Bochum hastanelerinde taşeronda çalışan kadın işçiler hak arayışında

SEMRA ÇELİK

Bochum DİDF derneğinde çalışma yapan kadınlar, hastanelerde çalışan temizlikçi kadınlara yönelik bir örgütleme faaliyeti başlattı. Temizlikçi kadınların örgütlendiği sendikalardan biri olan Birleşik Hizmet Sendikası (ver.di) ile birlikte yapılan çalışma hakkında dernek kadın grubundan Sevim Sarualtun’la konuştuk. Sevim, amaçlarının yaptıkları işler çok önemli olduğu halde görünmeyen kadınları görünür yapmak olduğunu söylüyor.

Bu çalışmayı nasıl başlattınız?

Biz pandemi öncesinde 8 Mart’larda hastane önlerinde karanfil dağıtıyor, sesi duyulmayan, görünmeyen kadınlara 8 Mart’ı anlatıyor, onları değer kazanma ve hak alma mücadelelerinde destekliyorduk. Bu sayede hem sendikalarıyla hem de hastanenin genel işyeri işçi temsilciliğiyle bağ kurduk. 8 Mart bizim için sadece yürüyüş ve şenlik günü değildi.

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde sağlık alanında halk inisiyatifi başladığında dernek olarak biz de imza toplamaya, halkı ve hastane çalışanlarını kampanyaya katmaya çaba harcamaya karar verdik. Özellikle şehrimizdeki üç hastaneyi hedef aldık. DIDF’in taleplerini renkli kartonlara yazdık, hastanelerin önünde stand açtık, hastane çalışanlarını alkışladık, Türkçe ve Almanca propaganda yaparak imza topladık. Bu, hem sağlıkçıların, hem sendikaların hem de özellikle Türkiye kökenli hastane çalışanlarının dikkatini üzerimize çekti. DİDF’in çıkardığı Türkçe bildirileri dağıttık. Giren çıkan hastane çalışanlarıyla konuştuk. Kimi iş sonrası dakikalarca bizimle konuştu, kimi ‚acelem var‘ diye bakmadan gitti. O sırada ver.di sendikasının üç temsilcisiyle 30’un üzerinde kadının katıldığı bir toplantı düzenledik. Katılanlar hastanelerde çalışan temizlikçi kadınlardı. Pür dikkat dinlediler. Bazıları ‚böyle bir toplantı olduğunu bilseydim daha fazla arkadaşımı getirirdim‘ dedi.

Şu an kadınlara yönelik çalışma yapıyorsunuz. Standlarınıza kadınların ilgisi daha mı yoğundu?

Pandemi döneminde ortaya çıkan şeylerden biri sağlık ve bakım alanında yapılan işin ne kadar önemli olduğu yanında, bu tür işlerde neredeyse yüzde 80’e varacak boyutta kadınların çalıştığıydı. Bu sadece doğrudan sağlıkla ilgili işler değildi, hastanelerin temizliğini yapan, çoğu taşeron firmada çalışanların ağırlığını da kadınlar oluşturuyor. Bu nedenle imza atanların, standımıza gelen, sohbet edenlerin de çoğu kadındı. Temizlikçi kadınlar ne kötü koşullarda çalıştıklarını anlattılar, çalışma sürelerinin azaltıldığını ama yaptıkları işin aynı kaldığını söylediler. Bazı hastanelerin temizlik işçini dış firmalara vererek yükten kurtulmak istediklerini ama yıllardan beri çalışanların haklarının böylece gasp edildiğini anlattılar. Korona koşullarında ekipman sıkıntısı çektikleri, korku içinde çalıştıkları konu oldu. İşten atılmamak için hasta hasta çalışmayı düşünenler bile vardı. Sağlık inisiyatifiyle de bu sayede ilişkimiz sıkılaştı.

‚AH VAH‘ DEYİP GEÇİŞTİREBİLİRDİK

Onlara nasıl yardımcı oldunuz?

Bu kadınların sorunlarını dinleyip, ‚ah vah‘ deyip geçiştirebilirdik ama öyle yapmadık. Sendika ile bağ kurduk. Toplantılarına katılıp bize anlatılanları aktardık. İlgiyle karşılandık. Buna bağlı olarak da 2021 8 Mart’ını bu alanda çalışan kadınlar ve sendikalarıyla kutladık. O toplantıda kendisi de doktor olan ver.di temsilcisinin bir lafı çok önemliydi: “En iyi ameliyat bile ameliyat yapılan yer hijyen koşullarına göre temizlenmediyse ölümle sonuçlanabilir. Bu nedenle temizlikçilerin hastanelerin olmazsa olmazı olduğu kabul edilmeli…” Hem bizim çalışmamız hem de sendika adına söylenenler çalışma yaptığımız kadınların kendilerine ve bize güvenmelerine neden oldu. Hastane önlerinde açtığımız standlara zaman zaman onlar da aktif katıldılar. Hastanelerine gittik, işyeri işçi temsilcilikleriyle görüşmelerinde, meramlarını anlatmada aracı olduk, onları cesaretlendirdik doğrudan aktif oldular. Sendikaya üye olanları oldu… İnisiyatif ve sendikayla toplantılar yaptık.

Şimdiki durum ne?

Son 8 Mart’ı yine sendikalar ve hastanelerde temizlik yapan kadınlarla kutladık. Bu, böyle kutladığımız üçüncü 8 Mart oldu. Sorunlarımızı, sorunların nedenlerini konuştuk ama eğlendik de. Bu bizim önermek istediğimiz şeyin kadınlardan gelmesini sağladı. Artık düzenli toplantılar yapacağız. Toplantıların dışında boş zamanlarımızı beraber değerlendireceğimiz buluşmalar yapmak da istiyoruz. Kültürel etkinliklere beraber katılmak, günlük geziler yapmak gibi. Biz dernek içinde kadın çalışmasını sürekli yaptık. Ancak en fazla komşumuzu, akrabamızı katıyorduk. Yani bir alana yönelik değildi. Şimdiki ise çalışan kadınların en altında yer alan temizlikçi kadınlara yönelik bir çalışma. Amacımız bu kadınları çalışma koşullarının iyileştirilmesi mücadelesinde cesaretlendirmek, örgütlülüklerini sağlamak. Halk inisiyatifinin imza kampanyasını güçlendirmek. Umarım başarırız.

 

HERKES İÇİN SAĞLIKLI HASTANELER İNİSİYATİFİ:

2020 yılı eylül ayında hastanelerde çalışan tüm iş gruplarını kapsayan, halkı ve özellikle de hastaları da ortak mücadeleye çağıran bir halk inisiyatifi başlatıldı. Kampanyanın amacı hastanelerin durumunu eyalet parlamentosu gündemine getirmek olarak belirlendi. Bunun sağlanması için 66 bin imza gerekliydi. İmzalara henüz erişilemedi ama eyalet seçimlerinin yapılacağı mayıs ayı sonuna kadar zaman var.

Başlatılan imza kampanyasının ana talepleri şunlar:

Özelleştirmeler durdurulmalı, özelleştirilen hastaneler kamulaştırılmalıdır!

NRW eyaleti bütün hastaneleri tam finanse etmelidir!

Fallpauschal Sistemi (Hastalığın durumundan bağımsız olarak muayene başına ücretlendirme) kaldırılmalıdır!

Hastanelerin kapatılması planlarından vazgeçilmeli, semtlerde herkesin ulaşabileceği hastane hizmeti devam etmelidir!

Hastanelere yeterli personel alınmalıdır. Bakıcı başına düşen hasta sayısı yasayla güvence altına alınmalı ve uygulanmalıdır!

Çalışanların ücretleri yükseltilmeli ve çalışma koşulları iyileştirilmelidir!