Enflasyon yoksullaştırıyor

Milyonlarca işçi ve emekçinin reel ücret ve gelirleri aylardır düşüyor. Son iki aydır enflasyon oranı yüzde 7’nin üzerinde gerçekleşti. Mayıs ayında oranın yüzde 8 dolayında olması bekleniyor. Hükümetin hazırladığı yardım paketinin özellikle dar gelirler için getirisi neredeyse olmayacak. Yalnız yaşayan bir milyoner, asgari ücretle çalışan birinden daha fazla yardım alıyor! Reel ücret ve gelirlerin artması için uzun vadeli ve köklü çözümlere ihtiyaç var.

Federal Konsey, 20 Mayıs günü vatandaşların artan enerji maliyetlerinin düşürülmesine ilişkin yasa tasarısını onayladı. Hükümet oldukları günden bu yana kendi kendilerini övmeyi adet haline getiren hükümet partileri, “vatandaşı yalnız bırakmadıkları”, “yüksek enerji fiyatları altında ezilmelerini engelledikleri” vb. sözlerle yine kendilerine “aferin” demeyi ihmal etmediler.

YARDIMLAR DEVEDE KULAK KALIYOR

Verivox gibi karşılaştırma portallarının yaptıkları hesaplara göre, verilmesi planlanan yardımlar mevcut fiyat artışlarını yarı yarıya azaltmıyorlar bile. İki yetişkinin çalıştığı ve iki çocuğun olduğu “örnek hane” üzerinden artan enerji fiyatlarıyla devlet yardımlarını karşılaştırdıklarını bildiren Verivox uzmanlarından Lundquist Neubauer, Nisan 2021’de yıllık enerji harcamaları için 3 bin 861 euro harcamak zorunda olan “örnek hanenin” Nisan 2022’de aynı hacimde enerji harcamaları için yıllık giderinin 6 bin 289 euroya çıktığını belirtiyor. Böylece söz konusu hanenin yıllık 2 bin 408 euro daha fazla harcaması oluyor. Fakat bu ailenin devletten alabileceği en yüksek yardım miktarı ise bin 35 euro ile sınırlı kalarak fiyat artışının yarısını bile karşılamıyor.

Alman Sendikalar Birliği (DGB)’ye bağlı Hans-Böckler-Vakfı tarafından hazırlanan bir raporda ise net geliri 2600 euroya kadar olan tek başına çocuk yetiştiren birinin alabileceği yardımın en fazla 629 euro olduğu belirtilirken, “Fakat yılın ilk dört ayında enerji ve gıda maddelerindeki fiyat artışları nedeniyle bu hanenin 330 euro fazla gideri oldu bile. Benzeri bir durum iki çocuklu ve tek çalışan olan haneler için de geçerli. Burada da alınabilecek yardımın yarısından fazlası ilk dört ay içinde harcanmış olacak” denildi.

YARDIMLAR YANLIŞ YERLERE GIDIYOR

Paritätischen Wohlfahrts­verband genel müdürü Ulrich Schneider de, sürekli yüksek enflasyon durumunda toplumun büyük bir sosyal bölünmeyle karşı karşıya kalacağına diikat çekiyor. RND redaksiyonuyla yaptığı söyleşide, “Enflasyon oranı bu şekilde gelişmeye devam ederse, o zaman toplum alt sınırdan parçalanacak” diye konuşan Schneider, “O zaman artık ayın sonunu nasıl getireceğini bilmeyen milyonlarca hane olacak ve bunun da siyasi bir etkisi olacak” dedi.

Almanya genelinde 13,4 milyon kişinin yoksul olduğuna dikkat çeken Schneider, “Bu da nüfusun yüzde 16,1’ine tekabül ediyor, bu görmezden gelinmemeli” dedi. Paritätischen Wohlfahrts­verband yoksulluk tanımlamasını medyan* geliri baz alarak yapıyor. Buna göre medyan gelirin yüzde 60’ından daha azına sahip olan herkes yoksul olarak kabul ediliyor.

