1 Mayıs’ta savaşa ve yoksulluğa HAYIR!

Foto: Yeni Hayat / Hamburg

İşçi ve emekçiler için olağanüstü dönemler hiç bitmiyor. Üç yıldır devam eden korona salgını, üçüncü ayına girdiğimiz Ukrayna-Rusya savaşı akla ilk gelenler arasında. En büyük 40 şirketin kârlarının yüzde 170 arttığı Almanya gibi zengin bir ülkede, 1,5 milyon insanın aç kalmamak için her gün gıda maddesi dağıtan kurumlar önünde kuyruğa girmelerine, yükselen enflasyon karşısında ay sonunu nasıl getireceğini bilmeyenlerin, elektrikleri kesilenlerin durumuna ne demeli! Geçen iki yıla göre bu yıl kitlesel kutlanacak olan 1 Mayıs’ta işçi ve emekçiler daha iyi ücret, çalışma ve yaşam koşulları için taleplerini alanlara taşıyacaklar, savaşlara karşı halkların kardeşliği savunacaklar.

SERDAR DERVENTLİ

Bu yıl 1 Mayıs’a iki kardeş halkın birbirine boğazlatıldığı, Ukrayna-Rusya savaşının gölgesinde giriyoruz. Savaşın nelere mal olduğunu televizyon ve internet üzerinden izliyoruz. Yaşanan vahşetin son bulması için bütün diplomatik olanakları değerlendirmek yerine ABD ve müttefikleri Ukrayna’ya silah sevkiyatın artırarak savaşın daha da uzamasını sağlıyorlar.

“Savaş karşıtı” ve “çevre dostu” parti olarak nam kazanan Yeşiller Partisi bugün Almanya’nın en savaş yanlısı partisi haline gelmekle kalmadı, yaşananları gerekçe göstererek nükleer ve kömür santrallerini kapatmaktan vazgeçmenin yollarını arıyorlar.

SİLAHLANMAYA DEVASA BÜTÇE!

Sermaye yanlısı politikacılar sağlık sisteminin güçlendirilmesi, konut sorununun çözülmesi, halkın enerjiye ucuz erişiminin güvenceye alınması, eğitimin parasız olması, yaşlılıkta yoksulluğa karşı emeklilik sigortasının yeniden düzenlenmesi gibi taleplere, “kasalar boş. Bunlar için devletin borçlanmasına izin veremeyiz” diyorlar.

Bunları söyleyen aynı baylar ve bayanlar, ordunun yeni silahlarla donatılması için birkaç saat içinde 100 milyarlık özel fon ve daimî savunma bütçesinin GSMH’nın en azından yüzde ikisi dolayına (74 milyar euro) yükseltilebileceğine karar verdiler!

Korona salgınını gerekçe göstererek sermayeye, “1,5 trilyon euro sizin için hazır duruyor. Fazlası gerekirse onu da buluruz” diyen dönemin maliye bakanı, bugünün başbakanı Olaf Scholz olduğu da unutulmadı.

KÂR REKORLARI KIRILIYOR

DAX Borsası’nda kayıtlı olan Almanya’nın cirosu en yüksek 40 şirketinin toplam net kârları 2021 yılında yüzde 170 (!) artarak 115 milyar euroya çıktı. DAX’a kayıtlı olan şirketler ortalama yüzde 2,7 olan CİROYA ENDEKSLİ NET KÂR MARJLARINI (“Nettoumsatzrendite”) 2,7 katlayarak yüzde 7,3’e çıkardılar. İşin ilginç yanı bu şirketlerin ciroları aynı dönem “sadece” yüzde 10 artı!

Bizim bildiğimiz her türlü matematik yasasına aykırı görünen bu “fenomen” kapitalizme özgü bir durum: Aşağıda kutuda örnek verilen tüm otomobil tekellerinde tasarruf paketleriyle ÜCRET GİDERLERİ düşürüldü. Örneğin Mercedes 2019’dan bu yana maliyeti yüzde 19 düşürdüğünü açıkladı. Diğer yanda metal işkolunda ücretlere sürekli yansıyan ücret zammının en son dört yıl önce, 2018 yılında verildiğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bütün bunlar üst üste konulduğunda ciro ve kâr arasındaki devasa farklı gelişme anlaşılıyor.

Ayrıca bütün tekeller ve büyük şirketler ekonomik kriz ve korona sonrası piyasadaki talebin artması karşısında üretimi suni olarak sınırladılar ve fiyatları yükselttiler. Arz ve talepteki dengesizlik bugün özellikle akaryakıtta, katı ve sıvı besin yağlarında, değişik tahıl ürünlerinde suni olarak yaratılarak fiyatları katlanarak artması sağlanıyor.

YOKSULLAR ORDUSU BÜYÜYOR

Nisan 2021’de yüzde 2’ye çıkan enflasyon o tarihten bugüne kadar sürekli yükseldi. En son geçtiğimiz mart ayında resmi olarak yüzde 7,3’e çıkan enflasyonun özellikle önümüzdeki aylarda yüzde 10’u aşması bekleniyor. İktisatçılar 2022 ortalama enflasyonun yüzde 6,1 olacağını söylüyorlar.

Resmi enflasyonla dar gelirlilerin bütçesine yansıyan enflasyonun farklı olduğunu herkes son aylarda bizzat yaşadı. İster benzin istasyonunda ister markette olsun, her yerde bir yıl önce ödediğimizin çok üzerinde faturalar ödemek zorunda kalıyoruz. Her ay on binlerce emekçinin elektriği faturayı ödeyemediği için kesiliyor, kirayı ödeyemediği için evden çıkarılıyor!

Yoksullara besin ve gıda maddesi dağıtan kurumlar (“Tafel”) son altı aydır ne yapacaklarını bilmediklerini söylüyorlar. Kendilerinin gönüllü olarak marketlerden tüketim süresi dolmuş ama yenilebilecek gıda malzemelerini toplayıp yoksullara dağıttıklarını söyleyen Tafel çalışanları, “Ama belediyeler biz sanki resmi kurummuşuz gibi davranıyorlar ve sürekli yeni yoksul kesimleri de bize yönlendiriyorlar. Son haftalarda Ukraynalı savaş mültecilerini gönderiyorlar. Biz de dağıttığımız kumanyaları küçültmek zorunda kalıyoruz” diyorlar.

Almanya gibi, dünyanın en büyük dördüncü ekonomisine sahip olan bir ülkede bir tarafta tekellerin kârları katlanırken diğer tarafta yoksulluk katlanıyor. Dün yoksullara düşen kırıntılar bugün daha fazla yoksul arasında paylaştırılıyor! Ve buna “insani yardım” deniliyor!

Ukrayna’dan kaçan savaş mağdurlarına ancak 1 Haziran 2022’den itibaren temel geçim parası (“Grundsicherung” – Hartz IV) ödenecek. Her gün savaşta ne kadar vahşet yaşandığını, Almanya’nın savaş mültecilerine kapılarını sonuna kadar açtığını propaganda eden hükümet bu insanlara neden hemen maaş bağlamıyor? Anlaşılan savaştan kaçan bu insanları önce açlık ve yoksullukla terbiye edecekler – ardından ucuz işgücü olarak bütün işkollarında sömürecekler!

SAĞLIK TASFİYE EDİLİYOR

Özellikle korona salgını döneminde onlarca hastanenin kapatıldığını onlarcasının kapatılacağını gazetemizde yer vermişti. Hastanelerin tasfiyesi devam ederken sağlık sigortalarının hizmetleri de sürekli azaltılıyor. Her doktora gittiğimizde sigortanın artık neleri de ödemediğini öğreniyoruz. Özellikle kadın emekçiler jinekoloğa gittiklerinde ultrason gibi birçok tedavi yöntemini kendileri ödemek zorunda bırakılıyorlar.

SOSYAL GÜVENLİKTE SPEKÜLASYON DÖNEMİ

Yaşlılıkta yoksulluğun önüne geçmek, emeklilerin yeterli maaşa sahip olmalarını sağlama adına 20 yıl önce yürürlüğe koyan sermaye yanlısı politikacılar bugün “Riester Emeklilik” uygulamasının emekçilere hiçbir şey olumluluk sağlamadığını söylüyorlar. “Pardon yanlış yaptık, ödediğiniz aidatları geri ödenmesini sağlayacağız” demek yerine şimdi “Aktienrente” (“Hisse senedi emekliliği”) modelini gündeme getirdiler. Çalışma Bakanı Hubertus Heil, “yıl sonuna kadar emeklilik sigortasına üçüncü sütun olarak sermaye destekli sistemi oluşturacağız” diyor.

Hatırlanacağı gibi “Riester Rente” gönüllüydü ve “sadece” 16 milyon poliçe satılabilmişti. Özellikle sigorta tekelleri yıllardır hükümete, “gönüllü sistem işe yaramaz, herkesin sisteme dahil edilmesi şart” diye baskı yapıyordu. Hükümetin yeni planlarına göre sosyal sigortalı olarak çalışan herkes (düşük ücretli/yarı zamanlı veya tam gün çalışan fark etmiyor) “Aktienrente” kapsamına alınacak. Alınmak istemeyenler özel olarak “beni sigortaya almayın” diye başvurmak zorunda olacaklar.

40 milyon çalışanın pratik olarak zorunlu üye olması ve diyelim ayda 100 euro aidat ödemesi sigorta tekelleri için ayda 4 milyar euro ek gelir anlamına geliyor. Ve bu sözde sigortanın da Riester emekliliğinde olduğu gibi hiçbir ödeme güvencesi olmayacak. Çünkü aidatlarla borsalarda spekülasyon yapılacak! Borsa çöktüğünde milyonlarca emekçinin güvence hayalleri de çökecek!

DAYANIŞMA VE MÜCADELE BİZİ GÜÇLÜ KILAR

Geçen iki yıla göre bu yıl 1 Mayıs gösteri ve mitingleri daha kitlesel olacak. İşçi ve emekçiler reel ücretlerin erimesine, çalışırken ve emeklilikte yoksulluğa karşı alanlara çıkacaklar. Çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için taleplerini alanlara taşıyacaklar.

Alanlarda savaşlara karşı halkların kardeşliği savunacaklar, ’silahlanmaya değil sağlığa, silahlanmaya değil eğitime bütçe‘ diye haykıracaklar.

Bu taleplerin hayat bulmasını sadece 1 Mayıs’ta alanlara çıkarak başaramayacağımız ortada. Bunun için uzun soluklu, daha planlı bir mücadele sürdürmemiz gerekiyor. Kimya işkolunda toplu sözleşmeler, “işletmeleri zora sokmamak için” sonbahara ertelendi. Bakım ve eğitim işkolunda emekçiler defalarca uyarı grevi yapmalarına karşın sermaye tarafı kımıldamıyor. Sendika bürokrasisi sonbaharda gündeme gelecek olan metal toplu sözleşmelerde satışı örgütlemek için şimdiden yolu hazırlıyor: Bu yıl sözleşme döneminde “pilot bölge” olmak isteyen IG Metall Baden-Württemberg bölgesinin başkanı Roman Zitzelsberger, “Örneğin 2020’de olduğu gibi şalteri çevirerek toplu pazarlıkta köprü çözümü bulabilecek kadar deneyimliyiz” diyor.

Bu eğilimlere karşı önce 1 Mayıs alanlarına “reel ücret kaybını telafi edece ek zam” taşımalı ardından bütün metal fabrikalarında şimdiden tartışmalara ücret zammı talebi tartışmalarına başlamak gerekiyor. Aksi takdirde metal işçileri bu yıl da ücret zammı alamayacaklar.

Önümüzdeki dönem birçok açıdan zor bir dönem olacağı ortada. Fakat bu, ‚zorluklara karşı bir şey yapamayacağız, değişmez bir kadere boyun eğmemiz‘ anlamına gelmiyor. Birlik, dayanışma ve mücadele bizi güçlü kılıyor. Sınıfın birliğini sağlama, sınıf dayanışmasını güçlendirme ve sınıf mücadelesini daha kararlı sürdürme – zorlukları aşmanın yolu buradan geçiyor.


OTOMOTİV KÂRLAR KATLANIYOR

2020 yılının ortasında, (ağırlıklı olarak ikinci ve üçüncü çeyrek döneminde) otomobil tekelleri özellikle Asya’daki tedarik firmalarında korona nedeniyle üretime ara verilmesiyle üretimlerini aşağı çekmek, yer yer fabrikaları haftalarca tamamen kapatmak, milyonlarca işçiyi kısa çalışmaya göndermek zorunda kalmışlardı.

2020’nin sonu ve 2021 ilk aylarında ise yarı iletken darboğazını gerekçe göstererek küçük ve orta boy araç üretimini aşağı çekerken lüks araçların üretimine ağırlık verdiler. VW tekeline ait Audi, A1 ve Q2 araçlarını artık üretmiyor, BMW i3’ü Mercedes ise B sınıfı modellerinin üretimini neredeyse sıfıra çektiler. Bunun yerine artık lüks araç üretiliyor

VOLKSWAGEN tekeli cirosunu yüzde 12 artırırken (250 milyar euro) net kârını yüzde 75 artırarak 15,5 milyar euroya çıkardı! Veya MERCEDES GRUBU: Ciro “sadece” yüzde 9 artarak 168 milyar euroya çıkarken net kâr ise neredeyse altıya katlanarak 23 milyar euro olarak gerçekleşti! BMW GRUBU da cirosunu yüzde “sadece 12,4 artırarak 111,24 milyar euroya çıkarırken net kârı yüzde 223,1 artarak 12,46 milyar euro olarak gerçekleşti.