Documenta sergisine antisemitizm sopası

Foto: Documenta logo

SEMRA ÇELİK

Bu yıl yapılacak Kassel merkezli Documenta 15 sergisi, Filistini bir grup sanatçının davet edilmesi nedeniyle antisemitizm suçlamalarıyla karşı karşıya. Antifaşistler serginin her zaman politik bir duruşu olduğuna dikkat çekerek dayanaksız iddialarla serginin itibarsızlaştırılmasına karşı tavır aldılar.

Bu yıl 18 Haziran-25 Eylül tarihleri arasında 15.si yapılacak Documenta sergisi şimdiden antisemitizm suçlamalarıyla gündeme geldi. Antideutschlar tarafından başlatılan ve yerel medyanın da ilgi gösterdiği suçlamalarla Filistin halkının yanında yer alan, İsrail’in devlet politikasını eleştiren sanatçıların sesi kısılmak isteniyor. Esas olarak ise Kassel sanat çevrelerinin geleneksel politik tavrı, AB’nin politik çizgisine boyun eğdirilmeye çalışılıyor.

Bu iddialara karşı Nazi Rejimi Takibatına Uğrayanlar Derneği – Antifaşistler Birliği (VVN-BdA) Kassel örgütü, medyada dolaşan sorumsuz antisemitizm suçlamalarına karşı küratöryel ekip ve Documenta15’in yapımcılarıyla tam dayanışma içinde olduğunu ifade etti.

Açıklamada spekülasyonlara ve yeterince araştırılmamış tezlere dayanarak, Kassel’in dünya çapındaki itibarı olan dünya çağdaş sanat sergisinin organizatörleri itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı belirtildi.

“Yıllardır Almanya’da İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirilerin antisemitizmle suçlandığını gördük. Documenta’nın ’suçu‘ ise Filistin’den bir sanatçı ekibini sergiye davet etmesi oldu. Antideutschların ya da devlet politikasının bunu yapması şaşırtıcı değil ancak yerel ve ulusal medyanın da onların borazanlığını yapması kabul edilemez. Hele de ciddiyetiyle tanınan Monopol Dergisi’nin makalesinde olduğu gibi, suçlamaların dayandığı gerçekler sorgulanmadan sayfa sayfa kopyalanması gazetecilik ahlakına uygun değildir“ denildi. Devamla “Şehir, eyalet ve diğer Documenta gözetim organlarının bu suçlamalara karşı küratöryel ekibi desteklemesini bekliyoruz” denildi.

DOCUMENTA’NIN TARİHİ

Documenta sergisi ilk olarak 1955 yılında düzenlendi. O yıl Kassel’de düzenlenen “Bahçe Ürünleri Sergisi” türünden bir faaliyetin içinde, savaşta yıkılmış binaların cüruflarının atıldığı bir parkta, küçük bir köşeyi üstlenen tasarımcı Arnold Bode burada Nazi dönemi boyunca Alman halkının göremediği çağdaş sanat eserlerini sergilemek istedi. Bir anlamda amacı belgelemekti. Bu nedenle de sergisine Latince kökenli, belgelemek anlamına da gelen Documenta adını seçti.

Bu ilk yılda 130 binin üzerinde izleyici bulan Documenta’nın kendi başına bir aksiyon olarak devamına karar alındı. Önceleri her dört yılda bir, 1972’den başlayarak da her beş yılda bir düzenlenmeye başlandı. 2012’de düzenlenen son Documenta 860 bin izleyici ile bir rekor kırarken kendisine en yakın izleyici sayısına sahip olan Venedig Bienalinin çok ilerisindeydi.

HER ZAMAN POLİTİKTİ

Daha başlangıçtan itibaren siyasi bir amacı vardı Documenta’nın. İlk Documenta’yı düzenlerken Arnold Bode’nin amacı Alman halkı ile dünya sanatı arasında, Nazi döneminde açılan mesafeyi kapatmaktı. İlk Documenta hemen sadece Avrupa ve Amerika kökenli sanatçılarla sınırlıyken bir sonraki Documenta’dan başlayarak Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerine açıldı, kelimenin tam anlamı ile bir dünya sergisi haline geldi. Düzenlenen her Documenta’da çağdaş sanatçıların dünya ile sanatsal boyutta hesaplaşmalarına tanık olundu. Bunlardan belki de en ilginci 1982’de “Kenti yönetmek (Verwalten) değil ormanlaştırmak (Verwalden)” sloganı ya da kelime oyunu ile yola çıkan Joseph Beuys’un sanat eseri olarak diktiği 7 bin kayın ağacı ve bu ağaçların yanına yerleştirdiği 7 bin bazalt taşıdır.

Özellikle 1990’lı yıllarda dünya çapında yaygınlaşan apolitikleşme 1992, 1997 ve biraz da 2002 yıllarında düzenlenen 9. 10. ve 11. Documentaları da olumsuz etkiledi.

Sonraki yıllarda dünyanın yeniden politize olması bu bozulmayı durdurmakla kalmadı 2012 yılında düzenlenen Documenta 13 en iyi Documenta oldu.

AFGANİSTAN ve YUNANİSTAN POLİTİKALARI ELEŞTİRİLDİ

2012’den başlayarak Documenta’yı Kassel’in küçük kent kalıplarının dışına çıkartmak amacı ile her seferinde dünyanın bir başka kentinde bir çeşit kardeş ya da paralel Documenta açılmasına karar verildi. İlki 2012’de Kassel-Kabil biçiminde düzenlendi ve çok başarılı oldu. Tıpkı bir zamanlar Nazi Almanya’sında olduğu gibi dünya ile arasında mesafe açılmış olan Afganistan’da çağdaş sanatın nereye vardığını içeren sergiler açıldı, 2014’te ise kardeş şehir Atina’ydı. Her iki sergide de Batı’nın Afganistan ve Yunanistan politikalarına eleştirel yaklaşıldı. Sanat çevreleri, halklar ve sanatçılar arasındaki dayanışmayı öne çıkardılar. Bu yıl Filistinli bir grup sanatçının da davet edildiği etkinlikler yapılması planlanıyor.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: