Kamuda korona sözleşmesi!

UMUT YAŞAR

Eyaletler düzeyinde devam eden TİS görüşmelerinde uzlaşma sağlandı. Sendikaların ileri sürdüğü taleplerinin ve kamu emekçilerinin beklentilerinin altında kalan sonuca tepkiler var. Ancak tepkiler sonucun değişmesine neden olmayacak görünüyor. Uzlaşmanın ayrıntılarına bakıldığında TİS sürecinde mücadeleleriyle öne çıkan değişik bölümlerin daha iyi sonuç elde ettiği de görünüyor. Ver.di kamu çalışanları arasında sonuçla ilgili oylama yapıyor.

Eyaletler düzeyinde iki ay önce başlayan TİS ücret görüşmelerinin üçüncü turunda uzlaşma (kutulara bkz.) sağlandı. Sendikalar ileri sürdükleri taleplerin genelde çok gerisinde kaldılar. Sağlık ve bakım alanı çalışanlarının görece iyi bir sonuç aldıkları söylense de eyalet düzeyinde çalışan kamu emekçilerinin ezici çoğunluğunun reel ücretleri hızla erimeye devam edecek.

Ver.di, GEW, IG BAU, GdP ve Memurlar Birliği’nin (Beamtenbund) ortak sürdürdüğü TİS görüşmelerinin zor geçeceği baştan biliniyordu. Eyaletler adına görüşmeleri sürdüren Aşağı Saksonya Maliye Bakanı Reinhold Hilbers (CDU), sendikaların taleplerini açıkladıkları gün, “Sendikalar ücret grup sistemlerinin yeniden düzenlenmesini görüşmezlerse o zaman bizde karşı tarafına taleplerini görüşmeyiz” diye “rest” çekmişti.

Sendika yönetimleri, kamu patronlarının bu “restine” karşı koymak yerine, görüşmeleri, kamu emekçileri arasında zaten var olan bölünmüşlüğü derinleştirecek tarzda sürdürdüler. Sendika yönetimlerinin bu tutumu önümüzdeki yıllarda eyaletler düzeyinde ortak görüşmelerin yapılmasının bile önüne geçebilecek bu duruma neden olma tehlikesini içinde barındırıyor.

KASALAR BOŞ MASALI

Hilbers’in “restinden” sonra ise burjuva medyada, sendikaların taleplerinin kamu kasalarının boş olması nedeniyle yeni borçlanmalara yol açacağı ileri sürüldü. Oysa devletin yaptığı vergi girdi tahminlerine göre 2020 yılında 316 milyar Euro olan eyaletler düzeyindeki vergi geliri 2021’de 347,1 milyara, 2022’de 356,4 milyara ve 2023 yılında da ise 367,9 milyar Euro’ya çıkması bekleniyordu. Devletin bu verileri bile “kasalar boş” ve “yeni borçlanma” masaldan başka bir şey olmadığını gösteriyordu.

TAKDİR ETME”, “DEĞER VERME”, GEÇ ONLARI!

Görüşme sonuçlarını kamuya açıklayan sendikalar, kamu işverenlerinin, çalışanları takdir etme konusunda eksik kaldıklarını bildirdiler. Fakat bu durumun yeni bir gelişme olmadığı on yıllardır biliniyor. İster kamu iktisadi kurumlarının özelleştirilmesinde olsun ister, şimdi olduğu gibi, TİS dönemleri olsun; tüm politikalarını tekellerin ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleştiren kamu patronları için kamu emekçileri, hiçbir zaman “maliyet faktörü” olmaktan başka bir şey ifade etmediler.

Özellikle 1990’dan bu yana “kamu hizmetlerini daha verimli hale getirme” adına gerçekleştirilen özelleştirmeler, işten atmalar ve onlarca hastanenin tasfiye edilmesi bile eyaletler düzeyinde hükümetlerde yer alan CDU/CSU/SPD/FDP/Yeşiller ve bazı eyalette Sol Parti’nin de kamu emekçilerini ne kadar “takdir” edip “değer” verdiklerini ortaya koyuyor. Eyalet hükümetlerinin kamu emekçilerine karşı takındıkları tutum aynı zamanda vatandaşlara verdikleri değeri de ortaya koyuyor.

KAMU EMEKÇİLERİ BÖLÜNDÜ

Uzlaşmayı değerlendiren Birleşik Hizmet Sendikası Ver.di Genel Başkanı Frank Werneke, kamu işverenlerinin katı tutumundan, takdir etme konusundaki eksiklerinden söz ettikten sonra, “bir bütün olarak saygın bir sonuçtan (“respektable Ergebnis”) söz etmek mümkün” dedi.

Sözleşmeyi imzalamadan birkaç gün önce Düsseldorf’da, binlerce kamu emekçisinin katıldığı bir mitingde konuşan Werneke, kamu emekçilerinin son iki yılda, korona şartlarında toplumsal yaşamın sürebilmesi için insan üstü bir çaba içine girdiklerini, birçok yerde kendilerini aştıklarını söylemiş ve “bu çaba, bu sorumluluk şimdi karşılık görmeli” demişti. Karşı tarafın dayatmacı tutumlarını da eleştiren Werneke, “Korona sözleşmesi dayatmasını kabul etmeyeceğiz” demişti.

Fakat gelinen yerde “saygın bir sonuçtan” söz edilmesi gerçeği yansıtmıyor. Geçmiş yıllardaki TİS dönemlerinde birçok kez eğitimciler, itfaiye erleri yarı yolda bırakılmışlardı. Şimdi ise sağlık ve bakım alanında çalışanlara görece daha iyi bir sözleşme sunuluyor ama diğer alanlarda gasp tüm hızıyla devam ediyor.

