Altona’dan yoksulluk manzaraları

SEMRA ÇELİK

Kuyrukta şu an en az 20 kişi var. Kimi müdavim, kimi tavsiye üzerine gelmiş, ayrılamamış, kimi de benim gibi ilk kez gelenlerden. Hepimizin ortak yanı ucuz sebze meyve satan bir dükkanın önündeki kuyrukta beklememiz yani yoksulluğumuz.

Hamburg Altona tren istasyonundan dışarı çıkıp alt geçite girdiğinizde uzun bir insan kuyruğu gözünüze çarpar. Sabah erken saatlerde ellerinde çantaları ya da alışveriş arabalarıyla henüz açılmamış bir dükkanın önünde bekleyen, çoğu kadın, insanlar görürsünüz. Dükkan açılır, halden getirilen meyve ve sebzeler tezgahlara yerleştirilir yerleştirilmez bir telaş başlar. Daha tazesini, iyisini, çoğunu almak isteyenler neredeyse birbiriyle yarışırlar. Görevliler “Herkese yetecek kadar var. Bir kamyonet daha geliyor.” dese de ortalığı sakinleştirmek oldukça zordur.

Burası ucuz meyve-sebze satılan küçücük bir dükkan. Fiyatlara baktığınızda Aldi, Lidl gibi en ucuz alışveriş yapılan marketlerden çok daha ucuz. Kalite düşük ama hele de şimdiki gibi fiyat artışlarının olduğu dönemde buradan alışveriş yapanların kalite arayacak lüksü yok.

DAHA UCUZU VAR MI ABLA?

Saat 12.00 gibi, kuyruk kısalmış. Satıcılar yeni malları tezgahlara diziyorlar. Kuyruğa giriyorum.

3-4 yaşlarında kızıyla torbasına pırasa doldurmaya çalışan genç bir kadının yanındayım: “Ben cumartesi ve çarşamba günleri geliyorum abla. Bu en küçükleri iki çocuk daha var, şimdi okuldalar. Kaynanamgille beraber oturuyoruz, toplam yedi kişiyiz. Her gün iki öğün yemek pişiriyorum. Domates, soğan, patates burada ucuz. Diğerleri de. Bak pırasanın kilosu bir euro. En ucuz tanesi 50 centten alabiliyorsun alışveriş yerlerinde. Daha ucuzu var mı ki? Bu saatlerde gelip hem alışveriş yapıyorum hem de biraz nefes alıyorum. Bazen kasayla çilek alıyoruz reçel yapıyorum, bazen ucuz bulursam domatesten salça bile kaynatıyorum. Ben de biliyorum yiyeceklerin taze olmadığını, o gün kullandığımı kullanıyor, artanı buzlukta korunacak gibi kavuruyorum. Kayınbabam 37 yıl Blohm&Voss’ta çalışmış. 1150 euro emekli maaşı alıyor. Kaynvalidemin geliri yok. Diğer çocukları Türkiye’ye dönmüş, bir biz buradayız. Eşim çalışıyor ama aylığı 1200 euro. Beraber oturmamıza rağmen 1050 euro kira ödüyoruz. Üç çocuğun ihtiyaçları bitmiyor. Hele son dönemde fiyatlar bir arttı ki abla. Un, yağ, meyve, sebze, şeker herşey pahalılandı. Buraya gelmesem sebze meyve yememiz imkansız…”

MEYVESİZ KALMAYAYIM DİYE

Adının Müzeyyen olduğunu öğrendiğim 60-70 yaşlarında bir kadın konuştuğum kadına sesleniyor; “Çocuklara ananas da al. Bak 85 cent”. Yanına giderek konuşmaya başlıyorum. 45 yıldır Hamburg’da yaşıyor, eşi ölmüş, oğlu başka bir şehirde yaşıyor: ”Emekliyim. Sosyal yardım ilavesiyle geçimimi sağlıyorum. Eskiden meyve sebze çok yerdim, şimdilerde fiyatları o kadar arttı ki alırken düşünüyorum. Sonra bir arkadaşım burayı tavsiye etti. Bak aldıklarıma üzüm, ananas, şeftali, kayısı… Meyve satın aldım. Bu kadar şeye 5 euro bile ödemedim. İki gün bile dayansalar yeter bana. Cumartesi yine gelirim. Eskiden aklımın ucuna bile gelmezdi buradan alışveriş yapmak ama şimdi herşey pahalılandı. Türk bakkala gittim çay, zeytin, sucuk ateş pahası. Alışmışız zeytinsiz çaysız kahvaltı olmaz. Oralardan kesemediğim için buradan kesiyorum işte. Kiram 480 euro, emekli maaşım 325 euro, sosyal yardımla elime geçen 880 euro. Bununla elektrik, telefon, televizyon parası ödüyorum. Temizlik malzemeleri pahalı. Zaten onları da toptan almaya çalışıyorum.”

BEŞ ÇOCUĞU DOYURMAK ZOR

Eritreli Magda’nın beş çocuğu var. “Üçü ergenlik döneminde, karınları hiç doymuyor. Ucuz tavuk parçaları alıyorum, buradan da sebze bir koca tencere yemek yapıyorum. Bir gün sonraki ekmekleri yarı fiyatına satıyorlar. Ekmeğimizi de öyle ucuza satın alıyorum. Buzluk ekmek, tavuk kanadı, ucuz bulduğumda aldığım ve pişirdiğim yemeklerle dolu. Ancak arada taze meyve yemek istiyor çocuklar. Haftada iki gün buraya geliyorum. Herşey çok pahalı. Aldığımız para değişmedi ama fiyatlar çok yükseldi. Haydi şimdi böyle idare ediyoruz ama daha da kötüleşirse ne yapacağız.”

Hazır kuyruktayken Müzeyyen Hanım’ın yaptığını yapıyor, hoşuma giden meyvelerden satın alıyorum. 3 euro ödüyorum. Arada uğramaya değer bence… (Foto: Semra Çelik)