Almanya silahlanıyorsa tehlike büyük demektir

Foto: Yeni Hayat / Münih

YÜCEL ÖZDEMİR

24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’ya karşı açtığı savaşın üzerinden bir hafta geçerken, bu süre içerisinde en hızlı ve keskin dönüşü yapan ülkelerin başında Almanya geldi. Yeşiller Partisi Üyesi Federal Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock bu dönüşü bazen “180 derece” bazen de “paradigma değişikliği” olarak ifade ediyor.

Hem Baerbock hem de Sosyal Demokrat Parti (SPD) Üyesi Başbakan Olaf Scholz, Washington, Moskova ve Kiev ziyaretlerinde sorunun müzakereyle çözülmesini altını ısrarla çizerken, Rusya’yı ekonomik yaptırımlarla tehdit etmeyi, askeri müdahale durumunda sert yanıtın verileceğini söylemeyi de ihmal etmediler.

Şimdi dediklerini yapıyorlar.

Savaşın durması, tarafların oturdukları masada uzlaşmayla çıkmalarını teşvik etme yerine her geçen gün biraz daha büyüyen yangına tankerlerle benzin döküyorlar. Bu bir hafta içinde bir taraftan Ukrayna’ya doğrudan silah verilirken diğer taraftan Alman ordusunu silahlandırma kararları alındı.

1000 adet olarak açıklanan Ukrayna’ya gönderilecek tanksavar sayısı dün sabah itibariyle Federal Ekonomi Bakanlığı tarafından 2 bin 700 olarak duyuruldu. Tabu yıkılıp yol açıldığı için bundan sonra Almanya’dan Ukrayna’ya gidecek silahların haddi hesabı olmayacak gibi görülüyor.

Savaş ortamında Almanya açısından en önemli gelişme ise 27 Şubat Pazar günü yaşandı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez bir pazar günü Ukrayna’daki savaşı görüşmek üzere olağanüstü toplanan Federal Parlamentoda (Bundestag), Başbakan Scholz hükümet adına birçok şeyi söyledikten sonra ağzındaki asıl baklayı çıkardı: “Ordunun modernizasyonu için 2022 bütçesinden 100 milyar avroluk özel bir fon kurumaya karar verdik.”

Evet, yanlış okumadınız. Tam 100 milyar avro. Hem de hayat pahalılığının, enflasyonun, yoksulluğun arttığı, sağlığa ve eğitime daha fazla bütçeye ihtiyaç duyulduğu pandeminin ortasında, hükümet silahlanma için kesenin ağzını sonuna kadar açmış durumda.

Üstelik, askeri harcamalar için ayrılan bütçe bu yıl 46 milyar avrodan 50 milyar avroya çıkarıldığı halde… NATO’nun belirlediği yüzde 2 şartının üzerine çıkmak için de belirlenen 50 milyar avroluk bütçenin de en az 70 milyar avroya çıkarılması gerekiyor.

Hepsini alt alta topladığımızda devasa bir rakam ortaya çıkıyor: 170 milyar avro. Bu rakam Almanya gibi zengin bir ülkenin toplam gayrisafi yurt içi milli hasılasının yüzde 5’ine denk geliyor, ki tarihte görülmemiş bir oran. Daha düne kadar yüzde 2’ye itiraz eden SPD ve Yeşiller’in şimdi yüzde 5’e onay vermesi, gerçek yüzlerini ortaya koyuyor.

Scholz’un partisindeki milletvekillerine, diğer bakanlara söylemeden meclis kürsüsünden ilan ettiği bu rakam tam anlamıyla ordu ve silah tekellerinin “mali darbesi” olma özelliği taşıyor.

Hem de bu, Almanya tarihinin karanlık günlerinden biri olan 27 Şubat’ta ilan edildi. 89 yıl önce 27 Şubat’ı 28 Şubat’a bağlayan gece Hitler faşizmi tarafından kullanılan Hollandalı Marinus van der Lubbe parlamentoyu (Reichtag) ateşe vermiş, sonra bu yangın komünistlere mal edilmişti. Ardından çıkarılan “Yetki Yasası” (Ermächtigungsgesetz) ile faşistler tarafından komünistlere, sosyal demokratlara ve sendikalara karşı geniş kapsamlı tutuklama ve saldırı dalgası başlatılmıştı.

Sosyal demokrat Scholz’un hem parti hem de hükümet içinde çok az kişinin bildiği “100 milyar avroluk sürprizinin” izini süren Süddeutsche Zeitung’un muhabirleri, Federal Almanya tarihinde önemli bir kırılmayı ifade eden bu kararın zemininin çok önceden hazırlandığına dikkat çekiyorlar.

Scholz’un mecliste yaptığı “tarihi konuşmada” koalisyon ortağı FDP’nin Genel Başkanı ve Maliye Bakanı Christian Lindner ve Yeşiller Üyesi Ekonomi Bakanı Robert Habeck’e özel olarak teşekkür etmesi, 100 milyar avronun ordu ve silah tekelleriyle bu üçlü arasında pişirildiğini gösteriyor. Zira, daha açıklama yapılmadan silah tekelleriyle ordunun ihtiyaçlarının karşılanması için görüşmeler yapıldığı da basına yansıdı.

Savaş ve silahlanmanın en çok silah tekellerinin işine yaradığı gerçeği ise biliniyor. 100 milyar avro kararı açıklandıktan sonra silah tekellerinin borsadaki hisseleri zirve yaptı: Rheinmetall (yüzde 70), Hensoldt (yüzde 105), HK (yüzde 8.5). Hisseler bundan sonra da artmaya devam edecek.

Geçtiğimiz yüzyılda iki büyük dünya savaşının tetikleyicisi olan Almanya’nın askeri harcamaları bu denli artırması elbette normal bir durum değildir. “Gecikmiş emperyalist” olarak fırsatını bulduğunda, büyüyen ekonomisinin pazar ihtiyacını karşılamak için savaşlara başvurduğu ve bu savaşların büyük yıkımlara yol açtığı biliniyor. Bu nedenle Almanya’nın askeri gücünü artırması aynı zamanda tehlikenin büyük olduğunu gösteriyor.

Sermaye, silah tekelleri ve sermaye partilerinden tarihten ders çıkarıp savaşa karşı çıkmalarını beklemek büyük bir yanılgıdır. Zira Fransız Siyasetçi Jean Jaurès’nin dediği gibi “Bulutlar yağmuru taşıdığı gibi kapitalizm de savaşı içinde taşır.”

Bu nedenle geriye tarihten ders çıkaran Almanya’daki halkın, emekçilerinin, gençlerinin savaşa, silahlanmaya ve kapitalizme karşı mücadeleyi yükseltmesi kalıyor. Aksi takdirde yakın gelecek bugünkünden daha karanlık olabilir.