Kamu patronları, kamu emekçilerini bölmek için sürekli yol ve yöntem geliştiriyorlar. Bu kez sağlık emekçilerinin daha örgütlü ve daha mücadeleci eğilimlerini karşısında bunların talep ettiklerinin bir bölümüne onay vererek kamu emekçilerini bölmeye çalışıyorlar.

DAHA FAZLA ELDE ETMENİN KOŞULLARI VAR MIYDI?

Her TİS dönemi ardından gazetemizde bir gelenek haline geldiği gibi şimdi de elde edilen sonucu sadece “eleştiri olsun diye eleştirmiyoruz ve “daha fazla elde etmenin koşulları var mıydı” sorusuna yanıt aramaya çalışıyoruz.

İster Federal ve yerel düzeyde (bu iki alandaki TİS görüşmeleri ortak sürdürülüyor) ister eyaletler düzeyinde olsun; kamunun en önemli ortak özelliği mücadele iyi planlanıp örgütlendiğinde tüm kamu yaşamını etkileyebilecek güce sahip olmasıdır. Dolayısıyla yaptırım gücü yüksek olan alanların başında geliyor. Fakat bu alanda verilen mücadelenin hedefine ulaşabilmesi için özellikle vatandaşların talepler konusunda aydınlatılması, kamu alanındaki çalışma koşullarının iyileştirilmesinin kendisine sunulan hizmete de yansıyacağı vb. gibi şeylere de dikkat çekilerek dayanışmanın örgütlenmesiyle sağlanabilir.

Eyaletler düzeyinde sendikaların birçok alanda çok düşük düzeyde örgütlü olmaları şüphesiz TİS görüşmelerinin de zor geçmesine neden oluyor. Bu konuda yapılacak ilk etapta bu alandaki örgütlülük düzeyini yükseltmektir. En azından bunun kadar önemli olan diğer şey ise tüm kamu alanındaki TİS görüşmelerini ortak sürdürmekten geçmektedir. Birçokları için bu mümkün olmazmış gibi görünebilir. Ama bu geçmişte yapılmıştı bugün de yapılabilir.

Şu saydığımız birkaç nokta işin bir yanı. Diğer yanı ise, biraz önce söylenenlerin yapılması için olduğu gibi bu örgütlü gücün kamu emekçilerinin çalışma ve ücret koşullarının iyileştirilmesi için kamu sendikalarına mücadeleci bir eğilimin hakim olması gerekmektedir. Berlin’deki Charite ve Vivantes hastanelerinde verilen mücadeleler ve elde edilen kazanımlar sözü edilen “mücadeleci eğilime” örnek olarak gösterilebilir. Charite ve Vivantes de yıllarca süren örgütlenme ve aydınlatma çalışması olumlu sonuçları sadece Berlin’de değil tüm Almanya’ya yayılıyor. Artık Hamburg, Essen, Nürnberg vd. şehirlerde sağlık emekçileri “Charite’de olduğu gibi” diyerek örgütleniyorlar.

Şimdi önemli olan bu olumlu iki örneği tüm kamuya yansımasını sağlamaktır, daha fazla elde etmenin koşulları da böyle oluşacaktır.

TEPKİNİN İFADE EDİLMESİ ÖNEMLİ

Sözleşme taslağı üzerine uzlaşılması ve bunun sendikaların TİS Komisyonlarına taşınması kamuoyuna sanki, “TİS imzalanmış” gibi yansıtılıyor ve sendikal işleyişin üstü, özellikle burjuva medya tarafından, örtülmeye çalışılıyor.

Sunulan uzlaşmayla ilgili Ver.di sendikası örgütlü olduğu bütün kamu kurumlarında oylamaya başlattı. 17 Aralık günü bir araya gelecek olan Büyük TİS Komisyonu, yapılan oylamanın sonuçlarına bağlı olarak sözleşme taslağını onaylayacak veya reddedecek. Tabi reddetmenin gerçekleşmesi için yüzde 75 gibi bir çoğunluğun da taslağı reddetmesi gerekir.

Bundan bağımsız olarak, sağlanan uzlaşmayla ilgili olumlu ve olumsuz tepkilerin bütün kamu alanlarında tartışılması ve uygun kanallardan kamuoyuna ve sendika yönetimlerine yansıtılması çok önemli. Bu bir yanda sendika içinde demokrasiyi güçlendireceği gibi diğer yanda mücadeleci eğilimin de güçlendirecektir.

TALEP EDİLEN NEYDİ?

  • 12 aylık sözleşme

  • Ücretlere %5 zam – Aylık en azından 150 euro

  • Sağlık alanı çalışanlarına aylık 300 euro zam

  • Çıraklara aylık 100 euro

ELDE EDİLEN NE OLDU?

Tüm çalışanlar için

  • 24 aylık sözleşme

  • 13 ay sıfır zam

  • 1300/650 euro korona ikramiyesi

  • %2,8 (Aralık 2022)

  • Çıraklara 50 euro aylık

Sağlık alanı çalışanlarına

  • Yoğun bakım (“Intensivzulage”) ve Enfeksiyon ödeneği (Infektionszulage): 90’dan 150 euroya

  • Dönüşümlü vardiya ödeneği (“Wechselschichtzulage”): 105’den 150 euroya

  • Vardiya ödeneği (“Schichtzulage”): 40’dan 60 euroya

  • Bakım çalışanları ödeneği (“Zulage für Pflegekräfte”): 125’den 140 euroya çıkarıldı.

  • Çıraklara aylık 50 euro zam yapıldı.