Birlik ve Dayanışma Festivali’nin ardından: Sorumluluğumuz da umutlarımız da arttı

Foto: Eren Gültekin

ZEYNEP SEFARİYE EKŞİ

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) tarafından 28 Mayıs günü Köln’de düzenlenen ‚Birlik ve Dayanışma Festivali‘ hem katılımcılara zengin bir kültürel program sundu hem de barış, dayanışma ve işçi hakları konusunda önemli politik mesajlar verdi. DİDF Genel Başkanı Zeynep Seferiye Ekşi, festivali gazetemiz için değerlendirdi.

28 Mayıs yaklaştıkça bütün derneklerimizde festival heyecanımız artmıştı. İlk defa yapmıyorduk ama, iki buçuk yıllık ‘durgun’ bir dönem olan pandemi sürecinden çıkılmıştı. Derneklerimizde çalışmalarımızı sürdürmüştük ama, kapanmanın ardından kazanılan alışkanlıklar nedeniyle kaygularımız haksız da değildi. Diğer yandan ise biraraya gelme ihtiyacı dünden fazlaydı.

Binlerce Almanca ve Türkçe bildiri ve afişle festival duyuruları yapılmış, şehir meydanlarında masalar açılmış, çalışmaya katılan arkadaşlarla gruplar oluşturulup bilet vermek için listeler hazırlanarak ‘ev gezileri’ yapılmıştı. Koronanın etkileri, savaş, pahalılık, Almanya ve Türkiye’deki gelişmelerle ilgili sohbetler festival çalışmamızın gündemi olmuştu. Festivalden bir hafta önce Köln Ford fabrikasının 3 kapısında bildirilerimizi dağıtırken, vardiyasını bitirip çıkan pek çok işçinin etkinlikten haberi olduğunu söylemesi, geleceğini söyleyenler olması moralleri daha da artırmıştı. Sadece Köln’de 10 bine yakın bildiri dağıtıldı. Genç-yaşlı, kadın-erkek arkadaşlarımız derneklerde, semtlerde haftalık düzenli buluşmalarla günlük çalışmalarını örgütlemişlerdi. Mart ayında başlayıp mayıs ayı ortasına kadar yapılan kongre çalışmalarımızla festival çalışmalarımız içiçe geçmiş, emekçilerle buluşma konusunda birçok şehirde kolektif ve ısrarlı bir çaba ortaya konmuştu.

Son haftaya gelindiğinde hazırlıklar tamamlanmış, neredeyse tek kaygı hava sıcaklığı ve saat saat yağmur durumuydu.

Bu emekle 28 Mayıs günü, 6 binin üzerinde katılımla başarılı bir festival gerçekleştirdik. İki buçuk yıla yakın korona sürecinin ardından yaptığımız festivalimiz ‘ne kadar da ihtiyacımız varmış böyle biraraya gelmeye’ duygusunu yaşattı. Katılım ve birlikte geçirilen dolu dolu saatler, “iyi ki kolları sıvayıp yapmışız” dedirtti tüm emek verenlere.

Festival şiarımızın anlamı konuşmalarda dillendirildi

Pandemi ve savaş iki temel konusu oldu tüm konuşmacıların. NATO’nun bir savaş örgütü olduğu, hükümetlerin yoksullaştırma ve savaş politikalarının yükünü genç, kadın, yerli-göçmen emekçilerin sırtına yüklemesine ve bunlara eşlik eden ırkçı-milliyetçi bölme politikalarına karşı birleşik mücadele ve dayanışma çağrıları ortaktı.

EMEP Başkanı Ercüment Akdeniz’in konuşmasında örneklendirdiği Türkiye’deki göçmen işçi düşmanlığının burada yaşananlarla paralelliği ve emekçilerin enternasyonalist mücadelesine vurgusunun bir yanı da ‘dayanışma’ idi. Festivalimizde, emperyalizme ve faşizme karşı bağımsızlık ve halkların kurtuluş mücadelesinin sembolleri olan Deniz, Yusuf ve Hüseyin idamlarının 50. yılında anılması, onların mücadelelerine devam etme çağrısıyla birleşti.

İnşaat ve temizlik işçileriyle sahneye çıkan IG-BAU Sendikası merkez yönetim kurulu üyesi Carsten Burkhardt’ın, sendika bürokrasisinin hükümetin silahlanma ve savaş politikalarına yedeklenmesine karşı açık tutumu ve 100 milyar euroluk özel ordu fonunu eleştirmesi, ortak mücadele çağrısı yapması önemliydi. Köln Uni Klinik’de grevde olan hasta bakıcılarının sahnedeki dayanışma talebi, DİDF’e teşekkürleri, ortak mücadelenin ortak kazanımlarımız için canlı bir örneği oldu. Gençlik örgütümüz ve enternayonal gençlik derneği konuşmacılarının birleşik mücadele çağrısı geleceğimizi gösteriyordu aynı zamanda.

Bir emek örgütü olan federasyonumuz 42 yıldır emekçilerin dil-din-milliyet farkı gözetmeden ortak sorunları için daha fazla biraraya gelmesinin, birleşebilmesinin çabasını gösteriyor. 28 Mayıs günü ‘birlik ve dayanışma festivalimiz’ bunun güzel bir aracı oldu.

Dostlarla olmanın, binlerle olmanın coşkusu!

İki dilli zengin bir programımız vardı. Moderatör arkadaşlarımız Almanca ve Türkçe yaptılar sunumlarını. Türkçe, Almanca, Kürtçe şarkılar-türküler söylendi. Rap müzik de vardı, halay türküleri, Denizler için yakılan ağıtlar, marşlar da. Birleştiriciydi. Her kuşağa, farklı beğenilere hitap eden çeşitlilikte kültürel program ilgiyle izlendi. Birlikte halaya durmak, birlikte türküler söylemek, gelecek dönemde daha da da ihtiyacımız olan birlik ve dayanışmayı da güçlendirecek…

Katılanlar ‘güzel bir ortam’ ve ‘değerli mesajlar’ için teşekkür ettiler. Teşekkür tüm DİDF üyelerine, derneklerimize, emeği geçen herkese! Eminiz ki, mücadeleye daha ilerden katılmaya karar verenler, umudunu tazeleyenler oldu. Festivalimizin örgütlü mücadelenin bir parçası olma tutumuna da katkısı oldu.

Elbette festivalimizin eksik kalan yönleri de vardı. Programı daha zengin, daha işlevli hale getirmek; daha fazla Alman emekçisini de kapsayacak bir çalışma ve hazırlık içinde olmak; festivale katılan işçiler, gençler ve kadınlarla daha kalıcı bağlar kurmamızın imkanlarını arttırmak önümüzdeki çalışma dönemi açısından dersler çıkaracağımız başlıca konular. Diğer taraftan bu dersler ve elde ettiğimiz başarı ve moral, önümüzdeki dönem gerek merkezi gerekse kentlerdeki etkinlik ve çalışmalarımız açısından hem sorumluluğumuzu hem de umutlarımızı artırıyor.

Kollektif emekten ve ortak çalışmadan aldığımız güçle çoğalacağız. Emekçilerin birleşik örgütlülüğünü ilerletmek için! Festivalimizden sonra, 10-12 haziran günlerinde Nürnberg’de yapacağımız merkezi kongremizi de bu coşku ve enerjiyle yapacağız.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: