‘Maymun çiçeği’ virüsü hakkında bilinmesi gerekenler

Fotoğraf: DSÖ/Nijerya Hastalık Kontrol Merkezi

Birçok ülkede “maymun çiçeği” adı verilen virüsün yayılmasının ardından bir açıklama yapan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) internet sitesinden maymun çiçeğine dair en fazla sorulan soruları ve yanıtlarını da paylaştı.

Bunların bir kısmı şöyle:

Virüsün adı neden ‘maymun çiçeği’?: Virüs ilk olarak 1958’de bilimsel araştırmalarda kullanılan bir maymun kolonisinde tespit edildiği için bu ismi aldı. İnsanlardaki ilk virüs ise 1970’de görüldü.

Maymun çiçeği ile çiçek virüsü ne kadar benzer?: Küresel aşılama faaliyeti sonrasında 1980’de yeryüzünden silinen çiçek virüsü ile maymun çiçeği arasında genetik benzerlik bulunuyor. Bu yüzden çiçek aşısı yapılan kişiler maymun çiçeğine karşı da bir miktar koruma sahibi olabiliyor. Öte yandan virüsün 40 yıldan uzun süre önce yer yüzünden silinmesi ve ardından aşılama faaliyetlerinin durdurulması, genç nüfusu bu virüse daha açık hale getiriyor.

En çok nerede görülüyor?: Orta ve Batı Afrika’da sıklıkla rastlanan bu virüsü taşıyan hayvanlar, o bölgelerdeki tropik yağmur ormanlarında yaşıyor. Bu bölgelerden seyahat eden insanlar ve satılan hayvanlar aracılığıyla da diğer bölgelere yayıldığı düşünülüyor.

Belirtileri neler?: Belirtiler arasında ateş, yoğun baş ağrısı, kas ağrıları, sırt ağrısı, yorgunluk, lenf bezi şişkinliği, deride döküntü ve kabarcıklar yer alıyor. Döküntü genellikle ateşten 1-3 gün sonra başlıyor.

Kabarcıklar düz veya şişkin olabiliyor, içi saydam veya sarımsı bir sıvıyla dolabiliyor ve ardından genellikle çatlayıp, kuruyup düşüyorlar. Vücuttaki kabarcık sayısı birkaç adetten binlerceye kadar değişebiliyor. Döküntü genellikle yüz, avuç ve ayaklarda yoğunlaşırken gövdede daha az görülüyor.

Ağız, cinsel organlar ve gözlerde de ortaya çıkıyorlar. Bu semptomlar 2-4 hafta sürdükten sonra genellikle kendiliğinden geçiyor. Fakat semptomlar ortaya çıktığında kendiliğinden geçmesini beklemek yerine doktora başvurmak tavsiye ediliyor.

Öldürücü mü?: Çoğu vakada semptomlar kendiliğinden geçse de virüs bazı kişiler için ölümcül yolabiliyor. Yeni doğan bebekler ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler için bu virüs daha fazla tehdit oluşturuyor.

Ağır vakalarda deri enfeksiyonu, zatürre ve körlüğe kadar ilerleyebilen göz enfeksiyonları görülebiliyor. Vakaların en sık görüldüğü Afrika ülkelerinde ölüm oranı yüzde 3 ile 6 arasında değişiyor. Fakat bu ülkelerdeki virüs tespit sistemlerinin kısıtlı olması nedeniyle hafif vakaların tespit edilmemiş olma ihtimali de yüksek. Bu nedenle gerçek ölüm oranı bundan daha düşük de olabilir.

Hayvanlardan insanlara nasıl geçiyor?: Virüsü taşıyan hayvanlar, fiziksel temas ile bunu insanlara bulaştırabiliyor. Bu hayvanlar arasında kemirgenler ve primatlar da yer alıyor. Riski azaltmak için vahşi hayvanlarla korumasız temas edilmemesi, özellikle de hasta olan hayvanlardan veya ölü hayvanlardan uzak durulması tavsiye ediliyor.

Virüs insandan insana nasıl geçiyor?: Virüsü taşıyan insanlar semptom gösterdikleri dönemde bulaştırıcı oluyor. Bu genellikle virüse maruz kaldıktan sonraki 2-4 haftalık süreçte oluyor. Özellikle döküntü bölgeleri, vücut sıvıları ve yaralar bulaştırıcı olabiliyor. Virüsü taşıyan kişilerin kullandığı kıyafetler, havlular, nevresim takımları ve çatal-bıçaklar da virüsü bulaştırabiliyor.

Ağızdaki kabarcık ve yaralar da bulaştırıcı olduğu için tükürük yoluyla bulaşma ihtimali de var.

Bu yüzden maymun çiçeği virüsü taşıyan kişilerle yakın temasta olanlar, özellikle de aynı evde yaşayanlar, seks partnerleri ve sağlık çalışanları daha yüksek risk grubunu oluşturuyor. Virüs hamilelik döneminde plasentadan bebeğe de geçebiliyor. Semptom göstermeyen hastaların bulaştırıcı olup olmadığı ise kesin değil.

Kimler daha fazla risk altında?: Virüsü taşıyanlarla yakın temasta olanların yanı sıra gençlerin daha fazla risk altında olduğu düşünülüyor. Bunun nedeni ise yaşlıların çiçek aşısı nedeniyle maymun çiçeğine karşı da bir miktar bağışıklık sahibi olması. Bebekler, çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler de risk altındaki diğer gruplar.

Maymun çiçeği virüsünden nasıl korunulur?: Korunmanın en etkili yolu, virüsü taşıdığından şüphelenilen kişilerle fiziksel teması azaltmak.

Sağlık çalışanları ve virüsü taşıyanlarla birlikte yaşayanların lezyonlarla doğrudan temas etmemesi ve maske takması, virüsü taşıyanların yaralarının üzerine kapatması, kendilerini izole etmesi ve maske takması tavsiye ediliyor. Fiziksel temasın gerekli olduğu anlarda ise tek kullanımlık eldivenlerin giyilmesi bulaşım riskini azaltıyor. Aynı evde yaşayanların yüzeyleri, kıyafetleri ve mutfak eşyalarını düzenli olarak temizlemesi gerekiyor.

Maymun çiçeği olduğundan şüphelenenlerin ne yapması gerekiyor?: Virüse maruz kaldığınızı düşünüyorsanız sağlık kuruluşlarına başvurmanız, bu süreçte de kendinizi mümkün olduğunca izole etmeniz gerekiyor. Başvurunun ardından sağlık kuruluşları yaptıkları testler sonucunda pozitif olup olmadığınızı ortaya çıkarabiliyor.

Aşısı var mı?: Çiçek aşısına karşı geliştirilen aşılar maymun çiçeğine karşı da kısmen koruma sağlıyor. 2019’da onaylanan Imvamune, Imvanex ve Jynneos markalarıyla üretilen MVA-BN adlı bir aşı da maymun çiçeğine karşı etkili, fakat henüz kısıtlı sayıda üretiliyor.

Tedavisi var mı?: Hastalık belirtileri genellikle kendiliğinden geçiyor. Döküntü ve kaşıntıların mümkünse kendiliğinden kurumasını beklemek, değilse üzerini nemli tutmak da tavsiye ediliyor. Göz ve ağızdaki yaralarla temas etmemek de önemli. Çiçek virüsüne karşı geliştirilen antiviral ilaç tecovirimat (TPOXX adıyla da biliniyor) Ocak 2022’de maymun çiçeğine karşı da kullanım onayı aldı.

Daha büyük bir salgın riski var mı?: Maymun çiçeği, bulaşıcılığı yüksek bir virüs olarak görülmüyor. Bunun nedeni ise bulaşması için fiziksel temas gerçekleşmesi gerekmesi. Uzun zamandır bu virüsü yüksek öncelikli virüs kategorisinde değerlendiren Dünya Sağlık Örgütü, virüsün yayılmasını önlemek için virüsün görüldüğü ülkelerle temasa geçti.

Cinsel yolla bulaşıyor mu?: Maymun çiçeği virüsü fiziksel temasla bulaşıyor ve buna cinsel ilişki de dahil. Virüsün vajinal sıvılar ve meni yoluyla bulaşıp bulaşmadığı henüz bilinmiyor fakat cinsel ilişki sırasındaki deri teması virüsü bulaştırmak için yeterli olabiliyor. Derideki belirtiler cinsel yolla bulaşan frengi ve herpes gibi diğer virüslerin belirtilerini andırabiliyor. Bu da virüsün neden çoğunlukla cinsel sağlık kliniklerine başvuran erkeklerde görüldüğünü açıklayabilir. Fakat risk yalnızca cinsel olarak aktif kişilerle veya erkeklerle ilişkiye giren erkeklerle kısıtlı değil. (YH)