Anaokulu çalışanı kadınlar: Hak ettiğimizi almak için daha fazla eylem!

Çalıştığınız anaokulunda durum nasıl?

Fulya: Arkadaşlar şu andalimitte çalışıyorlar. Ayrıca pandemi nedeniyle hastalık vasıflı eleman eksikliğini açıkça gösterdi. Hastalanan arkadaşlarımızın yerine yedek personel yok, o işi de biz yapıyoruz. Bu, insanların ya daha uzun süre çalıştıkları ya da hasta olsalar bile işe gelmeye devam ettikleri anlamına geliyor. İşin kalitesi hakkında konuşmamıza gerek bile yok. Eğitim misyonumuzu yerine getiremiyoruz. Kadromuz yetersiz.

Maira: Durum şu anda çok stresli. Limitte çalışılıyor ve bu doğal olarak birlikte çalışılan arkadaşlar arasındaki atmosferi de etkiliyor. Bir arkadaşımıızn eksikliği iş yükümüzü artıdığı için sorun oluyor.

Ulrike: Haftalardır grubumuzda tekrar tekrar kovid pozitif çocuklar oldu. Aşıya rağmen ekipteki herkesin enfekte olması an meselesi. Sağlığımız hiç önemli değil. Evden çalışma bizim için imkansız, İnsanlarla her zaman tam temas halindeyiz. Yeterli kalifiye elemanımız yok. Baktığımız çocuk sayısı artıyor.

Maaşınız yeterli mi?

Fulya: Enflasyona bakarsanız maalesef ücretlerimizin artırılması gerektiğini söylemek zorundayım. Maaşımız artık yaşamak için yeterli değil. Eşit işe eşit ücret istiyoruz!

Maira: Aslında yaptığım şey için çok az para alıyorum. Özellikle korona’nın neden olduğu mevcut ek yükler nedeniyle, herkesin aslında daha yüksek gruplandırılması gerekir. Daha fazla para, boş zamanlarınızda size daha fazla rahatlama fırsatı verecek ve bu da iş yerindeki strese katlanmayı biraz daha kolaylaştıracaktır. Bu yüzden sendikamın taleplerinin önemli olduğunu düşünüyorum: Daha fazla eleman , daha fazla yardım ve daha fazla para. Taleplerimizi ancak kendimizi örgütler ve aktif olursak hayata geçirebiliriz. Şimdi sıra bizde.

Ulrike: Bir eğitimci olarak, her zaman her işi yapmak zorunda kaldık. Korona’dan sonra durum daha da kötüleşti. Çocukları eğitiyor ve teşvik ediyoruz, ebeveynlere tavsiyelerde bulunuyoruz ama aynı zamanda onların sürdürülen politikadan duydukları hayal kırıklığının da çöplüğüyüz. Sağlığımız korunmuyor ve işverenle strese girmemek için her zaman herkesi memnun etmeye çalışıyoruz. Ama yarı yolda kalıyoruz, sosyal olarak da ve ücretlerimizle de kötü durumdayız. Hakkımız olanı, yaşamak ve iyi işler yapmak için ihtiyacımız olanı istiyoruz: Daha fazla para, daha fazla yardım, daha vasıflı işçi!

BAZEN BAKICI BAZEN ANNEYİZ

“Adım Songül Kandemir 1993 yılından beri Dortmund’ta bir kamu anaokulunda eğitici olarak çalışmaktayım. Biz 11 kadın çalışan 0-6 yaş arası çocukların okul öncesi eğitimine (Frühkindliche Bildung/ Elementar Bildung) eşlik ediyoruz. Bu işimizin kısaca tanıtımı ama bizler yeri gelince çocuklar için bakıcı, teselli eden, aşçı, dert ortağı, doktor, oyun arkadaşı, anne gibi sarıp sarmalayan, göz yaşını silen, veliler için danışman oluyoruz.

Pandemiden her alanda olduğu gibi bizler de nasibimizi aldık, alıyoruz. İş kültürümüz allak bullak oldu. Oyunların hikayelerin yerini nerdeyse korona aldı. Artık maskelerden velilerin yüzlerini tanımaz duruma geldik. Veliler iki yıldır okulumuzun içine giremiyorlar. Çocukları kapıda alıyoruz, kapıda kısa bilgi alışverişi ile yetinmek durumundayız. Sıkı korona kurallarının organizasyonu nerede ise tüm günümüzü alıyor. Işverenin bizlere sunduğu önlemler yeterli olmadığından ve çocukların aileleri gerekli hassasiyeti göstermediğinden bulaşı hızla arttı. Artık pisikolojik dengemiz bozuldu sağlık sorunlarımız çoğaldı. Bizlere hijyen malzemeleri maske, dezenfektan ve test kitleri iş veren tarafından veriliyor. Ayrıca çocuklar için de haftalık 3 test kiti veriliyor. Sadece bu tedbirlerin yeterli olmadığından son iki ayda çalışanlarımızın onu vürüse yakalandı. Bunların üçü iyileşip işe döndü, diğerleri hala hasta. Haftalardır üç veya dört kişi çalışmak zorunda kalıyoruz. Çocukların bazılarını evlerine geri göndermek durumunda kalıyoruz bu durum veliler ile aramızda huzursuzluğa yol açıyor. Bir tarafta onları da anlamak zorundayız çünkü onlar da çalışmak zorundalar onlar da kendi iş yerlerinde sorun yaşıyorlar. Böylesi durumda okulu kapattırmadıkları gibi yedek personel de almadı işverenimiz. Öyle bir duruma geldik ki pandemi bitmezse biz biteceğiz.

Geleceğimiz olan çocukların başta sosyalleşmeleri, paylaşım ve dayanışmayı öğrenmeleri, toplumsal yaşamın temel bilgi ve becerilerinin öğretilmesi ve geliştirilmesi çocukların kişiliklerinin oluşması vb.gibi önemli sorumluluk ve görevlerimiz olmasına rağmen, mevcut sistemin biz çalışan emekçilere ve iş kolumuza yeteri kadar önem vermediğini, bu alana yatırım yapmadığını görüyorum. Sistemin bu yetersizlikleri ve ilgisizliği bizim de motivasyonumuzu olumsuz etkilemekte.

Başta çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi, iş yükümüzün azaltılması, yaptığımız işin önemine uygun bir ücretin verilmesi acil ve önemli taleplerimizdir.

Sendikanın TİS görüşmelerinde ilk eylem gününü 8 Mart’a denk getirmesini bir emekçi kadın olarak olumlu buluyorum. Biz emekçi kadınlar bu günü daha kitlesel ve daha gür bir sesle taleplerimizi haykırma ve mücadele gününe çevirmeliyiz.”

‚EĞİTİME ZMAN KALMIYOR‘

Adım Ayhan İlgün.
Zaten zor olan çalışma koşulları, pandemi döneminde çalışanların sağlık ve psikoloji sınırlarını fazlasıyla zorladı, zorluyor. Personel yetersizliği doruk noktasına ulaştı. Pandemiden dolayı artan hijyen kuralları hem çalışanlar, hem de çocuklar için uygulamada çok zaman aldığı için günlük rutin aksıyor. Keza iki günde bir grupta tüm çocuklara ve personele yapılan korona testleri de işleri zorlaştırıyor.
Velilerin hafta başında çocuklarını ana okuluna getirdiklerinde yanlarındaki test sonuçlarını kontrol etmek gibi ek görevler de var. Sonuçta asli görevimiz çocuklara pedagojik eğitim vermek ve gelişmelerini desteklemek iken, sadece en asgari düzeyde günlük rutini uygulamakla sınırlı kalıyoruz.
Toplu sözleşme süreci 2020’de başladı. Fakat pandemi sebebiyle ara verilmişti.
Talepler, ağır çalışma koşullarının düzeltilmesi, ücretlerin arttırılması ve daha fazla vasıflı personel yetiştirmenin koşullarını yaratmak olarak üç şıkta özetlendi. Değişen bir şey yok, bu dönem de aynı talepler için çaba harcanacak.
Ver.di sendikasının resmî grev çağrısı şu an yok. Fakat görüşmelerde alınacak sonuca bağlı olarak açık tutuluyor.
Grev kararı alındığında dönüşümlü olarak yuvalar kapanıyor ve acil bakım grupları oluşturuluyor. Çalışan ebeveynler ve çocuklarının mağdur olmaması sağlanıyor. Protesto yürüyüşleri ya da kreşlerde mitingler de düzenleniyor. Ailelerin ikna edilmesi, daha fazla çalışanın eylemlere katılması için çaba harcamak görevimiz.