Federal Meclis ve Federal Konsey tarafından kararlaştırılan yardım paketinin zor durumda olanlara çok az yardımcı olduğunu söyleyen Schneider, “Aksine bu paketin sosyal, ekolojik ve bütçesel olarak çok ciddi sorgulanması gerekli” dedi. Yardımların yanlış yere gittiğini söyleyen Schneider, “Zaten en fazla servete sahip olan haneler bu paketle en fazla yardımı alıyor. Yalnız yaşayan bir milyoner, asgari ücretle çalışan birinden daha fazla yardım alıyor. Böyle bir şey olabilir mi?” dedi.

Devletin önümüzdeki dönemde de mali açıdan müdahale edebilme kabiliyetini sürdürebilmesi için gerçekten yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmesi makul olurdu” diye konuşan Schneider, “Enflasyon böyle yükselmeye devam ederse, politikacılar ellerindeki her türlü müdahale olanağını yitirdiklerini görecekler” dedi.

YOKSULUN DURUMUNDAN BİR HABERLER!

Almanya gibi zengin bir ülkede gıda yardımı dağıtan kurumlara (Tafel) başvuranların sürekli arttığına da dikkat çeken Schneider, “Gıda dağıtan bu kurumlar artan talebi karşılamakta güçlük çekiyorlar. Daha fazla insan kuyruklara girerken dağıtılacak gıda miktarı sürekli azalıyor. Unutulmamalı ki Tafel’e giden herkes, bunu çok müşkül durumda olduğu için, ihtiyacı olduğu için yapar. Ama bu bile bugün farkedilmiyor. Fiyat artışları nedeniyle şu anda toplumun tabanında neler olup bittiği yeterince dikkate alınmıyor” dedi.

Bu gerçeklik karşısında hükümetin daha ciddi tedbirler alması gerektiğini söyleyen Schneider, “bunlar arasında Hartz IV yardımının derhal 449’dan 678 euroya yükseltilmesi, temel geçim parası alanların elektrik harcamalaının tam olarak üstlenilmesini, konut yardımının sıcak kiraya kapsayan yardıma dönüştürülmesi ve konut yardımı alan kesimin genişletilmesi olmalı” dedi. Schneider ayrıca bu tedbirlerin öğrenci kredisi (BAFÖG) alanlar için de benzer şekilde geçerli olması gerektiğini belirttiği açıklamasını, “Tüm bunlar yapılsaydı o zaman gerçekten ihtiyacı olanları, fakir olanları yakalardık” dedi.

DAHA HEDEFLİ OLMALIYDI”

DGB Başkanı Yasmin Fahimi ise Funke medya grubuna yaptığı açıklamada, “vatandaşların daha güçlü ve hedefli bir şekilde harcamaları azaltılmalıydı” dedi. “Emekliler ve üniversite öğrencilerinin elleri boş kalmamalı. Onlara da 300 euro tutarındaki enerji parası (“Energiepauschale”) verilmeliydi” dedi.

Ayrıca enerji fiyatlarına uygulanan katma değer vergisinin bir süreliğine düşürülmesini ve doğalgaz fiyatlarına tavan fiyatı uygulanmasını talep eden Fahimi, vergi indiriminin kapsamını belirlemedeki eksikliği de eleştirdi. Düşük gelirli insanların yeterli düzeyde vergi indiriminden faydalanamadığını söyleyen Fahimi, “Vergi indirimi yasasının bir sonucu olarak devlete yansıyacak toplam maliyetin sadece yüzde yedisi, işe gitmek için her gün uzun mesafe araç kullananlar, bu mesafe ödeneğindeki artıştan faydalanabilecekler. Geri kalan miktar ise kaşıkla dağıtılacak gibi görünüyor” dedi.

İYİ BİR YUDUM” NE Kİ?

Enflasyonun yükselmesi karşısında ücretlerin yükselmesi gerektiğini söyleyen Fahimi, “Krizin maliyetlerinin çalışanlara yansıtılmayacağına dair net bir sinyale ihtiyacımız var. Bu nedenle işçiler şimdi ücret şişesinden iyi bir yudum istiyorlar” dedi.

