Zorunlu aşı tartışmaları çıkmazda

Foto: Pixabay

HÜSEYİN AVGAN

Eylül 2021’de yapılan seçimlere kadar Almanya’da hiçbir parti aşının zorunlu olmasını gündeme almamıştı. Seçimlerin ardından parlamentoda temsil edilen partiler arasında FDP’de bir grup ve AfD dışındakiler zorunlu aşıdan yana olduklarını açıkladı. Hükümet yasa tasarısının parlamentonun işi olduğu gerekçesiyle, bu konuda hazırlık yapmayacağını açıklarken, parti gruplarında da bir girişim yok. Tanınmış virologlar veya Etik Konseyi gibi kurumlar da zorunluktan yana ve karşı olanlar olarak ikiye bölünmüş. Daha önce ‘aşı zorunlu olsun’ diyen Bavyera Başbakanı Markus Söder (CSU) de fikir değiştirmiş durumda.

Bu tablonun nedeni birçok soruların ve belirsizliklerin olması. Bunların başında kaç kez aşı olunması gerekliliği geliyor. Son bilgilere göre, dördüncü aşı da yayılmayı engellemeyecek. Ek bir sorun da aşı zorunluluğunun nasıl uygulanacağı. Aşı olmayanlara para cezası mı verilecek, ödemeyenler ya da ödeyemeyenler hapis cezasına mı çarptırılacak gibi sorulara farklı kesimler, kendi pencerelerinden cevaplar vermekte. Sağlık Bakanı Karl Lauterbach para ve hapis cezalarını savunurken, kimileri işi aşı olmayanları sağlık sisteminin dışına çıkarmaya, hastanelerde tedavi etmemeye kadar vardırıyor.

ZORUNLU AŞI TARTIŞMALARI SORUNLARIN ÜSTÜNÜ ÖRTÜYOR

Pandemi ortaya çıktığı günden bu yana dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Almanya’da da hükümet partilerinin önerdiği birçok çözüm önerisinin samimi olmadığı, güne göre politikalar üretildiği defalarca açığa çıktı. Maske skandalları, her ülkenin kendi ilaç tekelini korumak için diğerini kötülemesi, aşı aralıkları konusunda yalpalamalar, testlerin güvenilirliği gibi konularda defalarca farklı açıklamalar da yaşandı. Bu konularda pandemi yeni olduğu için bilimsel açıdan zorluklar olabileceği nedeniyle, yolsuzlukları bir yana bırakırsak, anlaşılabilir. Ancak pandeminin ortaya çıkardığı sosyal sorunlar karşısında hükümetlerin çözüm üretmemesi, milyonlarca emekçinin yaşam koşulları kötüleşirken, çok az bir kesimin ve zenginlerin servetlerinin hükümetlerin politikası sonucu birkaç kez daha artmasına anlayış göstermek mümkün değil. Sağlık sisteminde hastanelerin kapatılması, çalışanların işinden ayrılmak zorunda kalması, yoğun bakım kapasitelerinin daraltılması yaşanırken, sağlık alanında yaşanan sorunları aşısızlarla açıklamak, emekçilerde yanılsama yaratmaktadır.

SOL YENİ ALTERNATİFLER GELİŞTİRMELİ

Son bilimsel verilere göre, üretilen aşıların bir kısmının pandemiyle mücadelede önemli olduğu açık. Bilim insanlarının önemli bir kesimi de bu konuda hem fikir. Aşı ölümleri azaltmakta, hastalığın ağır geçmesini önlemekte. Ama yayılmasını, aşılılara virüsün bulaşmasını ve başkalarına bulaştırmasını önlemediği de bir gerçek. Bunun için herkese ‘aşı olun’ çağrısı yapmak, aşı konusunda aydınlatma çalışması yapmak doğrudur.

Ancak başta Sol Parti olmak üzere birçok sol grubun aşı zorunluluğunu, yukarıda belirtilen yaptırımların uygulanmasını savunması anlaşılır gibi değil. Hükümetin zor politikalarına karşı, sürekli aydınlatma ve gönüllüğü savunması gereken sol grupların bu sistemde zorunluluğu savunmasının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Dayanışma, toplum sağlığı, bilim karşıtlığına karşı mücadele gibi değerlere dayandırılarak savunulan aşı zorunluluğu, bu değerlerin zayıflatılmasına neden olabilir. Bu tutum asıl olarak aşı karşıtlarını, ırkçıları, bilim karşıtlarını güçlendirmeye hizmet eder.

İLERİCİ GÜÇLER ACİL TALEPLER İÇİN HAREKETE GEÇMELİ

Aşı oranını artırmak ve pandeminin sonuçlarına karşı emekçilerin lehine çözüm aramak, hükümet politikalarının sorgulanması ve içinden geçilen sürece uygun talepleri yaygınlaştırmakla mümkün olabilir. İnsanları dolaylı ya da açıktan aşı olmaya zorlamaktan vazgeçerek; aşılar ve kazanımları – yan etkileri konusunda bilimsel veriler eşliğinde aydınlatma kampanyası başlatılması, aşı nedeniyle hiç kimsenin işini kaybetmemesi, aşı olmayanlara hastalık döneminde para ödenmesini engelleyen yasanın derhal iptal edilmesi, parasız FFP2 maskelerinin dağıtılması, PCR testlerinin parasız olması, antikor testlerinin yaygınlaşması, okullara acil havalandırma sistemleri yapılması, herkese iş ve gelir güvencesi, sağlık sistemine daha fazla personel alınması ve hastanelerin kamulaştırılması gibi taleplerin daha örgütlü dile getirilmesi ve bunlar için birleşik mücadelenin ilerletilmesi hükümet politikalarına karşı alternatif olmanın ilk koşuludur ve bu tutum ırkçılara karşı mücadeleyi de güçlendirecektir.