pandemi döneminde sadece konut büyüklüğü ve mal varlığı muafiyet sınırına bakıldı. Oysa, yeni hükümetin kararsız kaldığı bu kriterler sadece durumu önceden iyi olan işsizler için geçerli olabilir, ancak öncelikle Doğu Almanya’da yardım alanlar, hiçbir mal varlığına sahip olmadıkları için, bu uygulamadan muaf tutulmalılar.

HEDEF ADINA LAYIK, SOSYAL BİR TEMEL GÜVENCE YARDIMI OLMALI

– 2010 yılında koalisyon partileri CDU, CSU ve FDP, Hartz 4 yardımı alanların yardımlarından, aldıkları çocuk parasının kesilmesini, Arbeitslosengeld I’den Arbeitslosengeld II’ye geçişte iki yıl boyunca ödenen geçiş ödeneğinin kesilmesini ve Hartz 4 yardımı alanlar için emekli sandığına prim ödenmemesini kararlaştırdı. İşsizlerin hakkı olan eğitim programları da tamamen durduruldu ve Jobcenter’lerin takdirine bırakıldı.

SPD YİNE ‚GÜNAH İŞLİYOR‘

Eğer Arbeitslosengeld II olarak adlandırılan Hartz 4 yasasının adı, işsizlerin maruz kaldığı bu yaptırımların hiçbirini ortadan kaldırmadan, kulağa hoş gelen ‚vatandaşlık parası’na çevrilecekse, bu özünde bir düzeltme değil, sadece bir makyaj olacaktır. Vatandaşlık parası, mevcut içeriği ile vaat edilenleri karşılamaktan yoksun, tam da iş piyasasına endeksli sosyo-politik bir sahtekarlık niteliği taşıyor. Asıl hedefin, tüm ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını karşıladığı, yoksulluğu engellediği, baskı ve caza içermediği için adına gerçekten layık olan bir sosyal temel geçim güvencesi olması gerekiyor.

Yoksulluğa dayanıklı bir temel geçim yardımı en azından Almanya ortalamasında, AB yoksulluk sınırının üzerinde olması gerekiyor. Almanya’nın en etkin sosyal istatistik kurumu Mikrozensus, yardım düzeyini tek kişilik haneler için 1074,00 euro, yalnız çocuk yetiştiren 14 yaş altı tek çocuklu haneler için 1396,00 euro, iki çocuklu bir çift için 2255,00 euro olarak belirliyor. İhtiyaca gerçekten cevap vermek demek, cezalandırma ve dayatma olmaksızın, ihtiyaç sahiplerinin, hamilelerin, engellilerin v.b. özel durumlarını da göz önünde bulundurulması demektir. (Foto: Pixabay)

%d Bloggern gefällt das: