Hastaneler alarm veriyor, hükümet seyrediyor

Foto: Pixabay

Yılın son günlerinde açıklanan resmi veriler Almanya’da hastanelerin personel ve donanım açısından büyük problemler yaşamaya devam ettiğini gösterirken, pandemiden ‚ders almayan‘ siyasi sorumlular ise halk sağlığını hiçe sayacak biçimde somut adım atmaya hala yanaşmıyorlar.

Korona salgını, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Almanya’da da sağlık sisteminin ne kadar yetersiz olduğunu göstermiş ve hükümet bütün politikasını aynı anda çok sayıda korona hastasının hastanelere akın etmemesi üzerine kurmuştu. Çünkü yeterli yoğun bakım hizmetinde kapasite sınırlıydı. Hastanelere yatırım yapılmadığı, gereken kaynak ayrılmadığı için pandemi karşısında hazırlıksız yakalanmış ve sağlık sisteminin ne kadar çürük temellere dayandığı ortaya çıkmıştı. Peki bunun sorumlusu olan hükümet pandemiden ‚ders çıkarıp‘, yıllarca ihmal edilen hastaneleri, sağlık alanını iyileştirecek adımlar atması gerekmez miydi? Normalde evet! Gerçekteyse tersi oldu. Sağlık personelinin fedakarlığına övgüler düzmekten başka birşey yapılmadı; sağlık çalışanlarının aylardır dile getirdiği sorunlar ve istekler görmezden gelindi. Hükümet böylece, aslında yıllardır yürüttüğü ve halkın sağlığını hiçe sayan politikalarının arkasında durmuş oldu ve pandemiden sonra dahi bu alanda iyileştirme adına kılını kıpırdatmayarak ne kadar tutarlı olduğunu gösterdi! İşte Almanya’da resmi raporlara ve rakamlara yansıyan hastane ve sağlık manzarası:

PERSONEL SIKINTISI HAD SAFHADA

Alman Hastaneler Enstitüsü’nün hazırladığı ‚Hastane Barometresi‘ adlı rapora göre Almanya’da hastanelerdeki ekonomik sıkıntılar ve buna bağlı olarak yaşanan personel açığı alarm verici düzeyde. Rapora göre Almanya’daki hastaneler ekonomik açıdan son 20 yılın en kötü günlerini yaşıyor. Her beş hastaneden dördünde, yoğun bakım servisleri de dahil olmak üzere personel sıkıntısı olduğu belirtiliyor.

Hastanelerin çoğunun ekonomik olarak zarar etmesinin nedeni ise pandemi yüzünden, karlı sağlık işlemlerinin azalması olarak gösteriliyor! Bu da gerçeğin bir başka biçimde ifade edilmesi demek aslında. Yani izlenen politikalar, hastaneleri, kar odaklı işletmeler olarak düzenlemeyi öngördüğü için ve pandemi nedeniyle gelir getiren birçok ameliyat vd işlemler yapılamadığı için hastaneler gelir kaybı yaşıyor, personel çıkarmak durumunda kalıyor hatta birçok kentte kapatılmaya ve özel sektöre devredilmeye kadar varıyor. Hastane personelinin payına ise, az çalışanla çok iş çıkarmak düşüyor. Ve sonuçta yoğun iş baskısına dayanamayan pek çok hemşire, hasta bakıcı vd. çareyi işten ayrılmakta buluyor.

Söz konusu raporda hastanelerde halihazırda 22 bin 300 bin kadronun açık olduğu ve bu personel açığının 2016 yılındakinden üç kat fazlasına karşılık geldiği ifade ediliyor. Verilere göre, şu anda hastanelerin sadece yüzde 11’inin durumu ekonomik olarak ‚iyi‘ (yani zarar etmiyor) görünüyor. Rapordaki verileri değerlendiren Alman Hastaneler Derneği Başkanı Gerald Gass, personel açığının sağlık politikasının siyasetin öncelikli gündemi olması gerektiğini gösterdiğini belirterek, verilerin hastanelerdeki durumun önümüzdeki yıl da düzelmeyeceğine işaret ediyor.

Yani, personel açığının önümüzdeki yıllarda da devam edecek, çünkü hükümetin bu tabloyu değiştirecek herhangi bir adımı da niyeti de bulunmuyor. Pandeminin başında olduğu gibi bugün de asıl kaygı, yoğun bakım servislerine bir anda yüklenilmesi olmaya devam ediyor.

Federal İstatistik Dairesi tarafından yapılan 16 Aralık 2021 tarihli açıklama da, bu konuda çarpıcı bir resim koyuyor ortaya: Almanya genelinde yoğun bakım yataklarında tedavi gören hasta sayısı 21 bin 804; boşta duran yatak sayısı ise 3 bin 172!

YILLARDIR İZLENEN POLİTİKANIN SONUCU

Hastanelerin bugün personel, kaynak, donanım gibi önemli konularda ciddi problemler yaşaması şu ya da bu politikacının ihmal veya hatasından değil, halk sağlığını merkezine almayan, hizmeti bir kamu ihtiyacı olarak kar-zarar işlemi gibi gören ve sağlık alanını büyük sermaye için bir yatırım alanı haline getirmeyi hedefleyen sistemli bir politikanın sonucudur. İstatistik dairesinin verileri de son 30 yılın bu değişimini itiraf ediyor aslında:

Almanya’da toplam hastane sayısı 2000 yılında 2 bin 242 iken, 2010’da 2 bin 64, 2019 da ise 1914’e düştü! 1991 yılından 2019’a kadar olan dönemde hastane yatak sayısı da 665 bin 500’den yaklaşık dörtte bir oranında azalarak 494 bin 300’e düştü.

Peki hasta sayısı azaldığı için mi kapatıldı hastaneler? Rakamlar tersini söylüyor: 1991-2019 arası dönemde hastanede tedavi edilen sayı yaklaşık yüzde 25 artarak 19,4 milyona ulaştı.

Pandeminin ilk yılında (2020) yoğun bakım yatak sayısının sadece 1400 arttırılarak 27 bin 681’e yükseltildi; toplam yatak sayısı ise 7 bin 400 azaltılarak, 486 bin 700’e düşürüldü. (YH)