Rusya, Almanya ve Fransa’yı Mali’den nasıl kovdu?

YÜCEL ÖZDEMİR

Dünya kamuoyu bu hafta, bir yıl önce Afganistan’da Taliban’ın yeniden iktidarı almasını, işgalci NATO güçlerinin apartopar kaçmasını bir kez daha konuşurken, Afrika’nın yoksul ülkesi Mali’de benzer bir durum Fransa ve Almanya’nın başına geldi.

Topraklarının büyük bir bölümü Cezayir, Nijer, Burkina Faso ve Moritanya arasında kalan, yaklaşık 20 milyon nüfusu olan Batı Afrika’nın bu yoksul ülkesinin kuzeyindeki Azavad bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden laik Tuareg isyancıları (Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi-MNLA) 10 yıl önce başkent Bamako’ya doğru harekete geçip birçok kenti kontrol etmeye başlayınca, şeriatçı İslamcı güçler de devreye girmiş ve çatışmalar büyümüştü.

Mali ordusunun Fransa’nın desteğiyle kaybedilen toprakları geri almak için başlattığı Serval Operasyonu tam anlamıyla başarıya ulaşamayınca, 2013’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi MINUSMA adıyla askeri müdahale için yeşil ışık yakmıştı. Müdahalenin merkezinde ise tahmin edilebileceği gibi eski sömürgeci devlet Fransa vardı. Almanya ise müdahaleyi Afrika’ya ayak basmak için fırsat görmüş, sürece dahil olmuştu.

Ne var ki, bir bakıma AB ülkelerine havale edilen Mali müdahalesi, dokuz yıl içinde bir başarı elde etmeden hafta başında bitti.

İşgalin başlamasından geçtiğimiz mart ayına kadar toplam üç askeri darbenin gerçekleştiği Mali’de en son Rusya ve Çin yanlıları iktidarı ellerine geçirince, hava Fransa-Almanya aleyhine dönmeye başladı. Alman basını darbenin Rus özel askeri şirketi Wagner Grubu yardımıyla yapıldığını yazıyor. Darbeci yönetim de Wagner güçlerinin eğitim amacıyla ülkede bulunduğu inkar etmiyor.

Assimi Goita liderliğinde gerçekleşen darbenin ardından MINUSMA operasyonu kapsamında ülkede konuşlandırılan bütün yabancı askeri birliklere yol göründü. İlk olarak, Bamako havaalanındaki BM merkezini koruyan 49 Fildişi Sahili askeri gözaltına alındı, haklarında dava açıldı.

Alman basınında birkaç gündür çok büyütülmeden verilen Mali’deki gelişmeler, özellikle Fransa ve Almanya için fiyaskoyla sonuçlanmış durumda. Resmen kovuldular.

Mali’de darbeyle işbaşına gelenler kısa bir süre önce ülkenin hava sahasını yabancı uçaklara kapatarak, ülkedeki en büyük askeri güç olan Fransız ve Alman askerinin ülkeleriyle bağlantıları kesti. Takviye ya da görev değişimi yapılamaz hale geldi. Bu nedenle Almanya geçen cuma, Fransa ise pazartesi günü, resmi ağızlardan Mali operasyonu sonlandırdıklarını açıklamak zorunda kaldı.

Die Welt gazetesinde yer alan habere göre, “Barkhane Operasyonu” kapsamında Gao kentinde üslenen, zaman zaman sayıları 4 bin 500’e kadar çıkan Fransız askerleri pazartesi günü kara yoluyla komşu ülke Nijer’e geçerek, Mali’den ayrıldı. Fransız Genelkurmay Başkanlığı da bir açıklamayla operasyonun bittiğini duyurdu. Mali’de toplam 59 Fransa askeri hayatını kaybetmişti.

Başkent Bamako’daki Alman askerlerinin tahliyesi için ise düne kadar süren diplomatik görüşmelerden bir sonuç alınamadı. Alman askerlerinin durumunu “Berlin ve Bamako arasında iletişim kesildi” başlığıyla haberleştiren muhafazakar Frankfurter Allgemeine Zeitung’dan Peter Carstens’in verdiği bilgiler ilginçti: “Mali hükümeti, Almanya’dan kalkan ve piyade taşıyan uçağın inişine izin vermedi. Böylece haftalardır fiili olarak 200 Alman askeri rejim tarafından esir alınmış durumda. Askerlerin Mali’deki görev süresi bittiği halde uçmalarına izin verilmiyor.” (FAZ, 15.08.2022)

Savunma Bakanlığından bir yetkili ise başkent Bamako’da görev yapan askerleri taşımak üzere bir uçağın perşembe (dün) gideceği bilgisini aynı gazeteye verdi.

Mali’den ayrılan Fransız askerlerin yerini hemen Rus askerleri aldı. Der Spiegel dergisinin, iki gün önce Alman askeri kaynaklara dayandırarak verdiği habere göre, Fransa’nın boşalttığı Gao’daki askeri garnizonda “20-30 üniformalı” görüldü. Sonradan bunların Wagner Grubu üyeleri olduğu ileri sürüldü. Ayrıca, aynı garnizonda Rusya’nın geçen hafta Mali ordusuna teslim ettiği L-39 Albatros tipindeki uçak da görüldü.

Birleşmiş Milletler tarafından geçtiğimiz haziran ayında görev süresi 2023’e kadar uzatılan MİNUSMA misyonu böylece zorunlu olarak bitmiş oldu. Irak ve Afganistan’dan sonra Mali’de olanlar da emperyalist işgalcilerin hedeflerine ulaşmadığını gösteriyor. İşgallerin sürekli olmayacağı, işgalcilerin bir gün mutlaka gitmek zorunda kalacağı bir kez daha görüldü. Bu durum sadece ABD ve AB için değil, Rusya için de geçerli. Rakip emperyalist güçler arasındaki çelişkiler derinleştikçe, egemenlik mücadelesi yürüttükleri bölge ve ülkelerde de çatışma sertleşiyor.

Günümüzde, pek dikkat çekmese de yoksul Afrika’nın yeraltı zenginlikleri emperyalist devletler ve bölgesel egemenlik iddiasında olan Türkiye ve Mısır gibi ülkelerin hedefinde olmaya devam ediyor. Mali’den başlayarak bölge ülkelerinin ve kıtanın makus talihinden kurtulmak emperyalizm ve sömürgecilikten kurtulmakla mümkün. Emperyalist güçler arasında gidip gelmek ise kurtuluş değil, yeni sömürgecilere davetiye çıkarmak olur.