Merkel sonrasında CDU: Muhafazakar ve neoliberal çiziye dönüş

8 Aralık’ta Olaf Scholz’un başbakanlık koltuğuna oturmasından sonra Almanya’da 16 yıllık Angela Merkel dönemi de resmen kapanmış oldu. Bu aynı zamanda 16 yıldır kurulan koalisyonların büyük ortağı olan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU/CSU) partilerinin de muhalefete düşmesi anlamına geliyor. Bu nedenle yeni anamuhalefet partisinin bundan sonra nasıl bir muhalefet hattı tutturacağı önemli.

Merkel’in 2018’de Hessen ve Bavyera eyaletlerinde yapılan seçimlerde alınan ağır yenilginin hemen sonrasında CDU genel başkanlığından istifa etmesi ve bir daha başbakanlığa aday olmayacağını söylemesi, asıl olarak bu cephedeki çözülmenin durdurulmasına dair atılan bir adımdı. Önce, CDU genel sekreterliği görevine getirilen Saarland Başbakanı Annegret Kramp-Karrenbauer (AKK) parti başkanlığına getirildi. Bakanlık yarışında AKK’nın rakipleri neoliberal çizginin temsilcisi durumundaki CDU/CSU Meclis Grubu eski Başkanı Friedrich Merz ve Sağlık Bakanı Jens Spahn idi.

Ancak AKK, partiyi birleştirme, Merkel’in yerini doldurma konusunda yetersiz kaldı. Zayıflamayı durduramayacağını anladığında o da parti başkanlığı görevinden istifa etme kararı aldı. Liberal-Hristiyan eksendeki “Merkel çizgisi”nin sürdürülmesi üzerinden oluşturulan politikaya AKK’den sonra bu kez de Kuzey Ren Vestfalya Başbakanı Armin Laschet talip oldu. Laschet’in rakipleri Merz ve CDU Dışpolitika uzmanı Norbert Röttgen idi. Ocak 2020’de yapılan sanal part kongresinde ilk turda salt çoğunluğu sağlayamayan Laschet, ikinci turuda Merz’e karşı yarışı kazandı ve parti başkanı oldu.

Ancak, Laschet’in başkanlığı fazla sürmedi. 26 Eylül’de yapılan genel seçimlerde CSU/CSU’nun başbakan adayı olarak iyi bir performans gösteremedi ve yüzde 24 oyla ikinci parti oldu. Birinciliği geriden gelen SPD adayı Olaf Scholz’a kaptırdı.

Hal böyle olunca parti içinden tepkiler yükseldi ve Laschet de parti başkanlığı görevini bıraktığını açıkladı.

Üç yıl içinde üçüncü kez başkan arayışına giren CDU’da bu kez üçüncü kez aday olan Friedrich Merz, başkanlık yarışını kazanmış görünüyor. 400 bin parti üyesinin çağrılı olduğu ve mektupla yapılan oylamada Merz, kullanılan 250 bin oyun yüzde 62’sini alarak birinci oldu. Röttgen ve Başbakanlık Dairesi eski başkanı Helge Braun ise geri kalan oyları paylaştılar.

Bu sonuçların 21-22 Ocak’ta yapılması planlanan ve 1001 delegenin katılacağı parti kongresi tarafından da biçimsel olarak onaylanması bekleniyor.

DAHA MUHAFAZAKAR VE NEOLİBERAL DÖNEM

Merkel’in izlediği çizgiyi liberal bulan Merz, daha muhafazakar-sert politikaların izlenmesini savunuyor. 2002’de Merkel ile girdiği iktidar mücadelesini kaybederek siyasetten çekilen Merz, uzun yıllar değişik tekellerin avukatlığının yanı sıra dünyanın en büyük servet yöneticisi Black Rock finans devinin de Almanya şubesinde denetleme kurulu üyeliği yapıyordu. Büyük mali sermayenin önemli temsilcilerinden biri olan Merz, bu açıdan ilk dönemlerde CDU tabanı tarafından da kabul edilmemişti. Ancak, 66 yaşında olmasına rağmen ısrarla parti başkanı olmak için girdiği yarışı üçüncüsünde kazanabildi. Merz, eylül ayında yapılan genel seçimlerde milletvekili seçilmişti.

Bu aynı zamanda CDU’nun önümüzdeki dönem SPD/Yeşiller/FDP koalisyon hükümetine karşı nasıl bir muhalefet izleyeceğinin de işaretini veriyor.

AfD’ye giden oyları geri getirmek için daha sağ-muhafazakar, göçmen karşıtı, önyargıları körükleyen bir çizgide olacağı ifade edilen Merz, FDP’ye giden oyları ise daha radikal sermaye yanlısı politikaların savunucusu olarak kazanmayı hedefliyor. Merz, sosyal politikaları da gözönünde bulundurarak CDU’nun işçi kanadını temsil ettiği ileri sürülen CDA’nın başkanı Mario Czaja’yı genel sekreterliğe getireceğini açıklamıştı. Ancak, şekilsel olarak yapılcak bu değişim, Merz’in neoliberal çizgisini değiştirmeyecek. Merz ayrıca sermayenin temsilcisi olarak da Orta Ölçekli İşletmeler Birliği Bakanı Carsten Linnemann’ı da genel başkan yardımcılığı görevine getirmeyi planlıyor.

Ülkede artan sosyal sorunlar, küresel ısınma ve kalifiye işgücü ihtiyacı Merz’in kısa sürede güç toplamasına imkan vermiyor. Ayrıca, özellikle SPD, Yeşiller ve FDP genç seçmenlere yönelik yeni açılımlar yaparak oy toplama planı yaparken, CDU’nun daha muhafazakar politikalarla genç nesillerden destek alması zor görünüyor. Seçim analizlerde, CDU/CSU’nun AfD’den sonra gençlerden en az oy alan parti olduğunu göstermişti. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: