Savaşın ortasında AB üyeliği tartışması

Foto: Pixabay

Ukrayna’nın AB’ye yaptığı üyelik başvurusunun nasıl sonuçlanacağı merak ediliyor. AB’nin ekonomik ve çıkarları için “özel durumu” gerekçe göstererek kriterleri bir tarafa itebileceği ileri sürülüyor.

Yücel ÖZDEMİR / Köln

Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaş bir haftayı geride bırakırken, ABD, NATO ve AB’nin verdiği destekle Rusya’yla savaşı göze alan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, pazartesi günü bir hamle daha yaparak Avrupa Birliği’ni başvuru belgesini imzalayıp Brüksel’e gönderdi. Bir gün sonra ise Avrupa Parlamentosu toplantısına canlı bağlanarak, ülkesinin AB üyeliği için tam destek istedi.

Zelenskiy yaptığı duygusal konuşmada AP milletvekillerine, “Biz sizin gibi olduğumuzu kanıtladık. Şimdi siz bizi hayal kırıklığına uğratmadığınızı kanıtlayın. Yüksek bir motivasyonla yaşam mücadelesi veriyoruz. Ancak Avrupa Birliği’nin diğer üyeleri gibi eşit haklara sahip olmak istiyoruz” dedi.

Bu konuşma AP salonunda bulunan milletvekilleri tarafından dakikalarca alkışlandı. Ancak bu alkışların Ukrayna’nın AB üyesi olmasına yol açıp açmayacağını zaman gösterecek. AP üyeleri bu duygusal konuşmanın ardından Ukrayna’ya politik açıdan anlamlı olan bir üyelik mesajı gönderdi. Bunun gerçekten işe yarayıp yaramayacağı ise bilinmiyor. Zira AB’de üyelik ve aday üyelik için asıl kararı AP değil, 27 üye ülkenin liderinin katıldığı AB Konseyi veriyor. En önemlisi de oy birliği gerekiyor. Üye ülkelerden birisinin reddetmesi durumunda aday üyelik ve üyelik mümkün olmuyor.

Zelenskiy’in aday üyelik başvurusunu imzalayıp Brüksel’e göndermesinden sonra ilk açıklamayı yapan AB Konseyi Başkanı Charles Michel, üye ülkeler arasında bu konuda farklı görüşlerin olduğunu ifade ederek, fazla umut vermedi ve başvuruyu, “sembolik ve meşru” olarak tanımlamakla yetindi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de, “Ukrayna için yol uzun” değerlendirmesinde bulundu.

Önümüzdeki hafta perşembe günü Paris’te bir araya gelecek AB Zirvesi’nde de konunun ele alınması bekleniyor. Zirvenin asıl gündemi ise asıl olarak Ukrayna ile dayanışma olacak.

BATI AVRUPA ÇEKİMSER, DOĞU AVRUPA İYİMSER

Alman basınında yer alan haberlere göre Zelenskiy’nin üyelik başvurusu AB ülkelerini de ikiye bölmüş durumda. Doğu Avrupa ülkeleri Bulgaristan, Çekya, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Slovakya ve Slovenya Ukrayna’nın üyeliğine destek veriyor. Almanya, Fransa, İspanya, Hollanda gibi ülkeler ise başvuruya çekimse yaklaşıyorlar. Bu nedenle başvurunun zamana yapılmasından yanalar. Ukrayna’nın AB’nin belirlediği ekonomik ve siyasi kriterlerden uzak olduğunu ifade ediyorlar. Keza “Transparency International”ın raporuna göre Ukrayna, yolsuzluk konusunda 180 ülke arasında 122. sırada yer alıyor. Normal süreç ve kriterler baz alındığında Ukrayna AB’ye üyelikten çok uzak. Ancak, süreç normal olmadığı için normal koşulardaki kriterlerin tümünün bir tarafa bırakılması da söz konusu olabilir.

SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Ukrayna’nın başvurusunun AB tarafından resmi olarak ele alınması gerekiyor. 2017’den bu yana AB ile “Ortaklık Anlaşması’na sahip Ukrayna’nın başvurusunun AB Komisyonu tarafından değerlendirilerek AB Konseyi’nde sunulması için 12-18 aya ihtiyaç var. Politik olarak Ukrayna’nın üye yapılması yönünde irade belirlenmesi durumunda ise bunun daha kısa bir sürede olması mümkün. Ancak bu aynı zamanda AB’nin kriter ve tahammüllerinin rafa kaldırılması anlamına gelecek. Örneğin, Türkiye 3 Ekim 2005’ten bu yana AB aday üyesi olduğu halde bir ilerleme sağlayamazken, Ukrayna’nın kısa sürede aday üye ya da üye yapılması, belirlenen kriterlerden çok politik ve ekonomik çıkarların belirleyici olduğu anlamına gelecektir. Benzer bir durum aday üyelikleri kabul edilen Arnavutluk, Karabağ, Kuzey Makedonya, Sırbistan için de geçerli. En son AB üyesi olan Hırvatistan da 10 yıl beklemişti.

AB ÜYELİĞİ DOĞRUDAN ASKERİ KORUMA ANLAMINA GELMİYOR

AB ve AB üyesi tek tek ülkeler Ukrayna’ya askeri, ekonomik ve siyasi olarak her türlü desteği verdikleri bir dönemde Zelenskiy’nin yaptığı hamle asıl olarak uzun bir süredir belirsizlik içinde olan AB aday üyeliğini hızlandırmayı hedefliyor.

Ukrayna’nın 2004’teki “Turuncu Devrimi”den önce başlayan ve 2014’deki darbe ile devam eden siyasi istikrarsızlıkta AB ile ilişkilerin nasıl olacağı önemli bir rol oynamıştı. Darbeye giden süreç de dönemin Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in AB ile planlanan Ortaklık Anlaşması’nı imzalamayı reddetmesiyle başlamıştı. Bunun üzerinde ellerinde AB bayraklarıyla sokağa çıkan on binlerce kişi AB’ye üyeliğin olması çağrısında bulunmuştu. AB de gösterilerin büyümesi için, aralarında faşistlerin de olduğu değişik güçlerle temasa girerek, protestolara destek vermişti. Avrupa’dan Kiev’e giden politikacılar ve Kiev’deki AB üyesi ülkelerin elçilikleri de eylemlere katılmıştı.

Ukrayna’nın AB’ye başvurusu ya da üyeliğinin AB tarafından askeri olarak korumaya alınacağı anlamına ise gelmiyor. Çünkü, AB’de NATO’da olduğu gibi, “bir üye ülkeye yapılan saldırı bütün üye ülkelere sapılmış sayılır” şeklindeki 5. Madde gibi bir madde bulunmuyor. AB Sözleşmesi’nin 42. Maddesi’nin 7. Bendinde “Üye ülkelerden birisi askeri olarak saldırıya uğradığında diğer ülkeler bütün gücüyle yardım eder ve destek verir” deniliyor. Bu yardım ve desteğin zorunluluğunu ifade eden bir ibare ise bulunmuyor. Bu nedenle bağlayıcı bir durum söz konusu değil.

GÜRCİSTAN VE MOLDAVYA DA BAŞVURDU

Bu arada AB’nin Doğu Avrupa’daki diğer partnerleri Gürcistan ve Moldovya da, Ukrayna savaşının başlamasından sonra perşembe günü AB’ye üyelik başvurusunda bulundular. Ukrayna’nın başına gelenlerin kendi başlarına gelmesinden endişe duyan bu iki ülke için de AB’nin nasıl karar vereceği merak ediliyor. Gürcistan, daha önce AB’ye resmi üyelik başvurusunu 2024’te yapacağını duyurmuştu. Aynı gün Moldovya’nın de Brüksel’e üyelik için başvuruda bulunması, AB cephesinde bu ülkelerin olağanüstü koşullar öne sürerek üye yapma olasılığının öncekine göre güçlendiği şeklinde değerlendiriliyor. Moldovya’ya Rusya’nın Odessa’yı ele geçirmesi durumunda sınır komşusu olacağından ötürü endişeli.