Ukrayna geriliminin arkasındaki gaz hesapları

YÜCEL ÖZDEMİR

Batı cephesinde Ukrayna üzerinden Rusya ile ilişkilerde farklı yaklaşımlar her geçen gün biraz daha belirginlik kazanıyor. Rusya’nın NATO içerisinde görüş farkını derinleştirmek için zamana ihtiyacı var. Denilebilir ki; ABD ve NATO, Rusya’nın yazılı “güvenlik garantisi talebi”ne ne kadar hızlı red cevabı verdiyse, Rusya yanıtı o kadar ağırdan alacak. Rusya’nın NATO ve ABD’de yazılı cevaplar verdiği yönündeki kaynağı belirsiz haberlerin maksadının ‚Moskova üzerinden erken cevap baskı oluşturmak‘ olarak okunabilir.

Rusya’nın Batı cephesinde ilk önemli gediği Macaristan’da açtı. Moskova’ya giden Macaristan’ın aşırı sağcı Başbakanı Viktor Orban, Putin ile birlikte kameraların karşısında geçerek, Ukrayna gerilimine rağmen Rusya ile ilişkileri bozmadan sürdüreceklerinin mesajını verdi.

Orban sonbaharda, Rusya’dan ülkesinin doğal gaz ihtiyacının 2036’ya kadar güvence altına alınmasından ötürü duyduğu memnuniyeti ifade etmiş. Anlaşma Macaristan’a ucuza doğal gaz almayı sağladı. Aynı gün Macaristan Savunma Bakanı Tibor Banko, NATO’nun ülkesinde daha fazla asker konuşlandırmak istemesini kabul etmedi.

Gelişmeler, Macaristan’ın ekonomik, ticari çıkarları çerçevesinde hareket etmeye devam edeceğini gösteriyor. Ülkede Rusya’nın 10-12 milyar avro maddi desteğiyle bir nükleer santral inşaa etme çalışmasına başlamış. Bu nedenle Macaristan, şimdi “Rusya’nın AB’deki uzun kolu” olarak anılmaya başlandı.

Ancak, Batı cephesinde en fazla baskı altında olan ülkenin Almanya olduğu söylenebilir. Yeni hükümet, ABD ve İngiltere’nin şahin çıkışlarına eşlik etmemeye özen gösteriyor. Sert açıklama ve yaptırımlardan kaçınıyor.

Der Spiegel’in geçen hafta hazırladığı “Putin’le nereye kadar?” kapak yazısında, CIA Başkanı William Bruns’un Berlin’de Başbakan Olaf Scholz ve Alman istihbarat örgütleri yöneticileriyle bir araya geldiği, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırı planları konusunda ellerindeki bilgileri paylaştığı anlatılıyor.

ABD’nin istekleri iki başlıkta sıralanmış. Birincisi: “Almanya’nın Ukrayna’ya silah vermemesi durumunda ağır ekonomik ve finanssal yaptırımlarla Putin’e ağır darbe indirmesi.” İkincisi: “Scholz’un Washington ziyaretine kadar Nord Stream 2’den ‚ticari bir proje‘ olarak söz etmemesi.”

Almanya’nın “Ukrayna politikası” ve Almanya-ABD ilişkileri bakımında Scholz’un 7 Şubat’ta Washington’da Joe Biden ile yapacağı görüşme önemli. Ardından Moskova’ya gideceğinin mesajını veren Scholz’un elinde “Savaş bölgelerine silah satmaması konusunda” önemli bir koz bulunuyor. Herşeyden önce Alman halkının yaklaşık yüzde 60’ı bunu savunuyor. Yine Scholz’un partisi SPD de bu hafta başında benzer yönde bir görüş birliği oluşturdu.

Yukarıda sıraladığımız birinci ve ikinci istekler iç içe geçmiş bir durumu ifade ediyor. Almanya’dan “mali ve ekonomik yaptırımlarla Putin’e darbe vurmasını istemek” aynı zamanda Alman sermayesinin Rusya ile bağlantılı çıkarlarına darbe vurmak anlamına geliyor. Ki savaş konusundaki temkinin asıl maddi temelini de bu oluşturuyor.

Doğal gaz, Alman-Rus ticari ve siyasi ilişkilerinde en önemli bir role sahip. Almanya, ihtiyaç duyduğu doğal gazın yüzde 56’sını Rusya’dan, yüzde 30’unu Norveç’ten temin ediyor. AB’nin ihtiyaç duyduğu doğal gazın ise yüzde 44’ü Rusya’dan geliyor. Son aylarda AB genelinde doğal gaz fiyatlarına yapılan zamların başlıca nedeni Rusya’dan az gaz gelmesi. Gaz tesislerinin doluluk oranı oldukça düşmüş. Süddeutsche Zeitung’da yer alan bir analize göre, geçen yıl 1984’den bu yana Sibirya’dan Almanya’ya en düşük oranda doğal gaz akmış.

Özetle Avrupa doğal gaz ihtiyacı konusunda Rusya’ya bağımlı ve kısa sürede bir alternatifi de bulunmuyor. Uzun yıllar Rusya’nın mali açıdan gaz üzerinden Avrupa’ya bağımlı olduğunu ifade ediliyordu. Ancak, Çin’in devasa enerji ihtiyacı bu konuda dengeyi Rusya lehine bozmuş görünüyor. Çin ile Rusya arasında 2019’dan bu yana yılda 38 milyar metreküp doğal gaz sağlayan “Sibirya’nın Gücü” ve yapılması planlanan “Sibirya’nın Gücü 2” Rusya’nın Avrupa’ya doğal gaz satma bağımlılığını azaltıyor.

Yılda 55 milyar metreküp doğal gaz kapasitesine sahip Kuzey Akımı 2’nin devreye girmesi durumunda Almanya, Avrupa’nın “doğal gaz tankeri” olacak. Bu hem Rus hem de Alman ekonomisi için yeni bir can suyu demek. ABD, Almanya üzerinde kurduğu yoğun baskıyla bu can suyusunu kesmenin gayreti içinde. Bunu yaparken, kendi sıvılaştırılmış kaya (doğal) gazını Avrupa pazarına sürmenin hesaplarını yapıyor. Zira, BP’nin hesaplamalara göre ABD dünya gaz rezervi bakımından açık arayla ilk sırada. Onu Rusya, İran, Çin ve Katar takip ediyor.

ABD’nin doğal gazı sıvılaştırmış halde Avrupa’ya satma hesabı iştahını kabartıyor. Kuzey Akımı 2’ye hararetle karşı çıkmasının arkasında bu hesap yatıyor. Bu nedenle, AB ile Rusya arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilere darbe vurarak, kalın bir duvar örmek istiyor.

Merkezinde Almanya ve Fransa’nın olduğu Avrupa devletlerin ABD’nin çok amaçlı ve katlamlı Ukrayna hesaplarına göğüs gerip geremeyeceği zamanla gösterecek. Almanya kısmen nasıl bir yol izleyeceğini belirlemiş görünüyor. Fransa ise daha ikili oynuyor. Bu Erdoğan’ı da cesaretlendiriyor. Gelişmeler ortak Rusya politikasının zor olacağını, dolayısıyla bu sürecin yeni bölünmelerle sonuçlanacağını bugünden gösteriyor.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: