200 milyar iklim için mi?

Sosyal alana yatırımlar söz konusu olunca “borç frenini” hatırlatan hükümet, sermayenin ihtiyaçları gündeme gelince yüzlerce milyarı gözden çıkarıyor. İki hafta önce ordunun kapsamlı silahlanması için savunma bütçesini 70 milyarın üzerine çıkarmayı kararlaştıran hükümet ayrıca 100 milyarlık “özel fon” oluşturulmasını önermişti. Şimdi de çevre sağlığı gerekçe gösterilerek 200 milyar Euro daha harcama yapılması planlanıyor. Milyarlar sermayenin emrine, emperyalist planların gerçekleşmesi için harcanacak.

SERDAR DERVENTLİ

Federal Maliye Bakanı Christian Lindner, hükümet politikalarını parlamentoda karar altına almadan önce ARD aracılığıyla duyurmayı adet haline getirdi. 6 Mart Pazar günü ARD’de katıldığı bir programda, “hükümetimiz 2026 yılına kadar iklim korumasına 200 milyar Euro yatırım yapmak istiyor, ekonomi bakanı Habeck ile bu konuda anlaştık” dedi. Bu açıklamadan bir hafta önce de hükümetin silahlanma için 100 milyar euro hacminde “özel fon” oluşturacağı açıklanmıştı.

YEŞİLLER VE SPD GENÇLERİNİ YATIŞTIRMA GİRİŞİMİ

Başbakan Olaf Scholz’un 27 Şubat günü ilan ettiği toplamında 170 milyar Euro’dan fazla olan silahlanma atılımı Yeşiller ve SPD tabanında, özellikle de iki partinin de gençlik örgütlerinde hoşnutsuzluğa neden oldu. Son genel seçimlerde SPD’den parlamentoya seçilen Juso’s Genel Başkanı Jessica Rosenthal, “Scholz’un bu adımını desteklemiyorum. Ordunun savunma kabiliyetinin geliştirilmesi gerektiğine katılıyorum ama sorun 100 milyarlık bütçe ile çözülebilecek sorun değil” demişti.

Yeşiller gençliği içinde de silahlanma bütçesinin pratik olarak neredeyse üçe (2022 yılı için) katlanmasına karşı tepkiler artıyor. Özellikle meclis fraksiyonunda görüşülmeden, parti yönetiminde gündeme alınmadan bu denli dev bir bütçenin gündeme getirilmesini kabul etmeyen partinin gençlik örgütünü yatıştırmak için Yeşiller partisinin önde gelenleri harekete geçtiler. “İklimin korunması için 200 milyar Euro” harcanacağı iddiasının da Lindner ve Habeck görüşmesinden sonra kararlaştırıldığı tahmin ediliyor.

MİLYARLAR NEREDEN GELİYOR …

12 yıl önceki federal hükümet tarafından “Enerji ve İklim Fonu” (“Energie- und Klimafonds” -EKF) kurulmuştu. Devlet fonunun işlevi ise “çevre dostu, güvenilir ve uygun fiyatlı bir enerji arzını teşvik etmek ve iklimi korumak için gerekli ek harcamaları mümkün kılması” olarak belirlenmişti. Fonun finansmanı ise “emisyon sertifikalarının ticareti” ve “federal bütçeden ek ödemeler” aracılığıyla sağlanacaktı.

SPD/Yeşiller/FDP koalisyon hükümeti geçtiğimiz aralık ayında EKF’yi değiştirme kararı aldı. Federal Ekonomi ve İklim Koruma Bakanı Robert Habeck, “Bu fon gelecekte bir iklim ve dönüşüm fonu (KTF) haline getirilecek” demişti. Bu vesileyle bir önceki hükümetin korona salgınıyla mücadele için aldığı fakat kullanmadığı 60 milyar Euro krediyi KTF’ye aktarıldığını açıklayan Habeck, “Bugün iklim koruması için önemli bir gün” demişti.

Önceki hükümet emisyon ticaretinden ve federal bütçeden ayırdığı kaynaklarla EKF kasasına 110 milyar Euro birikmişti. Yeni hükümetin aktardığı 60 milyar ile bu miktar 170 milyara çıkmıştı. Bugün ise fona 30 milyar euro daha aktarılması planlanıyor. Ancak bunun nereden geleceği henüz kesinleşmedi.

Ayrıca 2000 yılında yenilenebilir enerjiye kaynaklarını teşvik etmek üzere güneş, rüzgar, biyokütle ve hidroelektrik santrallerinin geliştirilmesini finanse etmek için “Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yasası” EEG yürürlüğe konulmuştu. Sermayenin bu alana yönelik yatırımlarının sübvansiyonu için yürürlüğe giren EEG uygulaması, vatandaşın bütçesine yansıması bir kilovat elektrik için 0,41 Cent ile başlamış ve 6,88 Cent’e kadar yükselmişti. Bugün ise bu ek vergi bir kilovat elektrik için 3,72 Cent düzeyinde.

NEREYE GİDİYOR?

200 milyar Euro hacmindeki paranın nereden geldiği önemli olduğu kadar nereye gideceği de önemli. “Enerji ve İklim Fonu” EKF’nin “İklim ve Dönüşüm Fonu” KTF’ye dönüştürülmesiyle sözde “çevre sağlığı” için oluşturulan fonun kaynaklarının “dönüşüm süreci” için harcanmasının da yolu açılmış oldu.

Bu fonun üzerinden elektrikli arabalar için şarj altyapısının genişletilmesi, hidrojen teknolojisi ve genel olarak endüstrinin modernizasyonu finanse edilecek. Tüm bunlar sözde “iklimin korunması” ve “çevre sağlığı” başlığıyla yapılıyor, gerçekte ise sermayenin bu alana yönelik yapmak zorunda olduğu yatırımlar sübvanse ediliyor.

Bu çerçevede en çok tartışılan konu ise 1 Temmuz 2022’den itibaren EEG vergisinin iptal edilmesi karar altına alındı. Vatandaşın enerji giderlerini düşürme adına EEG vergisi iptal edilirken gündeme gelecek olan vergi açığı ise yıl sonuna kadar “geçici” olarak İklim ve Dönüşüm Fonu’ndan karşılanacak, 2023 yılından itibaren ise düzenli olarak bu fondan karşılanacak. Lindner’in verdiği bilgiye göre EEG’den doğan 50 milyar Euro açık bu fondan karşılanacak.

Fonda kalan paranın önemli bir bölümü de hidrojen teknolojisi ve genel olarak endüstrinin modernizasyonu için harcanacak.

FONLAR ANAYASAYA BAĞLI

Ordunun modernizasyonu için oluşturulmak istenen 100 milyarlık özel fon olduğu gibi “İklim ve Dönüşüm Fonu” KTF ile ilgili yasada Anayasaya bağlı. Yani bu fonlardaki paranın nereye ve nasıl harcanacağı önceden belirlermiş durumda ve gelecek hükümetler bu konuda söz sahibi olamayacaklar. Veya üçte iki çoğunlukla anayasanın söz konusu maddelerini değiştirmek zorundalar.

Silahlanma için kurulması planlanan fonun bu yasama dönemi için (Eylül 2025’e kadar) yürürlükte kalması planlanırken KTF fonu için böyle bir süre belirlenmedi.

Her ne kadar bütün bu yapılanlar “vatandaşın yükü hafifletilmeli” adına yapılsa da oluşturulan fonlar vatandaşın daha fazla yoksullaşmasına neden olacak.

ALMAN EMPERYALİZMİ ATAĞA KALKTI

Yıllardır NATO’nun, “GSYİH’nin yüzde 2’si savunma bütçesine ayrılmalı” doktrinini yürürlüğe koyamayan Almanya, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla bu tutumunu tamamen değiştirdi. Uzun yıllar Alman halkı içinde silahlanmaya karşı ve barış yanlısı tutumu farklı hükümetler değiştirememişti.

Ukrayna konusunda ABD’den farklı bir çizgi izleyen ve Rusya ile Ukrayna’nın masa başında uzlaşması için çaba harcayan Almanya, ABD’nin bu planları sabote etmesi ve savaşın patlak vermesiyle yaşanan bu durumu fırsata çevirmeye çalışıyor.

Kısa bir süre öncesine kadar Kuzey Akımı II doğalgaz boru hattında ısrar eden, Rusya’ya ciddi yatırımlar yapan Alman emperyalizmi, savaşın başlamasıyla birlikte Rusya’yı baş düşman ilan etti. Kamuoyunda Alman ordusunun ülkeyi savunamayacak pozisyonda olduğu, silahların mermisi olmadığı, NATO’nun verdiği en sıradan görevlerini bile yerine getiremeyecek durumda olduğu gibi haberlerle ülke genelindeki atmosferin birkaç gün içinde değişmesini sağlandı.

Alman emperyalizmi geride bıraktığımız yıllarda uzun vadeli planlarını hayata geçirmek için bir dizi adım atmıştı. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla askeri açıdan bugüne kadar atamadığı adımları da atma fırsatı elde etti. Önümüzdeki dönem AB’nin dış politikasının ve enerji politikasının ortaklaştırılması, AB ordusunun somut olarak şekillenmesi, AB silah sanayisinin geliştirilmesi için “Airbus” benzeri şirketlerin kurulmasının teşvik edilmesi gibi bir dizi plan ve projeler çekmecelerden çıkarılıp hayata geçirilmesine çalışılacak.


Orta Avrupa’nın önde gelen askeri gücü…

ABD’li düşünce fabrikası, Lexington Enstitüsü Genel Müdürü Loren Thompson, “Forbes” dergisine yazdığı bir makalede, “Bir yıl önce bu düşünülemezdi bile: Birkaç başbakanın öncülüğünde Berlin yıllarca, Doğu ile Batı arasında bir orta yolu bulmak için çaba harcamış ve Almanya’nın geçmişte sahip olduğu askeri güce geri dönme fikrinden her zaman kaçınmıştı” diye yorumladı. Thompson’un özellikle, “Putin’in bu saldırısı Almanya’nın Orta Avrupa’nın önde gelen askeri gücü olarak sahneye geri dönmesinin yolunu açtı” diye yorumlaması da özellikle ABD’nin Almanya’daki gelişmeleri çok ciddi takip ettiğini gösteriyor.