9 euroyla gelen kaos

Foto: Yücel Özdemir / Köln

1 Haziran’dan itibaren yürürlüğe konulan ve 31 Ağustos’a kadar geçerli olacak 9 euroluk bilet adeta devrim etkisi yarattı. İlk haftada 7 milyon insan ucuz bileti aldı. Pfingsten tatilinde ise trenler doldu taştı. Talep, Almanya gibi zengin bir ülkede halkın ucuz ulaşıma ihtiyaç duyduğunu gösterdi. Bu nedenle toplu taşımanın ucuzlatılması önümüzdeki dönemin en önemli talepler arasında yer alacak.

Şehir içi ve şehirlerarası toplu taşımacılığın alabildiğince pahalı olduğu Almanya’da 1 Haziran’dan itibaren yürürlüğe konulan ve 31 Ağustos’a kadar geçerli olacak 9 euroluk indirimli bilet adeta devrim etkisi yarattı. Biletin şehir içi ulaşımla birlikte, ICE ve IC trenleri dışındaki şehirler arası ulaşımda da geçerli olması yoğunluğu arttırdı. Özellikle Pfingsten tatili sırasında bölgesel trenler doldu taştı. Hayat pahalılığının de etkisiyle bir yere adım atamayan vatandaşlar, dört günlük Pfingtsten tatilinde yüzbinler halinde trenlerle ailelerini ziyaret etti ya da tatil bölgelerine ulaşmaya çalıştı.

Yüksek enflasyon nedeniyle hükümet tarafından vatandaşlara destek paketi çerçevesinde karar altına alınan 9 euroluk aylık bilete ilginin tahmin edilenden de fazla olması, aynı zamanda yüzbinlerce insanın ekonomik nedenlerle ülke içinde seyahat edemediği anlamına geliyor. Sadece bir kaç gün içinde 7 milyon kişinin 9 euroluk bilet satın alması da bunu gösteriyor. Öyle anlaşılıyor ki, kısa sürede ülke nüfusunun önemli bir bölümü 9 euroluk bilet imkanından yararlanacak.

DB HAZIRLIKSIZ YAKALANDI

Keza bu süreçte demiryolları işletmesi Deutsche Bahn’ın (DB) da bu denli yoğunluğa hazırlıklı olmadığı görüldü. Bir çok yerde trenler yetersiz olduğu için yurttaşlar seyahat edemedi. Ya da istediği gün yola çıkmadı. Yine seyahat sırasında bisikletini yanında götürme imkanı sağlandığı halde, yer sıkıntısından ötürü buna uyulmadı. Peronlara giriş kontrolü yapıldı.

Yoğunluğun en fazla hissedildiği Berlin’deki merkez tren istasyonunda 4 Haziran günü özellikle kuzeydeki tatil bölgelerinde giden trenler kısa sürede doldu. Yoğunluğun olacağı önceden bilinmesine rağmen, Deutsche Bahn’ın sadece 50 tren fazlalaştırması, doğal olarak ihtiyacı karşılamadı.

9 euroluk bilet uygulamasının gösterdiği konulardan birisi de, bir devlet tekeli olan Deutsche Bahn’ın alt yapısının tahmin edildiği gibi güçlü olmadığı oldu. 2020 itibarıyla 322 bin çalışanı olan DB’de ray sistemi, trenlerin eskiliği ve yetersiz personel başlıca sorular arasında.

Halbuki iklim sorununun yaşandığı günümüzde demiryollarına devletin daha fazla yatırım yapması ve halkın araba yerinde daha fazla demiryolunu kullanmasını teşvik etmesi gerekiyor. Son yıllarda bu konuda fazla ciddi bir mesafe katedilmedi. İşbaşındaki hükümetin sözleşmesinde, 2030 yılına kadar demiryoluyla taşınan insan sayısının iki katına çıkarılacağı vaat ediliyor. Bunun olabilmesi için öncelikle fiyatların düşük ve alt yapının güçlü olması gerekiyor. Her iki şart bir anda yerine getirilmediği takdirde hedefe varmanın zor olacağı bugünden söylenebilir.

MODEL KALICI OLMALI

Üç aylık 9 euroluk bilet uygulaması, genel olarak toplu taşımanın bugünkünden çok daha ucuz olabileceğini bir kez daha gösterdi. Genel olarak son yıllarda ortaya çıkan çevre hareketinin en önemli taleplerinden birisi de özellikle yakın mesafedeki toplu taşımanın ücretsiz olması yönündeydi. Daha fazla elektrikli toplu taşımanın daha az karbondioksit salınımı anlamına geldiği için, bundan sonra ucuz toplu taşıma talebi doğrultusunda güçlü bir mücadeleye ihtiyaç duyulduğu anlaşılıyor.

Başta askeri harcamaların düşürülmesi, tekellerden daha fazla verginin alınması olmak üzere değişik alanlardan yaratılacak kaynaklarla temel insan haklarından biri olan seyahat hakkı çerçevesinde toplu taşıma kısa sürede ücretsiz hale getirilebilir. Avrupa’nın pek çok ülkesi ve kentinde toplu taşımanın ücretsiz ya da fiyatlarının çok düşük olması da bunun mümkün olduğunu gösteriyor. (YH)