Hükümetin yeni yatırımlar ve harcamalar için yeni borç yapabileceğini söyleyen Fahimi, “En azından önümüzdeki birkaç yıl için borç frenini askıya almalıyız” dedi. Ayrıca bir servet vergisi getirilmesin gerektiğini de söyleyen Fahimi, “Bunun yanı sıra Sermaye Gelir Vergisi ücretlerin vergilendirilmesine uyarlanmalı” dedi.

Servet vergisi konusunda yanlış anlaşılmak istemediğini söyleyen Fahimi, “Bana göre ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra olduğu gibi, yüklerin eşitlenmesi gerekir. Yüzde bir vergiye tabi olabilecek bir milyon euro üzerindeki servetleri düşünüyorum. Ancak bu bağlamda kamulaştırmadan söz edilemez: Ben kendi başına mülkiyeti sorgulamıyorum. Yük dengelenmesi aynı zamanda artan varlıklarla da ilgili” dedi.

ENERJİYE TAVAN FİYATI, REEL ÜCRET VE GELİR ARTIŞI!

Almanya’da 8 milyon kişi; ücretleri yetmediği için Hartz IV ek yardım, işsizlik parası (ALG I), temel geçim parası (Hartz IV), temel emeklilik parası, sosyal yardım, iltica yardım parası gibi gelirlerle geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar, 22 milyon kişi de emeklilik maaş ile geçiniyor. Ve 40 milyona yakın işçi ve emekçinin ücret ve maaşları son bir yıl içinde sürekli düştü. Bugün gelinen yerde bütün bu kesimlerin yaşam şartları yükselen enflasyonla birlikte zorlaşıyor.

Eğer buna “dur” denilmek ve milyonlarca emekçinin, çocukların ve emeklilerin yaşam şartları iyileştirilmek isteniyorsa; bütün enerji türlerine tavan fiyatı uygulanması, kiraların dondurulması ve reel ücretlerin yükseltilmesi (yani reel ücret kaybının telafi edilmesi değil) gerekiyor. Ayrıca Hartz IV ve diğer tüm sosyal yardımlar insanca yaşamaya yetecek düzeye yükseltilmeli.

Bunların elde edilmesi ise ancak işçi ve emekçilerin ortak mücadelesiyle gerçekleşebilir. Kimya sendikası geride bıraktığımız haftalarda havlu attı ve görüşmeleri sonbahara erteledi. Eğitim ve sosyal hizmetler işkolunda beş yıllık bir sözleşme imzalandı. Gazetemiz baskıya hazırlanırken IG Metall’in demir-çelik alanındaki TİS görüşmelerinde “uzatmalara” girildiği haberi gelmişti. Tüm bu gelişmeler elbette iç açıcı değil – ama sendikaların somut durumunu gösteriyor. Bu durumu ancak tabandaki çalışmaları güçlendirerek değiştirebiliriz – büyük laflar ederek değil.

* “Ortalama gelir”, ülkedeki toplam gelirin toplam nüfusa bölünmesi yoluyla hesaplanır. “Medyan gelir” hesaplamasında ise gelirler küçükten büyüğe sıralanır ortaya düşen değer “medyan geliri” gösterir.

 

4 AYLIK DÖNEMDE BAZI FİYAT ARTIŞLARI:

1 Ocak – 30 Nisan arası gerçekleşen fiyat artışlarından bazıları*

Tereyağı %14

Un %14,2

Biber %34,3

Sığır kıyma %22,5

Paket tatil %35,5

Süper benzin %18,1

Elektrik** %20

Doğalgaz** %33

Gazyağı** %144

*Elektrik, doğalgaz ve gazyağı dışındaki tüm veriler Federal İstatistik Dairesi’ne aittir.

**Fiyat karşılaştırma portalı Verivox elektrik ve doğalgaz fiyatlarındaki söz konusu artışın ortalamayı yansıttığını belirtirken ilk kez bir sözleşme yapanların bir önceki yıla göre yüzde 100 daha fazla ödemek zorunda kaldıklarını belirtiyor. Gazyağındaki fiyat artışı Nisan 2021-Nisan 2022 arasını yansıtıyor. Daha geniş bilgi almak isteyenler ve sözleşmelerini yenilemek isteyenler www.verivox.de adresine bakabilirler.