Bugün işgünü değil grev günü

PELİN ŞENER

Kuzey Ren-Vestfalya’daki altı üniversite hastanesi çalışanlarının daha fazla personel ve daha iyi çalışma koşulları için mücadelesi sürüyor. 7 Mayıs Cumartesi günü greve çıkan sağlık emekçileri Düsseldorf DGB binası önünde bir araya gelerek Eyalet Parlamentosu önüne dek yürüdüler. Gerek başlangıç ve bitiş mitinginde, gerek yürüyüş güzergahında coşkulu sloganlar atıldı, talepleri içeren rengarenk dövizler, pankartlar taşındı, düdükler çalındı. Yürüyüşe, Düsseldorf Üniversite Hastanesi mutfağında çalışan işçilerle katıldım.

“Hasta insanlar için sağlıklı yemekleri yapabilmek için sağlıklı insanlara ihtiyaç var“ pankartı arkasında yürüyen mutfak işçileri çalışma koşullarının kendilerini hasta ettiğine dikkat çekmek için kullandıkları bandajları, ortopedik destekleri de taşıdılar.

Göçmen kadınların ağırlıklı yer aldığı kortejde, kadınlar hakları için mücadele edeceklerini dile getirdiler.

Kortejde yer alan kadınlara çalışma koşulları ve talepleriyle ilgili sorular yönelttik:

Hasibe Emine:

15 yıldır mutfakta çalışıyorum. Yemekleri hazırlıyor, pişiriyor, lojistik herseyi yapıyoruz. Ama yaptığımız için karşılığını alıyor muyuz diye sorarsan hayır.

İş arkadaşlarımız ile uyumumuz çok iyi. Birbirimize her zaman destek oluyoruz. Bugün burada birlikte grev yapıyoruz, daha fazla personel, daha az iş yükü, daha erken emeklilik istiyoruz. Bu işte aldığımız ücret emeğimizi gerçekten karşılamıyor. Hafta sonu geldiğinde çocuklarımızla bir şey yapmaktan endişe duyuyoruz cebimizde para kalacak mı diye. Her şey pahalılaştı. Önümüz yaz. Çocuklar tatil yapmak istiyor ama nasıl olacak bilmiyorum.

Songül Özmen:

Mutfakta çalışıyorum. Her öğünde bantta en azından bir kilo ağırlığında ve 80 derece sıcaklığında 1000 tabak geçiyor elimden. Bir öğünde bir ton. Mutfakta 6 yıldır inşaat var ve biz bu inşaatın ortasında çalışıyoruz. Araç gereçler, en az 35;40 senelim, çok ağırlar. Bu çalışma koşulları bizi hasta ediyor. Hepimizin ortopedik problemleri var. Stres de cabası. İnsanların iyileşmesi için yaptığımız yemekler bizi hasta ediyor. Son yıllarda hasta sayısında artış olmasına karşın personel sayısı aynı kaldı. Daha fazla iş yapmak zorunda kalıyoruz. Böyle gitmez. Daha iyi koşullarda çalışmak istiyoruz bu nedenle grev yapıyoruz.

Türkan:

2011’den beri üniversite klinik mutfağında çalışıyorum. Haklarımız için bugün buradayım. İşimiz çok zor. Çok ağır iş yapıyoruz. Mutfaktaki bütün araç gereçler, eski, fonksiyonlarını tam yerine getiremiyor. 40-50 senelik araçlarla çalışıyoruz. Bu da bizi çok yıpratıyor. Yemek dolu bir vagonu ittirdiğimizde vagon direkt gideceğine ya sağa ya sola gidiyor. Hepimizde kol, diz, bel problemleri var. Mutfağın komple değişmesi yenilenmesi gerek. Çalışan sayısı yetersiz. Çoğu zaman iki kişinin işini bir kişi yapıyor. Çalıştığım süre zarfında emekliye gidenin yerine işçi alındığını görmedim.

Temizlik işini eskiden kiralık firmalar yapıyordu, onu da bize yüklediler. Bütün diğer işlerin yanı sıra kanalları temizliyoruz. Hijyen kurallarına göre eğer ben bantta çalışıyorumsam kanalları temizlememem lazım. Her tarafımız sakat, hasta. Diz kapaklarımız, kollarımız… Daha fazla personel ve daha iyi çalışma koşulları istiyoruz.

Meryem Sabancı:

2020’de üniversite kliniğinden emekliye ayrıldım. Elime geçen para 1000 euro. Ama 50 metrekare eve 700 küsür euro para ödüyorum. Daha düşük kiralı bir ev arıyorum ama bulamıyorum. Bütün ihtiyaçlarım için elime 130 euro para kalıyor. Bununla ne yapacaksın?Tek başıma yaşıyorum. 70 yaşını geçtim. Bu yaşta hala temizlik işine gidiyorum. 26 yıl ameliyathanede temizlik yaptım. 12-13 sene de kantinde çalıştım. Bugün bütün işçilere destek vermek için buradayım. Dayanışma için buradayım. Yaşlılıkta yoksul yaşamasınlar, haklarını alabilsinler diye.

Perihan Geçgel:

Üç çocuğumun büyümesini kaçırdım çalışırken. Şimdi de torunlarımın büyümesini kaçırıyorum çalışmaktan. Gönderin yahu. İsteyeni 58 yaşında emekliye gönderin. 20 yıldır üniversite hastanesinde çalışıyorum. Daha önce de başka işlerde çalıştım. Buradaki çalışma koşulları çok zorlaştı. İnsan az, iş çok. Aletlerimiz çok eski. Çalışan sayımız az. Çalışanların yüzde 80’ii sakat. Erken emeklilik istiyorum.

Sabriye Kaya:

20 yıldır laboratuvarda çalışıyorum. Biri hastalandığında, ya da izin aldığında bir sürü iş tek kişiye kalıyor. Bize gelene kadar diğer alanlarda örneğin mutfakta daha fazla sıkıntı var. Hemşireler, klinikte çalışanlar gerçekten zor çalışma koşulları altındalar. Kimileri mola yapmadan 10 saat çalışmak zorunda kalıyor. Pandemi dönemi işimiz daha da zorlaştı.

Daha fazla işçi alınsın. Çok iş yapıyoruz ama az maaş alıyoruz. Mesleğin yoksa düşük ücretle el kol işi yapıyorsun. Taleplerimizin görünür olması lazım.

Arife Aşar:

Çocuklarımı kendi başıma çok zorluklarla büyüttüm. 58 yaşında emeklilik istiyorum. Mutfak çok zor. İşimiz çok ağır. Daha fazla işçi alınması lazım. Psikolojik olarak baskı altında hissediyorum kendimi. Herşeyin fiyatı artıyor. Bizim ücretlerimizin de artması lazım. Herşey çok pahalı. Yetmiyor. Daha iyi ücret istiyoruz.

Gülseher Dal:

5 yıldır hastanede çalışıyorum. İki sene hastaların yemeğini verdim. Şimdi eşyaları diziyorum. 3 kişiyiz. İşimiz bizim de ağır. Daha fazla personel lazım. İzin hastalık oldu mu mahvoluyoruz. Aylıklar da artsa fena olmaz Her şey çok pahalandı. Kira çok yüksek. Eşim çalışamıyor. O yüzden evin bütün yükü benim üstümde.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: